Makale

BAŞKAN YARDIMCISI SAMİ USLU İLE RÖPORTAJ

RÖPORTAJ:

AHMET ARSLAN-ALİ YILDIRIM

DİN HİZMETLERİ DAİRESİNDEN SORUMLU BAŞKAN YARDIMCISI SAMİ USLU İLE

CAMİLER HAFTASI DOLAYISIYLA YAPTIĞIMIZ RÖPORTAJ

Törenin açış konuşmasını Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz yaptı. Başkan Yılmaz konuşmasında şunları söyledi.-
"Başkanlığımız, 1986’dan beri her yıl Ekim ayının ilk haftasını "Camiler Haftası" olarak ilan etmiş ve bugüne kadar haftanın bu manada kutlanmasına öncülük etmiştir. Bu faaliyet, gelecek nesillerimiz ve milletimiz açısından ulvî fikirler ve mesajlarla yüklüdür. Hafta boyunca camilerimizin icra ettiği dinî ve sosyal içerikli fonksiyonlar aziz milletimize anlatılacak ve bu suretle toplumumuzun bilimsel manada camilerimizin rolü hakkında aydınlatılacaktır.
Cami kelime olarak arapça kökenli olup, birleştiren, toplayan, bir araya getiren anlamına gelmektedir. Başlangıçta, ibadet edilen yerlere secde edilen yer anlamındaki "mescit" adı da verilmişken, sonra taşımış olduğu mana itibariyle "cami" tabiri de kullanıla gelmiştir. Buna göre, müslümanların topluca ibadet ettikleri, dinlerini öğrendikleri ve kaynaştıkları mekanın adı olmuştur.
İslâm dini, müslümanlara ve esasen de tüm insanlığa İçtimaî olgunluk, yardımlaşma, dayanışma, nezaket, birlik ve beraberlik hasletleri kazandırmayı hedefler. Cami bu güzel hasletleri toplu halde daha güzel öğretir ve beyinlere nakşeder. Zira müslü- manlar günde birkaç defa camiye toplanarak aynı ibadeti icra eder, aynı duayı okur ve aynı safta dizilirler. Bu tablo onlar arasındaki sınıf, zenginlik, fakirlik, makam mevki ve şöhret farklılıklarını ortadan kaldırır.
Yeryüzünün her yerinde namaz kılınır gerekçesiyle cami ve fonksiyonundan sarfı nazar edilmesi Kur’an’la çeliştiği gibi, toplumun sosyal psikolojisini de tahrip eder. Çünkü insanlarda toplu yaşama ve içtimai vasıflar fıtraten vardır. Bu özellik canlı olan hayvan gruplarında bile mevcuttur. Cenâb-ı Hakk Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: "Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa
Sayın Hocam! Camiler Haftası’m kutlamaya neden gerek duyuldu? Camiler Haftası ne anlam ifade ediyor?
Müslümanların son derece mukaddes kabul ettikleri yerlerin başında camiler gelmektedir. Zira buralara “Beytullah" denilmiştir. Bu kelime Allah’ın evi anlamına gelir. Hepimiz biliriz ve inanırız ki yüce Rabbimize bir mekan ıtlak etmek uygun değildir. Cenab-ı Allah her yerde hazır ve nazırdır. O bize şah damarımızdan daha yakındır. Bu kelimedeki anlam mecazidir. Allah’ın isminin çokça anılmasıyla ilgili o şekilde dile getirilmiştir. Kur’an’da Kâbe-i Muazzama’ya "Beyt" kelimesi münasip görülmüştür. Ev anlamına gelmektedir. İşte bu bakımdan camiler de öyle anılır. Toplanılan, bir araya gelinen, toplayan, insanları birleştiren yer demektir. Gerçekten insanlar camilerde hiçbir ayırım gözetilmeksizin bir araya gelirler. Omuz omuza, birbirlerinin sıcaklığı vücutlarına sinercesine saf tutarlar. Bunun anlamı açıktır. Zira
Kur’an’ımızda “Şüphesiz mü’minler birbiri ile kardeştir" buyrulmuştur. Camilerimiz bizlere bu ruhu tattıran kutsal mekanlardır.
Müslümanlar dini bilgilerini buralarda öğrenirler. Kendilerini yoktan var eden yüce kudrete, bir ve tek olan Allah’a burada dua ve niyazda bulunurlar. Bunalan gönüller burada huzura kavuşur, moral bulur, ruhen tatmin olur, iç huzura ulaşır.
İşte bu mekanların her zamankinden daha genel bir şekilde temizliklerinin ve bakımlarının yapılması ve camilerimizle ilgili bilgilerimizi yeniden tazelememiz için yılın belli bir haftasını "Camiler Haftası" olarak ilan ettik, ilki 1986 yılında yapıldı. Camiler haftası o günden bu güne devam edegeldi. Bu yıl 13,’sünü kutladık. Camiler Haftamız mübarek olsun.
Bu haftada gerçekleştirilmesini hedeflediğimiz hizmetler nelerdi?
Camilerimizin iç ve dış temizliklerinin yapılması, kirlenmiş olan halılarının yıkanması boya ve badana durumlarının gözden geçirilmesi, bahçe düzenlemelerinin yeniden yapılması, çevrelerinin tanzimi, etraflarının yeşillendirilmesi, abdest alma mahallerinin aynı şekilde ideal manada temiz tutulmasının cemaata tekrar hatırlatılması, konferanslar verilmesi, mabedlerimizin öneminden bahsedilmesi, gençlerimize bu konuların hutbe ve vaazlarla öğretilmesi, cemaatlaşmanın, birlik ve beraberliğimizin öneminin vurgulanması.
Bunlar ulaşmayı arzu ettiğimiz başlıca hedeflerimizdir.
İl ve ilçe müftülüklerimizde Kutlama Komisyonları kurulmuştur. Daha sonra yapılan çalışmalar raporlar şeklinde Başkanlığa bildirilmektedir. Bir örnek olması için, 1987 yılında neler yapıldığını açıklamamız gerekirse-, Bütün il ve ilçelerimizde haftanın önemini belirten va’z ve hutbeler okunmuştur. Aynı şekilde halılar modem usullerle temizlenmiş, bahçe tanzimleri yapılmıştır. Hafta boyunca hastahaneler ziyaret edilmiş, sayısını tespit edemediğimiz kadar hayırsever vatandaşlarımızın ahirete irtihal etmiş olanlarının ruhlarına görevlilerimiz tarafından hatimler okunmuş, dualar edilmiştir. Muhtaç ailelere çeşitli yardımlar yapılmış, yetim çocuklarımız giydirilmiş gönülleri alınmıştır. Camileri imar ve ihya eden cami dernekleri yöneticilerinden ahirete göç edenlerin ruhları şad edilerek hatim ve Kur’an-ı Kerimler tilavet edilerek hayırsever insanlarımız ve aileleri hoşnud edilmiştir. Bazı il ve ilçelerimizde camilerle ilgili bilgi yarışmaları düzenlenmiş, hafta boyunca mahalli TV’lerde konuşmalar yapılmış, konferanslar verilmiştir.
Belirtmeye çalıştığımız etkinliklerle Camiler Haftamız hedefine ulaşmaktadır. Halkımızdan büyük ilgi görmektedir. Bütün camilerimizin etrafında bu hafta boyunca hummalı bir faaliyet gözlenmektedir. Mahalle sakinleri camilerimizi temizlemek ve bu arada yüce Rablerinin rızasına nail olmak için âdeta bir yarış duygusu içinde faaliyetler yapmaktadırlar. Biz burada hizmeti geçen bütün hayırsever vatandaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bütün müftülerimiz bu konuda teyakkuz halindedir. Yaptıkları çalışmaları takdirle karşılıyoruz.
Camiler haftası münasebetiyle daha başka ne gibi faaliyetler yapmayı düşünmektesiniz?
Yukarda da ifade etmeye çalıştığım gibi, Camiler Haftası hedefine ulaşmaktadır. Halkımızdan büyük ilgi görmektedir. Ancak camilerimizin imarı, estetik açıdan inşası istenilen seviyeye henüz ulaşmamıştır. Bunu burada üzülerek ifade ediyorum. Bu konularda halkımız yeterince bilgi sahibi değillerdir. Hatta bırakınız Müslüman vatandaşlarımızı, mimarlarımız dahi cami mimarisi konusunda yeterli eğitim almamışlardır. Bugün Mimarlık Fakültelerinde özellikle cami mimarisi, dini mimari şeklinde bir ders okutul- mamaktadır. Belki dini mimariye genel bir ifade ile bir nebze temas edilmektedir. İşte bu sebepledir ki camilerimiz, gelişigüzel tenasüpten azade olarak yapılmaktadır. Vakıa bir hayli cami yapılmaktadır. Bunlar görünüşleri itibariyle güzeldir. Ancak Sinan’ın eserlerinin tıpkısı değildir, bugünkü cami mimarimiz belki de yüzlerce yıl sonra değerlendirilirken “Hiç bir sanat değeri olmayan camiler yapıldı” denilmekle iktifa edilmiş olacaktır. Bu ise bizden sonrakilere, tekniğin bu derece ilerlediği bir asırda bilhassa cami mimarisi konularında bırakacağımız iyi bir miras değildir.
Hepimizin bildiği gibi bugün camilerimiz geçmişin taklidi durumunda inşa edilmektedir. Henüz modern mimari denilen üslup bizim camilerimize isabet etmemiştir. Bazı yerlerde birkaç örneği bulunsa da gelecek yıllara iz bırakacak bir nitelik taşımamaktadır. Bazen çokgen bir şekilde, bazen de ne olduğu anlaşılmayan garip yapılar biçiminde örneklerine rastlansa da, bunların da bir mana ifade edeceği tahmin edilmemektedir.
Geçmişin, maalesef bazı taklitleri ise göze hoş görünmeyen bir görünüm içinde sergilenmektedir, küçük bir kubbenin yanında çok uzun minareler veya tam aksi çok üçük minareler (bazı yerlerde ise caminin dört köşesine yerleştirilmiş birkaç metrelik garip minare minyatürleri) küçücük bir kubbenin yanında çift minareler, yine aynı şekilde hiç gereği yokken iki veya üç şerefeli olan çok yüksek minareler. Bütün bunlar yukarda da söylemeye çalıştığımız gibi, bir gelişi güzelliğin devamından başka bir şey değildir. Bunları meydana getirenlerin adeta tenasüpten, estetikten hiç haberleri yok gibi. Bilemiyorum, belki de ilgisizlikleri. Nitekim bir çok yerde camilerimizi kalfalar yapmaktadır. Görülmektedir ki bu konuda büyük bir serbestlik hüküm sürmektedir.
Başkanlığımız bu mülahazalar ışığında konuyu değerlendirmiş, gelecek yıllarda devam etmek üzere gerek klasik ve gerekse modern uslupta cami mimarisi dallarında proje yarışmaları açılmasını programına almıştır. Bu konuda çalışmalar sürdürülmektedir. İnanıyoruz ki bu çalışmayla birçok mimarımız bu konularda becerilerini ortaya çıkaracaklar, belki de gelecek nesillerimize çok güzel cami mimarisi örneklerini armağan edeceklerdir.
Başkanlığımız cami mimarisine örnek gösterilecek bir eser meydana getirmiş midir?
Elbette getirmiştir. Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat şehrinde bildiğiniz gibi muazzam bir cami inşa ettirilmiştir. Bu sanat abidesi doğrudan Başkanlığımız tarafından meydana getirilmiştir. Bir zamanlar Anadolu’yu aydınlatanların torunları, bugün tam aksine bu yüce dinin aydınlığından mahrum kalmışlardır. Komünizm onları perişan etmiştir. Millet olarak onlara yardım ellerimizi uzattık. Bizden camiler yapmamızı, çocuklarını okutmamızı istediler. Küçük çapta bir çok cami yapıldı. Ancak bir tane örnek olması bakımından tıpkı Sinan’ın Selimiyesi kadar zarif ve muhteşem bir camiyi Aşkabat’ta inşa ettik. Üzülerek ifade edelim ki, Cumhuriyet dönemimizde ülkemizde bu kadar güzel bir caminin yapıldığını söylemek güç. Cenab-ı Allah Diyanet İşleri Başkanlığımıza hem de bir TV kumandası şekliyle, adeta buradan verilen komutlarla Karakum çöllerine, binlerce kilometrelik bir uzaklığa böyle bir eser yapmamızı nasib etti.
Milletimizin yardımlarıyla beş yıl gibi kısa bir sürede İstanbul’umuzda bulunan Yeni Cami veya Şehzadebaşı Camii büyüklüğünde bu abidevi eser vücut buldu. Belki de bana şu anda bir soru yönelteceksiniz; “Cami mimarisinde Cumhuriyet dönemimizin, eskilerin en güzel örneğini görmek için Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat şehrine mi gitmemizi önereceksiniz?” Maalesef “evet" demek durumundayım. İnşallah yüce Rabbimiz bir benzerinin de ülkemizde yapmamızı bizlere nasib eder. Bugün için ülkemizde Ko- catepe camii ile bazı camilerimiz bir ölçüde hariç tutulacak olursa, böyle güzel bir Selimiye benzerinin aynısını yapmış olmaktan mahrumuz. Gönlümüz taklid olmayan eserleri mimarlarımızdan beklemektedir.
Yine hatırlatmak isterim ki Japonya’nın başkenti Tokyo’da da aynı şekilde Başkanlığımız hayırsever vatandaşlarımızın yardımlarıyla bir cami inşa ettirmektedir. Cenab-ı Allah nasib ederse seneye bu günlerde ibadete açılmış olacaktır. Bu cami, arsası itibariyle o kadar büyük değildir. Yine İstanbul’dan bir örnek göstermem gerekirse, Beyoğlu’nda Mimar Sinan’ın bir eseri vardır; Fındıklı Molla Çelebi Camii. Tıpkı onun bir benzeri, hatta biraz daha geliştirilmiş şeklidir. Dünyanın en büyük şehirlerinden birisi olan Tokyo’da milletimizi geçmişiyle hatırlatan bir eser yükselmektedir. Dünyanın bütün büyük şehirlerinde camiler vardır. Sadece Tokyo’da yoktur. Bilgisayar tekniğinin zirvesinde bulunan bu muazzam şehre her gün binlerce ticaret erbabı akın etmektedir. Yaptığımız camimizi görenler ülkemizi hatırlayacaktır. Buna sebep olabilirsek ancak mutluluk duyarız.
Bu camimizle ilgili bazı basın organlarında çeşitli spekülasyonlar yapıldı. Niçin modern bir mimari üslubu benimsenmedi de, bir Osmanlı taklidine tevessül edildi şeklinde. Cevabı çok basit; modern mimarinin bin bir örneğinin bulunduğu bir yerde yani Tokyo’da onlardan farkı olmayan bir yapıyı gören nasıl olur da bu eseri Türkiye yapmış diyebilirdi? İşte bu sebeplerden daha ilk bakışta ülkemizi ve hatta İstanbul’umuzu hatırlatsın diye İstanbul camilerimizin bir benzeri seçilmiş oldu. İnanıyorum ki bu eser de milletimiz için gurur kaynağı olacaktır. Dış dünyada itibarımıza katkıda bulunacaktır.
Bundan sonra cami mimarisine Başkanlığımızın bir müdahalesi olabilecek mi?
Hayır böyle bir müdahale söz konusu değil. Yeni çıkarılan kanun sebebiyle belki de bu günden farklı bir ilgimiz olabilecek. Az önce bahsettiğim yarışmadan iyi sonuç alabilirsek, bu projeleri çoğaltarak isteyen hayırsever veya cami derneklerine vermemiz mümkün olacaktır. Arzumuz cami yapan vatandaşlarımıza her konuda yardımcı olmaktır. Bildiğimiz şekilde bundan böyle camilerimizin yapılmasında müftülerimizin izinlerine baş vurulacak. Müftülerimizin uygun görmediği yerlerde de camiler yapılmayacak. O bakımdan mimari güzellikleriyle de ilgilenmek zorundayız. Bugüne kadar böyle bir yetkimiz olmadığı için hiçbir şekilde bu konuya eğitemedik. Bundan böyle rehberlik şekliyle de olsa her halde ilgilenmemiz gerekecek. Camiler haftalarında sanıyorum proje yarışmalarımız da devam edecektir.
Görüldüğü şekilde Camiler Haftası o derece önemli bir haftadır. Dileğim odur ki, bu haftamız daha geniş etkinliklerle kutlansın. Birlik ve beraberliğimize katkısı olsun. Zira camiler her zaman ve mekanda insanların sığındıkları yerlerdir, onlar için son derece önemi haiz melce’lerdir. Camiler Haftamızın miletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Değerli hocam, Camiler Haftası dolayısıyle vermiş olduğunuz bilgilerden dolayı teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.