Makale

TELEVİZYONA HAZIRLIKSIZ YAKALANMANIN FATURASI

TELEVİZYONA HAZIRLIKSIZ YAKALANMANIN FATURASI


Hasan Demîr

Türkiye, içki tüketiminde dünya ülkeleri arasında üçüncülüğe yükselmiş bulunuyor. Bu yükselişte her türlü iş toplantılarında, kutlamalarda, misafir kabullerinde viski ve şampanya ikram edilen filmlerin istilasına uğramış TV yayınlarının payı yok mu acaba?
Batı, televizyonla tanıştığında okur-yazar oranı yüksek ve okuyan bir toplumdu. Ma-alesef biz hazırlıksız yakalandık. Dağlara taşlara okul, öğretmen ve kitaptan önce televizyon kolaycılığının girmesi insanımızı gafil avlamıştır. Artan nüfusa rağmen kitaba olan ilginin azalması doğru mudur? Bu ters orantının oluşmasında televizyonunun hissesini inkâr edebilir miyiz?
Boşanma davaları artmaktadır. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi nostalji olmuştur. Anne-babadan ayrı yaşamak meziyet halini almıştır. Oysa milletler fertlerden değil, ailelerden mü-teşekkildir ve aile vatan kadar azizdir, kutsaldır. Aile müessesesindeki çözülüşte aile büyüğüne ismi ile hitap edilen; kızına erkek arkadaş, kız kardeşine zengin ve yakışıklı koca arayan ağabeylerin baş rol oynadığı Batı yapımı filmlerin rolü görmezlikten gelinebilir mi?
Yazmaktan utanıyorum ama, zina alabildiğine yaygınlaşmıştır. Medeniyetlerin mahvolmasına vesile olan fuhuş, sektör halini almıştır. Bu olumsuzluğun tırmanışında Allah (C.C.) korkusunu ve utanma duygusunu rafa kaldıran erotik / porno yapımların günahı yok mudur?
Aynı soruları kumar için, çalışmadan kazanma arzusunun yaygınlaşmış olması için, rüşvet için de sorabiliriz. Hatta, film seyredip cinayet işleyenlerin olup olmadığını bile tartışabiliriz.
Kabul; teknolojiye karşı çıkmak mümkün değildir. Ve elbette ki, medeniyetin ni-metlerine herkes kadar bizler de talip ve layık’ız. Lâkin, bıçağı doktorun elinde görmek de hakkımızdır.
Efendim, "Düğme elinizin altında, işinize gelmeyen programlar yayındayken kapatıverin!" diyenler, bakkalda eroinin, okul kantininde sigaranın satışına neden izin ve-rilmediğini de izah etmek mecburiyetindedirler. Öyle ya, oralarda da bunları alıp almamak, parası olanların ihtiyarındadır.
Gelin görün ki; öyle değildir vesselam. Tabii ki, televizyon gibi bir teknoloji harikasından istifade etmek hakkımızdır. Ama nerede bir hak varsa orada bir de görev vardır. Buradaki görev, cemiyeti zararlı ve kasıtlı yayınların tehlikesinden muhafaza etmektir. Haktan istifade edip görevden kaçtığımız sürece başımızdan kara bulutlar eksik olmayacaktır.