Makale

YETMİŞBEŞİNCİ YIL

B A Ş Y A Z I

MEHMET NURİ YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı

YETMİŞBEŞİNCİ YIL

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 10. ve 50. yıldönümlerinden sonra, 75. yıldönümü resmî ve özel kuruluşlarca düzenlenen tören ve faaliyetlerle bu yıl, 1998 içinde kutlanmaktadır. Ekim 1998 bu çeşit tören ve etkinliklerin yoğunlukla kutlandığı bir zaman dilimi olarak gözlemlenmektedir. Bu vesile ile Devletimizin son yetmişbeş yıllık döneminde gerçekleştirilen hizmet ve başarılar dile getirilmekte, kalkınma yarışında sağlanan başarılar ve diğer ülkelerin bu süre zarfında sağladığı hamleler gündeme getirilmekte-, 2000’li yıllar için yeni bir özeleştiri yapma imkanı doğmaktadır.
1789 Büyük Fransız İhtilali nden sonra hızla yayılan Milliyetçilik akımı ve Monarşi karşıtı fikirler 19. asrın ortalarından itibaren batılı ülkeleri yakından etkilemiştir. 20. yüzyıldan itibaren yeni kurulan devlet ve rejimler aile ve soy saltanatına dayalı hanedan egemenliklerine son verirken-, demirperde ülkeleri dahil askeri diktatörlükler bile kendilerine model olarak “Cumhuriyet” terimini örnek almışlar ve yeni yönetim tarzlarını bu kavram içinde özdeşleştirerek ifade etmişlerdir. 1975’de kabul edilen “Helsinki Nihai Belgesin ”den sonra ise dünyada demokrasi ve özgürlükler kavramı öne çıkmış ve günümüzde bu süreç devam etmektedir.
Batı uygarlığı, medeniyetin ve her İnsanî faziletin temelini eski Yunan’da ve Roma’da aramak ve oralara dayandırmak eğilimindedir. Batı alemi her konuda olduğu gibi bu hususta da aynı tutumu sergilemiştir. Asr-ı Saadet ve dört halife devirlerinde uygulanan ve kurumlaştırılan demokratik uygulamalar ve sosyal güvenlik ile ilgili düzenlemeler (Medine Vesikası Veda Hutbesi, Hz. Ali’nin Emirnamesi) Batılı yazarların eserlerinde -yeterince- yer almamıştır. Tam tersine; “Doğu despotizmi”, "Belirsizlik coğrafyası” gibi terimler İslam Dünyası için, yoğunlukla kullanılmıştır.
İslam’ı ve İslam tarihini yeterince bilmeyenlerin zannettiği gibi; İslam uleması, ferdî ve kamusal hürriyetler konusunda karşıt ve baskıcı bir tutum izlememiştir. İslam Tarihinin her döneminde din bilginleri devlet ve toplum hayatında önemli görevler ifa etmişlerdir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de önemli görevler üstlendiklerini tarih kaydetmektedir. 20. asrın başlarında yönetimde halkın temsili, özgürlükler ve katılımcılık konusunda Said Halim Paşa, Mehmet Akif, Mustafa Hayri, Bursalı Mehmet Tahir, Halim Sabit, Celal Nuri, Şeyhül İslam Musa Kazım, Ziya Gökalp gibi bilginlerin olumlu yorumlar getirdiklerini ve fikirlerini yazılı olarak ifade ettiklerini biliyoruz.
Millet olarak 75. yılını kutlamaya hazırlandığımız Cumhuriyetimizden kısa bir süre sonra 3 Mart 1924’de kurulmuş bir müessese olan Diyanet İşleri Başkanlığımız 1965 te çıkarılan 633 sayılı Diyanet işleri Başkanlığının kuruluşu ve teşkilat yapısı ile ilgili kanunun yürürlüğe girmesinden sonra hızlı bir teşkilatlanma dönemi içine girmiştir. 1925’den sonra Kur’an-ı Kerim’in terceme ve tefsirinin hazırlanması (Elmalılı M. Hamdi tarafından); Tecrit-i Sarihin Terceme ve Şerhi’nin (Ahmed Nairn tarafından) hazırlanıp neşredilmeleri, yayınladığı ilmi, halk ve çocuk kitap ve dergileri Başkanlığımızın, geçmişte ve günümüzde devam eden en büyük İlmî hizmetleridir. Ancak 1979 yılında bu kanunun iptali ile birlikte, teşkilatımız için sıkıntılı bir süreç başlamıştır. İletişim çağının gerekleri içinde dünyanın hemen hemen her bölgesinde İslam’ı anlatma ve tanıtma görevini sürdüren Diyanet işleri Başkanlığımızın teşkilat kanununun zaman geçirilmeden TBMM’den çıkarılmasını, kadro, teşkilat, eğitim ve yatırım imkanlarıyla daha çok desteklenmesini ve toplumu din konusunda aydınlatma faaliyetlerimize yeni ve çağdaş imkanlar sağlanmasını bekliyoruz.
Kırsal kesimlerden kentlere göç, büyük şehirlerin çoğalması, nüfusun hızla artması ülkemizde müslüman vatandaşlarımız için cami ve mescit ihtiyacını doğurmuştur. Bu amaçla, özellikle son elli yıl içinde ülkemizde pek çok cami ve mescit yapılmıştır. Müslüman halkımızın gayret ve fedakarlıkları sayesinde gerçekleştirilen bu hizmetler milletimizin İslam’a olan bağlılığının göstergesidir. Bu yıl kutlanan Camiler Haftası vesilesiyle, halkımızı dini mimarimizin estetik unsurları ve camilerimizin birleştirici fonksiyonu üzerinde yoğunlaşmaya çağırıyorum.
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 75. yılı kutlamaları çerçevesinde Başkanlığımızca yapılacak faaliyetler de il müftülüklerimize gönderilmiştir.