Makale

Fıratla Hesaplaşma

FIRATLA HESAPLAŞMA

Yüzyıllarca, durmadan çağladın, yıktın, söktün
Toprağımı, taşımı götürüp çöle verdin...
Vatanından kıskandın suyunu, serinini
Vefasız çıktın Fırat; nen varsa ele verdin...
Vadilerimi yardın, ovalarımı yuttun
Kaç ocağın külünü savurdun; yele verdin.
Okşadık, sevdik seni, "dur gitme", "yavaş" diye
Sen kudurdun, köpürdün; yurdumu sele verdin...
Ne kervanlarına yol, ne yolculara geçit...
Biz sana bel bağladık; sen bize çile verdin
Fakat doldu vâdesi, zulüm saltanatının
Çelikten kementlerle boynunu buracağız...
Gayrı azgın kurt gibi kapıp kaçmayacaksın
Keban vadilerinde karşına duracağız.
Ahtettik bağrımıza basmaya seni Fırat.
Belini sarmak için hızını kıracağız...
Ey Palandökenler’den kükreyen erkek arslan
Seni yelelerinden, zincire vuracağız!
Ve geçmişi unutup; sen, ben omuz omuza
Medeniyet yükselen bir vatan kuracağız...

Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU