Makale

Tümgeneral YAŞAR BÜYÜKANIL İLE TARİHİMİZ VE AĞUSTOS AYI

RÖPORTAJ

Tümgeneral YAŞAR BÜYÜKANIL
Genel Kurmay Başkanlığı Genel Sekreteri

TARİHİMİZ VE AĞUSTOS AYI

Türk Ordusu, Sayıca gerçekten yetersiz olduğu dönemlerde dahî görev anlayışı, ustun disiplini, vatan, millet sevgisi, şehitlik mertebesinin ulvılıgı ve guclu dinî duygularıyla, kendisinden harp silah ve gereçleri bakımından çok üstün düşman ordularını mağlup etmiştir. Gaffar TETİK’in "Ağustos Ayı ve Zaferlerimiz" konusundaki sorularını Genel Kurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Tümgeneral Yaşar BÜYÜKANIL cevaplandırdı.


■ Sayın Paşam! Türk tarihinin her ayı zaferlerle doludur. Fakat özellikle Ağustos Ayına "Zaferler Ayı" denmiştir. Bu aya bu adın verilmesinin sebebi nedir?
□ Türk tarihinde ağustos ayı zaferlerle doludur. (EK-A) Anadolu kapılarını Türklere açan Malazgirt Savaşı ve Yunanlıları vatanın harim-i ismetinde boğan Büyük Taarruz da, ağustos aylarında gerçekleştirilmiş büyük Türk zaferleridir.
Tarihin akışı içinde Türklerin Ağustos ayında kazandığı muharebeler incelendiğinde bu ayın; ulaşım, ikmal bakımından muharebeye en uygun ay oluşu gerçeğini ortaya koymuştur. Nitekim, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yetersiz ulaşım ortamları ve araçları nedeniyle zorunlu olarak en erken ilkbaharın il günlerinde başlatılan seferler, ağustos veya bu aya bitişik aylarda sonuçlanabiliyordu. Ayrıca, Birinci Dünya Harbinden bu yana ise, gelişkin harp silah ve araçlarının kullanıldığı harpler için zemin ve iklim koşulları bakımından harekâta en elverişli aylar temmuz ve ağustos ayları olmuş, bu durum ise zaferlerin bir ayda toplanmasına ve Ağustos ayının "Zaferler Ayı" olmasına neden olmuştur.
■ Efendim, tarihte Türk Ordusu "asla mümkün değil" denilen savaşları kazanmış bir ordudur. Bu başarının sırrı nedir acaba?
□ Türk Ordusu sayı bakımından gerçekten yetersiz olduğu dönemlerde dahi her kademedeki komutanının görev anlayışı, üstün sevk ve idaresi, taarruz siklet merkezi, kuvvet tasarrufu, manevra ve baskın gibi harp prensiplerinin en önemlililerini büyük bir ustalıkla uygulayabilmeleri; askerlerinin üstün disiplini, sadakati, mükemmel eğitimi, moral yapısı ve fıtrî kahramanlığı ile kendisinden personel, harp silah ve gereçleri bakımından çok üstün düşman ordularını mağlup edebilmiş bir ordudur.
Örneğin Yavuz Sultan Selim 22 OCAK 1917’de, 40-50. 000 kişilik bir Memluk Ordusunun savunduğu Kahire’yi ele geçirebilmek için, Osmanlı Ordusunun üstün manevra kabiliyetine dayanarak Memluk Ordusunu "Elmukdam Dağı’nın güneyinden dolaşarak çevirmiş ve imha etmiştir.
İstiklâl Savaşımızın Büyük taarruzu, harbin tüm prensiplerini dikkatle uygulayan çok başarılı bir örnektir. Türk Başkomutanlığı önemli riskleri göze alarak siklet merkezini Afyon güneybatısı bölgesinde teşkil etmiş, Afyon’un kuzeyini zayıf 2’nci Ordu birlikleri ile emniyete almıştı. Düşman cephesinin yarılacağı bölge çok iyi seçilmiş, Türk Ordusuna hedef olarak da bu bölgenin veya büyük bir şehrin ele geçirilmesi değil, Yunan Ordusunun imhası verilmişti. Taarruzumuz baskın şeklinde ve çok şiddetli başlatılmış, bir gün süren meydan muharebesinin sonunda düşmanın beş tümeni tamamen imha edilmişti.
■ Peki, Türk Ordusunun yapısı, genel karakteri hakkında bilgi verebilir misiniz?
□ Türk Silahlı Kuvvetleri, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri subay, askerî memur, astsubay, erbaş ve erlerden teşekkül eden devlet kuvvetidir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazifesi Türk yurdunu ve Anayasa ile, tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuri-yeti’ni korumak ve kollamaktır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde iki çeşit asker vardır. Profesyonel asker diyebileceğimiz askerliği bir meslek olarak seçmiş olanlar ile, yasaların getirdiği mecburiyetler çerçevesinde belli bir süre askerlik yapan mükellef askerlerdir. Türk Ordusu, belirli bir kesimin değil, toplumun bütün tabakasından gelen Türk Milleti’nin ordusudur.
Gerek profesyonel, gerek mükellef askerler Türk vatandaşı olup, Anayasa ile müesses Türkiye Cumhuriyeti’ne dıştan ve işten gelebilecek bütün tehlike-re karşı, onu canları pahasına da olsa, kollar ve korurlar. Tarih boyunca Türk Ordusu bu konuda sınanmış ve her sınavdan başarı ile çıkmış, dünyada bir benzeri daha bulunmayan bir ordudur. Dünyanın hiç bir ordusunda, hiç bir komutan askerine, "ben sana taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum" diyememiştir. Ama Çanakkale’de 19’uncu Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, görevin yapılması için başka çare kalmadığında, bu emri tümenine verebilmiştir. Çanakkale’deki Türk birlikleri, bütün imkânsızlıklara rağmen buradan düşmanın geçmesine müsaade etmemişlerdir.
Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, onu bir meslek olarak seçenler dahi, askerliği günün belli saatlerinde yapılan bir meslek türü gibi görmemişler, bir yaşam tarzı olarak benimsemişlerdir. Tüm sosyal ve ekonomik faktörlere rağmen, askerliği hâlâ bir yaşam tarzı olarak kabul etmek, disiplin anlayışı ve moral yapısı çok yüksek ve güçlü insanların harcıdır.
Türk askeri fıtrî savaşçıdır. O, her tarafı düşmanlarla çevrili olan bin yıllık vatanında iyi bir muharip olmadan, hür ve bağımsız olarak yaşan amayacağı-nın farkındadır. Üstün eğitim düzeyi, disiplin anlayışı, vatan ve millet sevgisi, şehitlik mertebesinin ulvîliği ve güçlü dinî duyguları onun iyi muharip olmasını sağlayan başlıca faktörlerdir.
■ Her savaşta Türk askerine yardım eden bir manevî kuvvetten bahsedilir. Bu husustaki görüşleriniz nelerdir?
□ Savaşlarda Türk askerine yardım eden ve onu başarıya ulaştıran manevî kuvvet; onun fedakârlığı, azmi, iradesi, imanı, cesareti, vatan ve millet sevgisinin oluşturduğu güçtür.