Makale

ŞAİRLERİN GÖNLÜNDEKİ

ŞAİRLERİN
GÖNLÜNDEKİ

BAYRAM
Musa Tektaş

Bayram neş’e demektir. Bayram bir keder günü değildir. Küsenlerin birbirleriyle barıştıkları, hatta kan davalarının unutulduğu neş’e içinde üç gün geçirmelerini sağlayan bir devredir. Bayramların amacı, millet hayatında sağladıkları bu millî birlik-beraberliği ve aynı hisleri, aynı heyecanları birlikte yaşamaktır. Yani; kaderde-keder- de-tasada ve kıvançta beraberliktir. Bayramlar bunların yaşandığı en güzel günlerdir.
Divan-ı Lügati’t-Türk’te bayram sözcüğü, sevinç ve eğlence günü olarak tanımlanmış. Daha sonra, İslamiyet’in etkisiyle bayramlara "iyd" denilmiş. Günümüzde dinî bayramlar, milletimizin manevî bütünlük ve beraberliğini, kardeşliğini gösteren mutluluk günleridir.
Bayram günleri, millet ahlâkının, geleneğinin temel noktalarıdır. Bayram, yaşlısıyla-hastasıyla- yalnızıyla, hapishanedeki-tımarhanedekiyle, bütün memleket insanlarının aynı saadeti paylaşma terbiyesiyle birbirlerini aramaları sormaları ve birbirleriyle küslüklerini, dargınlıklarını bir kenara bırakarak birlik-beraberlik içerisinde mesut yaşamayı idrak etme günleridir.
Darendeli Hulûsi Efendi sevgiliye, dostun dosta kavuşma gününün, yani gönül vuslatının da barış/bayram olduğunu şu beyitle ifade eder;
"Vasl-i yâr ile bu münkesir gönlü sarıştırdık
Hudâ lütfetti de küskünle küskünü barıştırdık"
Yaşadığımız bu devirde bu güzel âdetlerin ihmal edildiğine işaret eden Abdurrahim Karakoç şöyle der:
"Bayram af günüdür, barış günüdür
Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram, Hak menzile varış günüdür Gönlümü verdiğim bayramlar hani?"
İnsanla ilgili, toplumla ilgili her şey sanata, edebiyata yansır. Bayramlar da edebiyatımızda hak ettikleri yeri almışlardır. Kimi zaman bir şiire, kimi zaman bir öyküye, kimi zaman bir romana girerek, insanlarımızın duyarlılıklarına tercüman olmuşlardır.
Usta edebiyatçı Prof. Orhan Okay, bayram vesilesiyle yapılan bir söyleşide şunları anlatıyor: "Bütün milletlerde olduğu bizde de bayramlar, halkın ortak olarak yaşadığı en önemli günlerdir. Bu günler pek tabii olarak edebî eserlere de yansımıştır. Eski edebiyatımız hemen bütünüyle bir şiir edebiyatı olduğu için, bayramlar divan şiirinde özel bir yer alır. Gerek Ramazan, gerekse Kurban bayramları için ’lydiyye’ veya ’bayramiyye’ denilen kasideler kaleme alınmıştır. Daha doğrusu şair, padişahın ve diğer büyüklerin bayramını tebrik vesilesiyle yazdığı kasidenin giriş (nesib) bölümünde bayramı faziletleriyle, çok defa birkaç mânâya gelen nükteli ifadelerle anlatırdı. Tanzimat’tan sonra değişen edebiyatımızda, bayramlar diğer edebî türlerde de görünmeye başlamıştır. Fakat galiba bayram asıl, çocuklar için olmalıdır. Zira, edebiyat türleri içinde bayramın en çok yer aldığı eserler, hatıralar ve benzeri kalem denemeleri olmuştur. O hatıralarda da yazar hep güzel çağrışımlar uyandıran çocukluk bayramlarını anlatmıştır."
Nedim, Damat İbrahim Paşa’ya sunduğu ly- diyyede:
"lydin mübarek olsun eyâ âsaf-ı cihân
Gelsin edeble pâyına bûs etsin âsümân
Olsun felekte devlet-i câhın cihan cihan cihan"
derken, bayram gününde tebrikatını dile getirmektedir.
Yine 16. yy’da yaşamış, sadrazam İbrahim Paşa devri divan şairi Hayalî’nin lydiyye örneğinden bir beyit:
"lyd-ı kurban erdi halkı yine şadan eyledi Gonce-leb dilberleri gül gibi handan eyledi" Bayram günü âşığın sevgiliye kurban edeceği en kıymetli varlığı canıdır. Bu muhabbetle Hulusi Efendi bir gazelinde şu beyti söyler;
"Yârimin her ıydine kurbânı ben olsam derim Bu söze hoşnud olur fikru hayâlim hoş gelir" Bir başka beyitte de bu sırra erenlerin sevincini dile getirmiş;
"lyd-i vaslını bulan cânın etmiş fedâ Mansur gibi yolunda hep kurbâne gelmişler" Eski şiirimizde bayramlar, sultanları, zaferleri, maneviyatı çağrıştırmakta. Yahya Kemal, Süley- maniye’de Bayram Sabahı adlı şiirine şöyle başlar: "Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye’de Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati, Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan, Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan." Bayram kavramı halk şiirinde de, halk dilinde de kullanılır yaygın olarak. Çok sevinmek yerine, bayram etmek deriz. Temiz, güzel giyim örneği, bayramlık giymekle eş anlamlıdır. Bayramlar, kararan dünyalara bir bahar gibi doğar. En sevecen, en coşkulu duygular sarar ruhu, bedeni. Karaca- oğlan bu düşünceden yola çıkarak Çukurova’da baharı, "Çukurova bayramlığın giyerken" dizesiyle anlatır. Duyguların dile gelişinde, insanın içinde bulunduğu durum önemlidir. Çevresinden kopmuş, olayları algılayamayan, sorumsuzca, duyarsızca eğlencelerin tuzağında yaşayan kişilere yönelik olarak da "deliye her gün bayram" deyimini kullanırız.
Bayramla ilgili edebiyatımızda gezinince, bayrak yaşatabilmiş olduğumuzu anlıyoruz... Aşık Veysel bir dörtlüğünde şöyle der;
"Ben giderim adım kalır Dostlar beni hatırlasın Düğün olur bayram gelir Dostlar beni hatırlasın"
Necip Fazıl’ın şu iki dizelik şiiri, içimizdeki bayram coşkusunu hüzne dönüştürüyor:
"Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var; Oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var" içinde bulunduğumuz psikolojik duruma göredir çoğunca davranışlarımız. Sıkıntımızın, üzüntümüzün etkisindeysek, bozulmuşsa bir kez ağız tadımız, bayramın geldiğinin bile ayrımında olmayabiliriz. Bir halk türküsüne "Bayram gelmiş neyime /Anam anam garibem/Kan dolmuş yüreğime / Anam anam garibem.."dizeleriyle yansır bu...
Günümüz şairlerinden Yahya Akengin, çocukları bayram güllerine benzetir. Dileğine katılmamak mümkün değildir:
"...Yıldızlar ve çiçekler kadar sayısız,
Müjdeler içinde yer ve gök uzanır;
Biraz göremediğimiz, biraz paylaşamadığımız Bayramlara gönül gözümüzle uyandır,
Bizi Rabbimiz, çocuklarca sevindir."
Tasavvuf büyüklerinden Hacı Bayram-ı Veli, mürşidi; Hamîdeddîn-i Velî (Somuncu Baba) ile bir Kurban bayramında buluştuğu için, o zaman Hamîd-i Velî; "iki bayramı birden kutluyoruz." buyurarak, Nûmân’a "Bayram" lâkabını vermiştir. Hacı Bayram-ı Veli de bu vuslat anını şöyle dile getirmiştir;
Bayramım imdi bayramım imdi Bayram ederler yâr ile şimdi Hamd-ü senâlar hamd-ü senâlar Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm Hz. Ali Efendimizin: "Günah işlemediğimiz günler bizim bayramımızdır" sözünün üzerine daha söyleyecek bir söz var mıdır?