Makale

132 SENE ÖNCE Ahmet Cevdet Paşa'nm Boşnaklara Bir Hitabesi

Ahmet Yaman
Selçuk Üniv. İlahiyat Fak. Arş. Gör.

132 SENE ÖNCE

Ahmet Cevdet Paşa’nm Boşnaklara Bir Hitabesi

Kamuoyunun daha çok, İslâm Hukukunun klasik kaynaklarına dayanarak düzenlenen ve İslâm Dünyasının ilk medenî kanunu sıfatını taşıyan "Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye" yi hazırlayan komisyonun başkanı olarak tanıdığı Lofçalı Ahmet Cevdet Paşa (1822-1895), aynı zamanda Adalet, Eğitim ve Vakıflar bakanlığı yapmış bir devlet adamıdır.
Gramer, tarih, takvim ve mantık alanında yazdığı eserlerle İlmî yönüne şahit olduğumuz Ahmet Cevdet Paşa, hem sükûneti sağlamak hem de denetleme yapmak maksadıyla Temmuz 1861’de Işkodra’ya müfettiş olarak tayin edildi- -ğinde, "Devletin böyle bir mühim işinde tereddüt eylemek câiz olmaz" diyerek göreve başlar.
Buraya, iki yıl kadar süren bu görevinin son günlerinde onun Boşnak Müslümanlarına yaptığı konuşmayı sadeleştirerek almak istiyoruz. Umulur ki, bizler şahsen İslâmî sorumluluğumuzu kavrarken, devletin sorumlu kademelerinde bulunan büyüklerimiz de devlet olmanın haysiyetiyle, Türkiye’nin tarihî sorumluluklarının şuuruna ererler.
Merhum Ahmet Cevdet Paşa BosnalIlara şöyle seslenir:
"Buraya toplanmış olan kişiler, Bosna Hersek’in ileri gelenleri olup, kendilerine yapacağım hatırlatma ve tavsiyeler bütün ahâliye şamil olmak üzere irad olunacaktır.
Tarihi araştıranlar bilirler ki, Bosna’dan pek çok büyük kişi çıkıp devlet ve millete hizmet etmişlerdir. Yakın vakitlere kadar her sınıf ve meslekte Boşnaklar içinde böyle meşhur zatlar vardı. Vezîr-i Âzamlar içinde tarihçe en büyük bilinen kişilerden biri ve belki de birincisi Sokullu Mehmet Paşa’dır. Geride bıraktığı eserlerden birisi de, Padişah Hazretlerinin sayesinde şurada tamir edilmekte olan Vişgrad Köprüsüdür. Yakın zamanlarda ortaya çıkıp devletin pek büyük işlerine yaramış olan Cezzar Ahmet Paşa’nm dahi Boşnak olduğu malumdur. Velhasıl Boşnakların güzel ahlâkı sebebi ile üç dörtyüz seneden beri her zaman içlerinden böyle meşhur ve övülmeye değer kişiler çıkmıştır. Kırk elli seneden beri sizlere bir durgunluk çöktü. Bunun sebebi nedir? Ararsak bulabiliriz. Acaba eski Boşnakların güzel ahlâk ve kararlı vasıfları vardı da bunlara şimdi bir halel mi geldi?
Hayır! Boşnaklar çok yakın hemşehrilerim olduğundan tavır ve mizaçlarını bilir ve beğenirdim. Bir seneyi aşkındır teftiş göreviyle bu bölgede bulunuyorum. Bu halkın kararlı vasıf ve övülmeye lâyık ahlâkının asla bozulmamış olduğunu gördüm. Tarihçi olduğum için memleketinizin önceki halini sizden iyi bilirim. Görevim, memleketin ahvalini teftiş ve araştırma olduğundan, görev gereği şimdiki durumunuzu da çok güzel öğrendim. Zannederim, sizleri sizden daha iyi anladım. Başka bir görevle gelmiş olsaydım, belki bu kadar anlayamazdım.
Köyleriniz dağ başında birbirinden uzak evler şeklinde olduğu halde burada adam öldürme, ırz ve namusa tecavüz gibi insanlığa yakışmayacak büyük cinayetler, diğer yerlere göre yok gibidir. Yalnızca bu bile ahâlinin güzel ahlâkına yeterli delil olabilir. Velhasıl sizler yine üç dörtyüz sene evvelki Boşnakların evlat ve torunlarısınız. Fakat zaman ve durumların değişmesi dolayısıyla doğal olarak her millette görülen İdarî ve sosyal bazı değişiklikler, bozulmalar sizde de bulunmakta ve sizi şirazesi bozulmuş bir kitaba benzetmektedir. Fakat kitabın yazılarına hiç zarar gelmemiş ve kâğıtlar da sağlam olarak kalmıştır. Şirazesi örüldüğü an, kitap yine eski haline gelir. Bu şira- zeyi örecek olan da, Padi- şah’ın "Bosna’da askerlik usûlünü ortaya koyan" fermanıdır.
Size veda edip gidecek zamanım yaklaştı. Şundan çok memnun ve sevinçliyim ki, memuriyetimin sonu çok hayırlı bir iş olan bu fermanın icraatına tesadüf ediyor..."