Makale

NİÇİN SİVAS?

RÖPORTAJ:

NİÇİN SİVAS?


İçişleri Bakanı Mehmet GAZİOĞLU "SİVAS OLAYLARI" ile ilgili olarak, Dergimizin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Gaffar TETİKin sorularını cevaplandırdı.

■ Sayın Bakanım: "Diyanet Aylık Dergi" olarak önce, böyle önemli bir görevi yüklenmeniz sebebiyle sizi tebrik ediyor ve Allah’ın size yardımlarını diliyoruz.
Efendim, İçişleri Bakanlığı’na atanmanızın hemen sonrasında, Sivas’ta üzücü olaylar oldu. Bu olaylar nasıl gelişti, bir genelleme yapabilir misiniz lütfen?
ü Bildiğiniz gibi, İçişleri Bakanlı- ğı’na atanmamdan hemen sonra, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Sivas’ta tüyler ürperten bir olay oldu. Cuma günü, camiden çıkan cemaat, bazı tahrikçilerin ve kötü niyetli insanların tesirinde kalarak; Madımak Oteli’ne doğrıı yürüdü. Emniyet teşkilatımızın ve olaya daha sonra müdahale eden askerlerimizin bütün gayretine rağmen, hadiselerin önü alınamamış ve bildiğiniz gibi Pir Sultan Abdal Festivali’ne katılmak üzere şehre gelen sanatçı, yazar ve ozanların içinde bulunduğu Madımak Oteli yakılmış ve ne acıdır ki; 37 vatandaşımız bu feci yangın esnasında hayatını kaybetmiştir.
■ Çıkan olayların ardından siz, hemen Sivas’a gittiniz, incelemelerde bulundunuz. Bu incelemeleriniz sonucu neler yaptınız?
□ Ben hadiseyi öğrenir öğrenmez,
Emniyet Genel Müdürü ile aynı gün, saat 19.00’da helikopterle Sivas’a gittim. Sivas’ın yaslı ve üzgün halkına başsağlığı diledikten sonra; ilgililerden bilgi aldım ve olayın oluş şeklini ve sonucunu Sayın Başbakanımıza ilettim. Kalbimizi kanatan ve bizi fevkalâde üzen bu olayda ihmali görülenlerin derhal tesbit edilerek, haklarında gerekli kanuni işlemin yapılması yolunda emir verdim. Olayları inceleyerek, ihmali görülenleri araştırmak üzere üç merkez valisini görevlendirdim. Bunların verdikleri ilk tahkikat raporu üzerine Valiyi ve Emniyet Müdürünü görevden aldım.
■ Peki Efendim, neden çıktı bu olaylar, sahnelenmek istenen senaryo neydi acaba?
□ Sivas maalesef tarihinin acı bir gününü yaşamıştır. Hadise bir tertip midir? Türkiye’nin bir terör fırtınası içinde bulunduğu bir devrede, dengelerin son derece hassas olduğu bir anda, Sivas’ta bir senaryo mu sahneye konmak istenmiştir?
Pir Sultan Abdal bahane edilerek, tarihin derinliklerine gömülmüş bir yara yeniden kanatılmak mı istenmiştir?
Türkiye’yi bölmek ve yeni devletler ortaya çıkarmak isteyen iç ve dış düşmanlar, bir takım ajanlar eliyle, kanlı bir trajedi mi sahnelemek istenmiştir?
Polisimize itimat etmediğini pek çok yerde açıkça söylemesine rağmen, polisimizin koruması altında olan Aziz Nesin, acaba Türkçeye çevirilip gazetede bastırmak istediği "Şeytan Ayetleri" adlı eserin, Mahkeme kararı ile yasaklandığını niçin görmezden gelmiştir?
Aziz Nesin, gazetede bastırmak ve yaymak istediği kitabın sahibi ve yazarı olan Salman Rüşdi’nin, kendisine böyle bir hak vermediğini niçin unutmuştur?
Anayasamızın önemli bir unsuru olan laiklik umdesini ayaklar altına alan bu olayda, Cumhuriyeti yıkmak isteyen başka cereyanlar var mıdır?
Bunlar hangi devletler, hangi güçler tarafından destekleniyor? Bunlar dikkatle araştırılmaktadır.
■ Sayın Bakanım, "Diyanet Aylık Dergi" okuyucularına vermek istediğiniz başkaca bir mesajınız var mı?
□ Şunu söylemek istiyorum; Fikir özgürlüğü adına hiç kimse diğer bir guruba, zümreye, inanca hakaret edemez. Kimse kimsenin dinî inancıyla alay edemez. Türkiye’de cami vardır, kilise vardır, havra vardır. İsteyen, istediği inanca hizmet eder. Kul, Allah’ına istediği gibi ibadet etme hakkına sahiptir.
Buna mukabil hiç bir zihniyet Türkiye’yi, laik devlet anlayışından koparıp, mazinin karanlıklarına çekemez.
Türk halkı olarak, alevi ve sünni ayırımı yapılmadan asırlarca birlikte yaşamışız.
Cenk davulları ile beraber sefere gitmişiz.
Aynı mutluluğu paylaşmışız.
Aynı kitaba inanmışız.
Duygulanmız, şiirlerimiz, düğünlerimiz, bayramlarımız- seyranlarımız aynıdır.
Pir Sultan Abdal büyük, güçlü bir şairimizdir. Sesi, asırlar ötesinden gelmektedir. Bütün edebiyat kitaplarında şiirleri vardır. Şiirlerini okumuşuz, nefeslerini dinlemişiz. Dinliyoruz da.
Ama bu özbeöz Türk ozanını, bir dinî inancın bayraktarı gibi göstermek ve onu sırf bunun için sevmek hatadır, yanlıştır.
O, Türk dilinin ustasıdır.
Türkiye’de bu kabuk bağlamış yaraları kaşımanın kimseye bir faydası yoktur.
Hele İslâmiyet adına böyle bir vahşete yol açmak, aklın alacağı bir şey değildir. Müslüman, barış insanıdır.
Bütün kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı insan oğlunu yakmak, hiç bir dînin kabul etmeyeceği bir vahşettir, cinayettir.
Müslüman, sevgi insanıdır.
Müslüman, Mevlânâ’nın deyişi ile, kapısı ve gönlü ışığa, dostluğa açık olan insandır.
Müslüman, değil bir canlıyı, bir karıncayı bile yakamaz.
Bütün din büyükleri, bu yolun uluları dini, sevgi, barış ve huzur olarak ifade eder.
Biz, barış erleriyiz.
Kin eken bizden değildir.
"Diyanet Aylık Dergi "ye, yayın hayatında uzun ömür diliyor, bütün okuyucularını sevgiyle selamlıyorum. Allah’tan, huzur ve sağlık içinde olmalarını niyaz ediyorum.
■ Sayın Bakanım! Olaylar aydınlanıp nedenleri ortaya çıkınca, yeniden görüşür ve düşüncelerinize müracaat edebiliriz. Şimdilik, verdiğimiz çok değerli bilgiler için size teşekkür eder, görevinizde basanlar dileriz efendim.