Makale

ÇAĞIMIZIN KORKUNÇ HASTALIĞI AIDS VE KUR'AN’IN GETİRDİĞİ KORUYUCU PRENSİPLER

Şükrü ÖZBUĞDAY / Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

ÇAĞIMIZIN KORKUNÇ HASTALIĞI
AIDS VE KUR’AN’IN GETİRDİĞİ
KORUYUCU PRENSİPLER

İslâm Dini insan hayatına ve sağlığına büyük önem vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber (s.a.s.) Efendimizin hadis-i şeriflerinde, hayat ve sağlığın, Cenabı Hakk’ın insana en büyük emanet ve nimeti olduğu beyan edilmiştir. İçki, uyuşturucu madde alışkanlığı, fuhuş... gibi, insan sağlığını bozan fiil ve davranışlar yasaklanmış, hastalanan kimselerin, gerektiği şekilde tedavi olmaları tavsiye edilmiştir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz kendisi de bizzat tedavi olarak, bu konuda örnek olduğu gibi, Yüce Allah indirdiği herhangi bir derdin, şifasını da indirmiştir. Her derdin bir devası (yani her hastalığın bir ilacı ve tedavisi) vardır. İlacı bulunur, tedavisi yapılırsa, Allah’ın izni ile hasta iyileşir.. .1 buyurmuştur.
Başka bir hadis-i şerifte ise; tedavi olmayı ilahi takdire aykırı sayarak, "Ey Allah’ın Rasülü, tedavi olalım mı?, Allah’ın takdirine karsı bunun bir yararı olur mu?” diye soranlara; “Tedavi olmak da Allah’ın takdiridir. Tedavi olunuz, zira Cenabn Hak hiçbir hastalık yaratmamıştır ki, devasını da yaratmış olmasın. Sadece biri, yaşlılık müstesna.” 2 buyurmuştur.
Görüldüğü üzere bu hadis-i şeriflerde her derdin bir dermanı, her hastalığın bir ilacı ve tedavisinin bulunduğu ifade edilmektedir, onlar yapıldığı zaman Ce- nab-ı Hakk’ın şifa vereceği beyan edilmektedir. 3
Ayrıca İslâm’ın emir ve yasakları su beş şeyi korumayı amaçlar: Din, nefis (can), nesil, akıl ve mal. Bunun için bütün hak dinler, küfrün, adam öldürmenin, zinanın, hırsızlığın ve sarhoşluk veren şeylerin alınmasının haram olduğunda ittifak etmişlerdir.141 Bazı alimler bu beş şeye ırzı korumayı da eklemişlerdir. Bunun nesli korumanın da ötesinde şahsiyeti her türlü fuhuş kirinden temiz tutmak manasında düşünmek mümkündür.5
Yarattıklarının ihtiyaçlarını bilen Yüce Allah, haram ve sakıncalı yollara düşmeden nimetlerinden faydalanmamızın imkânlarını hazırlamıştır. Gerçekten kişi, helâl sınırı içinde kalarak hayatın her alanında bütün ihtiyaçlarını karşılayabilir.
İnsan düşünce ve davranışları, ilahi kaynaktan ve Peygamberlerin uyarılarından uzak kaldıkça çok kere alkol, uyuşturucu kullanımı ve fuhuş gibi kendini felakete sürükleyen aşırı zevk ve eğlencelere kaptırmaktan geri kalmamıştır. Bu aşırılık ve taşkınlıklar ise, mutlaka bir taraftan patlak vermiştir. Bunun sonucu olarak da özellikle fuhuşa bağlı hastalıklarda tırmanış görülmektedir.
Şüphesiz fuhuşa bağlı hastalıkların en korkuncu ve çaresizi AlDS’dir. Bazı ilim ve fikir adamları 20. yüzyılı bir kaygı çağı olarak görmektedir. Bu çağda gelişen ilim ve teknik, insanlığın birçok işini kolaylaştırmış, fakat ona huzur ve mutluluk sağlayamamıştır. Bugün insanlık henüz bir nükleer savaş tehlikesinden kurtulmadan AIDS paniğinin içine girmiştir. Eskiden veremde, daha çok vebada görülen panik hali yerini AIDS’e bırakmıştır.
AIDS, hem bulaşıcı, hem de öldürücü olduğu için bugün kanser kadar bile yaygın olmadığı halde ondan daha büyük bir korku ve dehşet uyandırmaktadır.
Çünkü ilim adamları AIDS’İ bugünün imha silahlarıyla gerçekleşecek bir III. Dünya savaşının tahribatından daha fazla yıkıcı ve yok edici bulmaktadır.6
AIDS, virüs yolu ile bulaşan, öldürücü bir hastalıklar bütünüdür. Bu virüs HİV olarak adlandırılmaktadır. HİV; yani İnsan bağışıklık yetmezliği virüsünün bulaşması sonucu, vücudun savunma gücü zayıflar ve yıkılır, bazı mikroorganizmalara ve hastalıklara duyarlı hale gelir. Bu durumda olağan koşullarda tedavi edilebilen hastalıklar, AIDS mikrobunu taşıyan kişilerde savunma gücü yetersiz kaldığından ölüme neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, dünyada yaklaşık 17 milyon kişinin HİV virüsü taşıdığını ve dünyada her dakika B, her- gün yaklaşık 8000 kişiye HİV mikrobunun bulaştığını bildirmektedir.171 2000 yılında 40 milyon insanın AIDS’e yakalanacağından ve kitle ölümlerinin ortaya çıkacağından korkulmaktadır. Çünkü hastalık, Asya’da özellikle Hindistan’da yayılma istidadındadır. Asya’da bu savasın kaybedilmesi dünyanın sonu demektir. AIDS’le mücadele için çok büyük masraflar yapılmaktadır. Yalnız A.B.D.’nin 1991 yılında AIDS harcamalarına 1.9 milyar dolar ayırdığı ifade edilmektedir.
Dünya Sağlık Teşkilatı’nın yayınlarında ısrarla yapılan uyarılar arasında AIDS hastalığının hızla yayıldığı, öldürücü olduğu, tedavisinin henüz bulunmadığı, erkekten kadına, kadından erkeğe cinsi temasla bulaştığı vurgulanmaktadır. Ancak bir aile çevresinde mutad yasama şartlarında AIDS hastalığına yakalanma bahis konusu olmamaktadır. Fakat kutsal nikah bağına rağmen eslerine ihanet edenler hem kendilerini AIDS’in kucağına atmakta, hem de eslerine ve dolayısıyle çocuklarına bu canavarı hediye etmektedirler!101
Fıtri ve tabii bir din olan İslâm; canlılarda cinsel duygu ve isteğin mevcudiyetini, tabii olarak ve bu fıtri ihtiyacın meşrû ve normal yollardan tatminini öngörmüştür. Nikah ve evlilik, insanlarda bunun tek meşrû ve geçerli yoludur. Kur’an-ı Kerim’deki ahkâm ayetlerinin bir kısmı nikâh ve aile hukukuyla alâkalıdır. Zina, fuhuş ve cinsi sapıklıklar bütün semavi dinlerde kesin olarak yasaklanmıştır.
Zina ve fuhuşun sebep olduğu zararlar dinen olduğu gibi artık ilmen ve tıbben de sabit olmuştur. Pek çok tıbbi ve zührevi hastalıklarla birlikte AIDS illetinin baş amilinin de sapık cinsel ilişkiler olduğu kesin olarak anlaşılmış bulunmaktadır. Dinimiz zina ve fuhşu sadece yasaklamakla kalmamış, ona yaklaşmayı ve teşvik edici sebeplerle tevessül etmeyi dahi men etmiştir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de söyle buyrulur: "... Açık olsun, gizli olsun fuh- şiyata yaklaşmayın...”9 “Zinaya yaklaşmayın. Zira o çok çirkin bir şeydir ve çok kötü bir yoldur.”10
Yukarıdaki ayette “zina etmeyin” denilmeyip de “zinaya yaklaşmayın” buyuruiması ilgi çekicidir. Buna göre yalnız zina değil, kişiyi zinaya götüren bütün yollar da yasaklanmıştır. Böyiece Kur’an-ı Kerim, prensip olarak insanı kötülüklere sevkedici sebepleri ortadan kaldırmayı amaçlamıştır.
Kur’an-ı Kerim Allah kelamıdır. o’nda problemlerimize gösterilen çareler, bugün için de tazeliğini korumaktadır. Kur’an-ı Kerim, mucizevi uslûbu ile her çağın meselesine ışık tutmuş ve yol göstermiştir. Tekniğin ilerlemesi, Kur’an-ı Kerim’in emir ve nehiylerindeki hikmetleri daha iyi ortaya koymaktadır. Bütün çıkmazları ve çaresizlikleri O’na başvurarak halletmek isteyenlerin o, Şüphesiz imdadına yetişecektir.
Kur’an-ı Kerim asırlardan beri, düşünce duygu ve davranışlarımıza yön verdiği gibi, sağlığımızı da müsbet yolda etkilemeye devam etmektedir. Bu konuda değerli bilim adamı Prof. Dr. Rasim ADASAL söyle diyor: “Kutsal kitabımız Kur’an’da bilimsel bakımdan çok değerli kaideler vardır..."11
Zinanın sebep olduğu zararların, sadece onu isleyenin şahsıyla sınırlı olmayıp, bir takım salgın hastalıklara sebep olacağını ve toplumu da sarsacağını bir mûcize olarak Sevgili Peygamberimiz şu hadislerinde haber vermişlerdir: “...Bir toplulukta fuhuş yayılır da bu çirkin fiili isleyenler, yaptıklarını anlatır hale gelirse, o toplumda taûn (veba] ve daha önceki toplumlarda görülmeyen hastalıklar ortaya çıkar...”12
Ortadoğu Bölgesi’ndeki bir topluma ilahi mesajları iletmekle görevli Peygamber olarak gönderilen Hz. Lut’un kavminin cinsi sapıklıkları sebebiyle ilahi azaba uğradıklarını Kur’an-ı Kerim haber vermektedir.13
İnsanlık Lût Kavmi’nin helaki olayından ders almasını bilseydi, Kur’an-ı Kerim’de Allah’a şirk koşma ve haksız yere cana kıyma gibi günahların yanında gayr-i meşrû ilişkilerden kaçınsaydı, her kötülüğün başı olan sarhoşluk verici ve uyuştucuru maddeleri terketseydi, bugün dünyanın huzuru bu derece kaçmazdı ve nihayet herşeyden habersiz ma’sum çocuklar ve bazı günahsız kan hastalan bu elim hastalığın pençesine düşmezlerdi.
Tıp otoriteleri, bu tehlikeli ve ölümcül hastalıktan korunmanın en garantili yolunun meşrû ve normal bir aile ve evlilik hayatı ile dikkatli ve duyarlı bir korunma olduğunu belirtmektedirler. Bu sebeple koruyucu hekimliğe ve kitle eğitim hizmetlerine ağırlık verilmesi istenmektedir. Fertleri, tehlikenin boyutları konusunda eğitmek suretiyle kişi, ilerde kendisini, isini, esini, çocuklarını ve dostlarını kaybettirecek, dünya nimetleri ve lezzetlerini zehire çevirecek olan AIDS’in pençesine düşmekten kendini koruyabilsin. Bu konuda aklını, duygularını kullanabilsin, vicdanının sesini duysun ve imanının gereğini yababil- sin. Su kadar var ki, kişilerin bu konuda tek başlarına alacakları tedbirler yetersiz kalabilir. Şuurlu bir sosyal mücadele de gerekir. Dinimizdeki hakkı tavsiye metodu ve emr-i bi’l-ma’ruf, nehy-i anilmünker prensibine uygun olarak AIDS’İ hazırlayan ortamı ortadan kaldırmak İçin gönüllü kuruluşlar oluşturmak, mevcutlarına yardımcı olmak, özellikle Dünya Sağlık Teskilatı’nın yayınlarını izleyerek gelişmeleri bilmek ancak hiç bir zaman palyatif tedbirler ile yetinmemek, dinimizin koyduğu köklü tedbirlerin koruyuculuğundan toplumu faydalandırmak da gerekir.
Çağımızın menhus illeti olan AIDS’ten kişileri korumada, eğitim kurumlarının, medyanın ve caminin yani va’z ve hutbelerin rolü büyüktür. Konunun nezaketi dolayısıyle, özellikle gençlerin öğrenmekten ve soru sormaktan çekindikleri bir çok konularda onları aydınlatmak gerekir. Çünkü dinimiz hayat dinidir. Hayatta olabilecek her husus aydınlatılmıştır.14
Bütün insanlığa hidayet rehberi olarak gönderilen Kur’an’ın evrensel prensipleri içerisinde bu illetten korunmak mümkün olabilir. Bu prensipler; bilgi, eğitim, iç disiplin, inanç, sağlam aile yapısı, namus, iffet, maddi-manevi temizlik, her türlü fuhuş ve uyuşturucu yasağı gibi koruyucu esaslardır.
Sağlık ve mutluluk dolu günler dileğiyle...


(1) Tirmizi: Tıb, 2, Hadis No: 2038; Ebû Davûd; Tıb 1, Hadis No: 3855; lbn-i Mâ- ce; Tıb 1, Hadis No: 3436,
(2) Tirmizi; Tıb 21. Hadis No: 2G65; Ebû Davûd; Tıb 9 1 Hadis No: 3855; lbn-i Mâce, Tıb 1, Hadis No: 3437.
(3) İrfan YÜCEL; Islâm Dini Açısından Organ ve Doku Nakli, Türkiye Organ Nakli ve Yanık Tedavi Vakfı, Tıp Bilimleri Dergisi, Aralık-1993, S;35.
(4) Gazzali, el-Mustafa; 1/286,288.
(5) Prof. Dr. Ahmet ÇOSKUN; ilim ve Islâm’ın İşığında AIDS; 1st. 1993, S;32.
(6) a.g.e.; S;7,8.
(7) HİV/AIDS ve Cinsel Yolla Bulasan Diğer Hastalıklar [Broşür] Türkiye Aile Planlaması Derneği Yayınları, No: 49.
(8) COŞKUN; a.g.e., S; 15;17.
(9) En’am, 6/151.
(10) Isra, 17/32.
(11) ÇOSKUN, a.g.e., S;26.
(12) lbn-i Mace; Fiten; 22. Hadis No: 4019.
(13) A’raf,7/81,83,84;Suara,26/172,173; Nemi, 27/55,57,58.
(14) ÇOSKUN; a.g.e., S;23.