Makale

MEHMETÇİK

GAFFAR TETİK
Süreli Yayınlar Şubesi Müdürü

MEHMETÇİK


İnsanlığın tarih sahnesinde görülmesinden itibaren zamanımıza kadar, ordular ve milletler arasında büyük bir mücadele süregelmiş, insanlık varolduğu müddetçe de yine böyle sürüp gidecektir. Şairin:
"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda,
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda." mısralarında ifadesini bulan; her karış toprağı binlerce şehit kanıyla sulanarak yurt edinilmiş ve şimdi de bizlere emanet edilmiş bulunan ecdad yadigârı bu mübarek vatanı, her ne pahasına olursa olsun korumamız gerekir.
İnsan mayasının temelinde var olan yurt kurma ve kurulan yurdu koruma ideali, hayat boyu, insanları fert ve cemiyet olarak savaşmak zorunda bırakmıştır. Bugünkü dünyanın son bağımsız Türk Devleti olan "Türkiye Cumhuriyeti"de, dağlar gibi kemikler yığılarak, nehirler gibi kanlar akıtılarak kurulabilmiştir. Öyle ise; bu mücadele gelecek, ancak ve ancak en güçlü orduların sahibi olan devletlerin olacaktır.
Türk Milletinin doğuştan asker oluşu, hiç bir dönemde başkalarının hırs, şöhret, şan ve keyfi için değil, yalnız bu aziz topraklarımızı ve milletimizi korumak için olmuştur.
Tamamı kahraman olan bir milletin fertlerinin kahramanlıklarını sayabilmek imkânsızdır. İşte, onların hepsini bir tek adla bağrına basmak için Türk Milleti, bu adları ayırdedilemeyen evlatlarının hepsine birden bir sevgi, kendisini savaş alanlarında tanıyan düşmanları ise bir korku ifadesi olarak "MEHMETÇİK" demiştir.
Mehmetçik, bütün Türk Ordusunun sembolüdür. Mehmetçik bir isim değil, bir fikirdir. Türk Milletinin şerefini tarih boyunca, gerektiğinde kanıyla kurtarmış bir kahramandır.
Mehmetçiğin manevî varlığında mertlik, doğruluk; büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi, komutanlarına itaat ve bağlılık, cesaret, kahramanlık, fedakârlık, alçak gönüllülük, yurt sevgisi birleşmiştir. O, askerlik şerefini, Türklüğün yüceliğini, öz varlığının çok üzerinde tutar. Onda askerlik duygusu beşikte başlar. Fedakârlık, hak için, yurdu ve milleti için her şeyi, şehitliği, gaziliği, annesinin ninnilerinden öğrenmiştir. O, silahının, milletinin kutsal emaneti olduğunu bilir. Onun için en büyük rütbe şehitlik, sonra gaziliktir.
Barışta mehmetçik duyan, düşünen, anlayan, ince bir ruha sahiptir. Ama savaşta bir ateş, bir sel, bir kasırga olur.
Mehmetçik, tarih boyunca zaferden zafere koşmuş, bir sel gibi akmış, dünyanın yedi iklim, dört köşesine "TURK GİBİ KUVVETLİ" mührünü vurmuş, ama gittiği her yere insanlık, hak, eşitlik, adalet ve merhamet ışıklarını saçmıştır.
Dünya tarihinin her sayfasında onun örnek zaferlerini, eşsiz kahramanlıklarını görmek ve bulmak mümkündür. Bu zaferler, Mehmetçiğin canı ve kanı pahasına, milli şeref ve namus uğruna yazılmış bulunmaktadır.
Kars’tan Edirne’ye, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar uzanan aziz yurdumuzu pençeleriyle bir arslan gibi muhafaza eden şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin temsilcisi kahraman Mehmetçik, tarih boyunca olduğu gibi, hürriyet ve bağımsızlığımız ve yurdumuzu hedef tutacak her tehlikeyi önleyecek kuvvet ve kudretiyle bugün de, içtiği andın anlamını bilerek her an emre hazır beklemektedir.
Mehmetçik, vatan semalarını kaplayan ve her zerresi içimize sinmiş bir ruh, elimizde bayrak, tarih sayfalarında bir destan, bugünün ve yarının güven kaynağı, milletimizin şeref ve gururudur.
Onun gölgesindeyiz, onunla yaşadık, onunla yaşıyor ve onunla varız... Onunla övünüyoruz.
Konumuzu bağlarken diyoruz ki: "Ey Türk, cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanamamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin".
Bu kutsal zaferleri kazanarak bize yurt kuran, kurulan bu yurdu iç ve dış her türlü düşmanlardan koruyan asil ve büyük atalarımıza, bu topraklar ve bizim için düşünmeden canlarını feda eden yiğit şehitlerimize Cenab-ı Allah rahmet etsin. Büyük Milletimiz, sizlerin elinde, kıyamete kadar payidar olacaktır.