Makale

CAMİ VE CEMAAT ADABI

DR. DURAK PUSMAZ / Haseki Eğitim Merkezi Müdürü

CAMİ VE CEMAAT ADABI

Yüce dinimiz birlik ve beraberliğe büyük önem vermiştir. Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde: "Cemaat; birlik ve beraberlik rahmettir. Tefrika ise azabdır.”1“Allah’ın kuvvet ve kudreti, yardım ve nusreti cemaat üzerindedir.” 2 buyurmuştur. Dinimiz müslümanların birlik ve beraberliklerini sağlayacak herşeyi emretmiş, bunu bozacak, zedeleyecek her türlü tutum ve davranışı da yasaklamıştır. Bir köyde veya mahallede yaşayan müslümanların günde beş vakit namazı cemaatle kılmaları da birlik ve beraberliklerini sağlayan en önemli hususlardan biridir. Bir hadis-i şerifte: “köyde ve kırda üç kişi bir arada olur da, namazı cemaatle kılmazlarsa, şeytan onlara mutlaka galip gelerek Allah’ı anmaktan uzaklaştırır. Öyle ise cemaate sarıl, sakın cemaatten ayrılma. Çünkü kurt, sürüden ayrılan koyunu kapar."01 buyrulmuştur.
Cemaatle Namazın Sevabı
Farz namazları cemaatle kılmak, tekbaşına kılmaktan daha faziletli ve daha çok sevaptır. Bu konuda Peygamber Efendimizden muhtelif hadis-i şerifler nakledilmiştir:
Sahabe-i kiram içerisinden en çok hadis rivayet etmekle meşhur olan Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kimsenin camide cemaatle kıldığı namaz, işyerinde ve evinde tekbaşına kıldığı namazdan yirmi kü- sür derece daha sevaptır. Şöyle ki bir kişi güzelce abdest alır, sonra başka hiçbir maksatla değil, sadece namaz kılmak için camiye gelirse, camiye girinceye kadar attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir ve bir günahı bağışlanır. Camiye girince de, namaz kılmak için orada durduğu sürece, tıpkı namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Biriniz namaz kıldığı yerden ayrılmadığı, kimseye eziyet etmediği ve abdestini bozmadığı müddetçe melekler: “Allah’ım ona merhamet et, Allah’ım onu bağışla, Allahım onun tev- besini kabul et" diye ona dua ederler.(4)
“Cemaatle kılınan namazın sevabı sizden birinin tekbaşına kıldığı namazın sevabından yirmi beş derece daha faziletlidir.”5 Bazı rivayetlerde ise, yirmi yedi derece daha faziletli olduğu belirtilmiştir.
Yukarıdaki hadis-i şeriften öğrendi’ ğimize göre, farz namazları camide cemaatle kılmak çok faziletlidir. Sadece namaz kılmak için evinden çıkıp cami; ye gelirken, namazını bitirip evine giderken attığı her adımdan dolayı kendisine sevap yazılır. Aslında camiye gidip gelmek ibadet değildir, ibadete vesiledir. Asıl ibadet olan orada namaz kılmaktır. Fakat dinimizde ibadet etmek sevap olduğu gibi, ibadete vesile olan şeyleri yapmak da sevaptır. Bu sebeple camide cemaatle namaz kılmak sevap olduğu gibi, namaz için camiye gidip gelmek de sevaptır.
Sahabe-i kiram beş vakit namazı ’ mescidde Resûlullah ile beraber kılmaya çok özen gösterirlerdi. Mühim bir mazeretleri olmadıkça cemaati ter- ketmezlerdi. Nitekim Abdullah şöyle derdi: “Yemin olsun ki, biz bilirdik ki,namazdan ancak nifakı kesin olarak bilinen münafık, yahut da hasta olan geri kalırdı. Hatta hasta olan kimse namaza gelmek için iki kimse arasında onların yardımıyla yürüyerek gelirdi. Resûlullah (s.a.v.) bizlere “sünen-i hü- dâ" öğretti. Sünen-i hüdâdan biri de ezan okunan mescitte namaz kılmaktır.”6
Yeri gelmişken şu hususu da belirtelim ki, camide cemaatle kılınması meşru ve sevap olan namazlar farz na- ’ mazlardır. Nafile namazların evde kılınması ise daha faziletli ve sevaptır. Peygamber Efendimiz işte nafile namazları kasdederek: “En faziletli namazınız, . farzlar dışında, evinizde kıldığınız namazdır.”7 “Namazlarınızdan bir kısmını (sünnetleri) evlerinizde kılınız. Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz.” “buyurmuştur.
Cemaatle namaz kılmanın birçok faydası vardır. Bunların başlıcalarını şöyle zikredebiliriz:
Camide topluca namaz kılmaları sayesinde, mahalle sakinleri arasında kaynaşma, ülfet ve mahabbet meydana gelir. Birbirlerinin hallerini ve dertlerini öğrenirler, birbirlerine yardımcı olmaya çalışırlar.
Bilmedikleri hususları, bu arada usulüne göre namaz kılma âdâb ve erkanını, imamdan ve cemaat içerisinde bilen kimselerden öğrenme imkanı bulurlar.
Topluca ibadet etmenin zevki tadılır. Hep beraber tekbir almanın, topluca rüku ve secdeye gitmenin, topluca oturup kalkmanın, beraberce selam vermenin apayrı bir zevki vardır. İşte cemaatle namaz kılma sayesinde bu zevk tadılmış olur.
Safların Düzgün Tutulması
Cemaatle namaz kılmanın bir faydası da insanları düzen ve intizama alıştırmasıdır. Cemaatle namaz kılarken herşeyden önce safların düzgün tutulması esastır. Peygamber Efendimiz buna çok dikkat ederdi. Hadis-i şeriflerinde: "Saflarınızı düzgün tutunuz, çünkü safların düzgün olması namazın kemalindendir.” “buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz cemaatle namaza durmadan önce bizzat safları düzeltirdi. Sahabe-i kiramdan Numan b. Beşir Peygamber Efendimizin bu husustaki dikkat ve özenini bize şöyle naklediyor: “Nebî (s.a.s.) bizi saflarda ok gibi düzene sokardı. Bunu öğrendiğimize ve uyguladığımıza kanaat getirinceye kadar devam etti."<l<”
Safların teşkilinde dikkat edilecek hususlardan biri de, önce ilk safların tutulması, saflar arasında boş yerlerin bırakılmaması, öndeki saflar tamamlandıktan sonra yeni safların tutulmasına başlanılması gerekir. Melekler de Rableri huzurunda böyle saf tutarlar. Nitekim Cabir b. Semüre’den şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber Efendimiz: “ Siz, meleklerin Rableri huzurunda saf tuttuğu gibi saflarınızı tutmaz mısınız?” buyurdu. Biz:
Melekler Rableri huzurunda nasıl saf tutarlar?" diye sorduk. Resûlullah:
Öndeki safları tamamlarlar ve safda sıkışık dururlar." buyurdu.""
Camide Oturmanın Sevabı
Müminlerin camiye geldikleri zaman dışarıda lüzumsuz şeylerle meşgul olmayıp, içeri girerek namaz kılacakları yere oturup, cemaatle kılınacak namazı beklemeleri sevaptır. Peygamber Efendimiz yukarıda kaydettiğimiz hadis-i şeriflerinde: “Sizden biri camiye girince, namaz kılmak için orada durduğu sürece, tıpkı namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır." buyurmuştur. Demek ki müminin camiye girip orada cemaatle kılınacak namazı beklemesi, tıpkı namaz kılıyormuş gibi sevap kazanmasına vesile olur. Müminler, genellikle bu fırsatı değerlendirmiyorlar, cami avlusunda oturup dedikodu ile vakit geçiriyorlar, camiye girip sevap alacakları yerde, dinimizin yasak ettiği dedikodu ve benzeri lüzumsuz şeylerle meşgul olarak günah kazanıyorlar.
Meleklerin Duası
Yukarıda hadis-i şeriften öğrendiğimiz hususlardan biri de şudur: Namaz kılan kimseler, kimseyi rahatsız etmeden abdestli olarak namaz kıldıkları yerde oturdukları müddetçe melekler kendilerine dua ederler: “Biriniz namaz kıldığı yerden ayrılmadığı, kimseye eziyet etmediği ve abdestini bozmadığı müddetçe melekler: “Allah’ım ona merhamet et, Allahım onu bağışla, Allah’ım onun tevbesini kabul et" diye ona dua ederler."
Bir kısım meleklerin müminler için dua ettiklerini Kur’an-ı Kerim de bize haber veriyor. Ahzab sûresinin 43. ayetinde: "Allah ve melekleri, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salât eder." buyrulmuştur. Allah’ın kullarına salâtı, onlara rahmet ve hidayet etmesidir. Meleklerin salâtı ise, onlara dua ve yardım etmeleri ve onlar için mağfiret dilemeleridir. Mü’min sûresinin 7 ve 8. ayetlerinde şöyle buyrulun “ Arşı taşıyan ve çevresinde bulunan melekler Rablerini hamd ile teşbih ederler, O’na inanırlar ve iman eden kimseler için şöyle mağfiret dilerler: " Ey Rabbimiz! Sen rahmet ve ilminle her şeyi kuşattın, tevbe edip senin yoluna tabi olanları bağışla. Onları cehennem azabından koru! Ey Rabbimiz! Onları ve babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları, kendilerine vaadettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz ki Sen çok güç- lüsün, hüküm ve hikmet sahibisin.” Ayette belirtildiği gibi meleklerin müminlere dua etmeleri, müminlerin Allah katında ne kadar faziletli, ne kadar değerli varlıklar olduğunu gösteren delillerden biridir. Müminler Allah katında öyle yüce, öyle aziz varlıklardır ki melekler dahi onların affı ve mağfireti için dua ederler. Bu, müminler için ne güzel şey!
Camilere Girip-Çıkma Adabı
Cami ve mescitler yeryüzünde Allah’ın evleridir. Onun için buralara gelişigüzel girilip çıkılmaz. Bunun birtakım adabı vardır. Mescide girerken sağ ayakla girilir, çıkarken sol ayakla çıkılır. Peygamber Efendimize salatü selam getirilir ve dua edilir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
"Sizden biri mescide girerken Nebi (s.a.v.)’e salât ve selam getirsin, sonra da: Allâhümmeftahlî ebvâbe rahmeti- ke= Allah’ım bana rahmetinin kapılarını aç.” desin.
Mescidden çıkarken de: "Allâhüm- me innf es’elüke min fadlike= Allahım, senden senin lütuf ve kereminden istiyorum." desin.12
Camideki halı ve kilimler üzerine kirli ve ıslak ayaklarla basmamalıyız, onları kirletmemeliyiz, aksine camilerimizi son derece temiz tutmalıyız, gördüğümüz çerçöpü çıkartmaya çalışmalıyız. Bundan dolayı ecir alırız, sevap kazanırız. Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde: "Kişinin mescitten çıkarttığı çerçöpe varıncaya kadar ümmetimin ecirleri bana gösterildi." "3| buyurmuştur.
Tahıyyetü’l-mescid
Tahıyye, hürmet, selamlama, saygı gösterme demektir. Tahıyyetü’l-mescid ise mescide hürmet, daha doğrusu mescidin sahibi Allah’a saygı gösterme anlamınadır. Çünkü insanın gayesi mescide yaklaşmak değil, onun sahibi olan Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasını elde etmektir. Bu maksatla kılınan namaza da tehıyyetü’l-mescid denir.
Bir cami veya mescide girildiğinde oturmadan iki rekat tahıyyetü’l-mescid namazı kılmak müstehaptır. Oturulduktan sonra namaz geçmiş olmayıp yine kılınırsa da, faziletli olan oturmadan önce kılınmasıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz: “Sizden biri mescide gelince oturmadan önce iki rekat namaz kılsın.” 1,41 buyurmuştur.
Bir mescide ziyaret, ders okuma veya okutma gibi bir maksatla giren müslüman iki rek’at namaz kılar. Bir günde bir mescide birkaç defa girilse bir defasında kılınması kâfidir. Dilerse ilk girişinde, dilerse son girişinde kılar, her girişinde kılması gerekmez.
Mescide girildiğinde oturmadan kılınan herhangi bir namaz da tehıyyetü’l- mescid yerine geçer. Kerahet vaktinde tehıyyetü’l-mescid namazı kılınmaz. Bir mescide girip de meşguliyetinden veya kerahet vakti olması, yahut abdestsiz olması gibi sebeplerden dolayı tehıyye- tü’l-mescid namazını kılamayan kimse "sübhânellâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber." der.15
Güzel Elbise
Araf sûresinin 31. ayetinde: “Ey Ade- moğulları! Her mescid yanında zinetleri- nizi takının..." buyurulur. Burada zinet- ten maksat elbisedir. Bilindiği gibi namaz kılacak olan kimselerin avret mahallerini örtmeleri şarttır. Fakat burada sözkonusu olan sadece avret mahallerinin örtülmesi değil, kişinin imkanları ölçüsünde güzel ve temiz elbiselerini giymesidir. Bazıları ibadet esnasında insanın saçının başının dağınık olması, elbisesine önem vermemesi gerektiğine inanıyordu. Kur’an-ı Kerim bu tür bir inancın yanlış olduğuna dikkati çekerek, insanın en güzel ve en temiz elbisesiyle mescide gidip Allah’ın huzuruna çıkması gerektiğini belirtmiştir.
Camilerde cemaati rahatsız edecek hareketlerden kaçınılmalıdır. Peygamber Efendimiz: “Soğan, sarımsak yiyen camiye gelmesin."1,61 buyuruyor. Kirli çoraplarla, ter kokan ayaklarla, çamurlu paçalarla, toz toprak içerisinde kalmış elbiselerle gelmek de böyledir. Camilere böyle gelenler hem camileri kirletirler, hem de cemaati rahatsız ederler.

(1) Süyûtî, el-Câmiu’s-sağir, 1,145.
(2) En-Nebhâni, el-Fethu’l-Kebir, II, 636.
(3) Ebû Dâvud, Salât, 46.
(4) Riyâzu’s-sâlihîn (trc. M. Yaşar Kandemir ve diğerleri), l, 127.
(5) Müslim, Mesâcid, 245.
(6) Müslim, Mesâcid, 256.
Sünnet iki nevidir. Biri Sünnet-i Hüdâ yani dini mükemmelleştiren sünnet. Bunu terkeden günah işlemiş olur ve levme (kınamaya) hak kazanır. Diğeri Sünnetü’z-zevâiddir. Bunları terkeden levme hak kazanmaz. Bunlar Peygamberin giyinişindeki, oturuşundaki, kalkışındaki siretleri gibi şeylerdir." Bk. M. Sofuoğlu, Sahih-i Müslim ve Ter- cemesi, II, 266 (dipnot: 120).
(7) Tirmizî, Salât, 213.
(8) En-Nebhâni, el-Fethu’l-Kebir, I, 50.
(9) Ebû Dâvud, Salât, 93.
(10) Ebû Dâvud, Salât, 93.
(11) Ebû Dâvud, Salât, 93.
(12) Ebû Dâvud, Salât, 18.
(13) Ebû Dâvud, Salât, 16.
(14) Ebû Dâvud, Salât, 19.
(15) Bk. Mehmed Zihni, Nimet-i Islâm, s. 375
(16) Buhâri, Ezan. 19; Müslim, Mesâcid, 17.