Makale

TOKYO ANILARI

TOKYO ANILARI

Erol DEMİR
Protokol Basın ve Halkla İlişkiler Md.lüğü Şef

Japonya’nın Narita hava limanına indiğimde, beni nelerin beklediğini bilemiyorum. Ama benim için fark etmiyor. Çünkü ben İslâmiyet’in bayrağını Japonya gibi dünyanın bir ucundaki her yönü ile farklı bir ülkeye yıllar öncesi tanıtmak ve yaymak üzere giden Abdurreşit İbrahim Hazretlerinin yolunda bir göreve geldiğimi biliyordum.
Kimdir bu Allah yolunda yollara düşmüş insan? Her yıl resmi toplantılarla anılan şairlerden biri değil. Abdurreşit İbrahim tanınmamayı tercih etmiş, ama hayatıyla kendini ispatlamış alim bir kişi. 23 Nisan 1857 yılında Rusya’nın egemenliğindeki Kazan’da doğan Özbek asıllı bir alim. Abdurreşit İbrahim çocukluğundan itibaren Rusya’daki medreselerde eğitim görmüş, 1880 yılında Hicaz’a ulaşıp, medresede din eğitimi almış, sonra Rusya’ya dönmüş, evlendikten sonra yanında 5 gençle medrese eğitimi yapmak için Medine’ye doğru yola çıkmış, 1885’te tekrar evine dönen Abdurreşit İbrahim memleketinde yeni usulle eğitim veren okullar açıyor. Yanına Tatar talebeleri alarak okumak için İstanbul’a getiriyor. 1892 yılında kendi memleketinde Kadı olduktan sonra Müslümanların hakkını koruduğu için rejim yanlısı müftüler tarafından Ruslara şikayet ediliyor. Artan baskılara boyun eğmeyen, ama canını tehlikede gören Abdürreşit İbrahim İstanbul’a geliyor ve Rusya’da yaşayan Müslü- manlara çağrıda bulunarak, onları Osmanlı Devleti topraklarına göç etmeye davet ediyor. Onun bu çağrısına uyan 70 bin Müslüman Türk Anadolu’ya gelip yerleşiyor.
Abdurreşit İbrahim, tam bir seyyah ve Allah’ın dinini ve Müslümanların hakkını savunan bir dava adamı. Onun dava adına yaptığı seyahatleri özetlemeye çalışsak buna sayfalar yetmez. Yine de, çok kısa sürede gezdiği memleketler; Buhara, Fransa, Bulgaristan, Yugoslavya, Batı Rusya, Kafkasya, Maveraü’n-Nehir, Batı ve Doğu Türkistan, Sibirya ve Japonya.
Japonya Abdurreşit İbrahim ismini bilenler için akla gelen ilk ülkedir. Çünkü bu alim Japonya’da ilk defa İslâm’ı yayan kişidir. Abdulhamit Han’a mektup yazıp Japonların İslâm’a yatkın olduklarını haber veren ve bu konuda Sultan’dan yardım isteyen kişi yine odıır. Abdulhamit, bu alimi takdir eder. Onun başka din adamlarından farklı olduğunu söyler.
Abdurreşit İbrahim’in Japonya’da yürüttüğü faaliyetler Osmanlı Devleti tarafından destekleniyordu. O sadece bir alim değil, aynı zamanda Rusya ile düşmanları Japonya arasındaki ilişkileri inceleyen ve bunu İstanbul’a aktaran bir diplomattı. Japonya’da 4 yıl kaldıktan sonra İstanbul’a dönen Abdurreşit İbrahim, Rusya’da yaşayan Müslümanlara yönelik kitap ve duyurular yayınladığı için Rusya, Osmanlılardan onun sınırdışı edilmesini istedi.
1904’te Rusya’ya teslim edilen Abdurreşit İbrahim, iki hafta sonra serbest bırakıldı. Ama baskılar onu yıldırmıyordu. Bu sefer Stepetersbur’da bir matbaa kurarak dînî ve siyasî eserler yayımlamaya başladı. Kazan’a gelerek diğer Rusya Türkleri ile nasıl bir strateji izleyeceklerini görüşen Abdurreşit İbrahim, bütün Rusya Müslümanlarının Ufa’da bir toplantı yapmasını sağladı.
1908 yılında yeni bir yolculuğa başlayan alim; “Bu hizmetlere başlarken önümde bir giden, arkamda bir iten yoktu. Yalnız himmet kemerini bele bağlayarak tevekkül asasını ele aldım. Yalnız îlâyı kelimetullah halis niyetiyle, Allah’ın ipine sarılma fikrini yayma ve güçlendirme mukaddes emeli uğruna çoluk çocuğumu ve mini mini ciğerparelerim olan masumlarımı Allah’a emanet ederek yola çıktım” eliyor.
Moğolistan’a kadar Rusya içinde seyahat eden Abdurreşit İbrahim, burada Budistlerin lideri Dalay Lama ile görüştü. Sonra yeniden Japonya’ya gitti. Tokyo’da bir süre kalan Abdurreşit İbrahim Japonca’yı kısa sürede öğrendi. Japon eğitim sistemini inceledi ve kraliyet ailesinden bir prensle ahbaplık kurdu. Japonya’da İslâm ile ilgili pek çok konuşma yapan ve gazetelerde yazılar yazan Abdurreşit İbrahim, üst düzey Japon devlet adamlarının bir kısmının Müslüman olmasına vesile oldu. O sıralarda Japonları Hristiyan etmeye çalışan misyonerlerin İslâm ile ilgili yazdıkları bir kitaptaki yalan iddialarını çürüttü. Tokyo’da bir cami yaptırmak için Müs- lümanlara bir dernek kurdurdu.
Abdurreşit İbrahim; 1909 yılında Japonya’dan ayrılır. Kore ve Çin’de Müslümanlara vaazlar verir. Çin’den Singapur’a ve nihayet Hindistan’a ulaşır. Müslümanlara imamlık yapar ve onların sorularını cevaplar. Buradan Hicaz’a gidip haccını yapar. Bir süre sonra da İstanbul’a gelir. Burada konferanslar vererek gezdiği ülkelerdeki Müslümanların durumunu Osmanlılaı’a aktarır. Batılıların Hindistan gibi ülkelerde Müslümanlara yaptığı zulümleri anlatır. Yanında getirdiği Japon Müslüman Ömer Yamaoka da konuşmalar yapar. Çok ilgi gören bu konferansların ardından Mehmet Akif ile tanışır ve dost olurlar. Ancak 1911 yılında İtalyanlar’ın bugünkü Libya’yı işgal etmeleri üzerine Abdurreşit İbrahim hemen Trablusgarp’a hareket eder. Osmanlı Ordusu’nun İtalyanlar’a karşı burada yaptığı savaşa katılır.
1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine Japonya, Çin, Malezya, Singapur ve Hindistan’daki Müslüman liderlere mektup yazarak onlardan destek ister. 1914 yılında Ruslar’ın Kuzey Anadolu’yu işgal etmeleri üzerine oraya gidip, Osmanlı askerlerine moral verir. Enver Paşa’nın kendine verdiği görevi kabul edip, Rus ordusunda savaşırken Almanların eline esir düşen Türkler’i yeniden örgütleyip, Osmanlı ordusuna katar. 1918 yılında Osmanlı istihbarat örgütü tarafından İsviçre’de Rusya Müslümanlarını savunan bir büro açmak için görevlendirilir.
1918’de yeni bir yolculuğa çıkar. İstanbul’dan yola çıkıp Sibirya, Ukrayna, Almanya, Litvanya, Doğu Türkistan ve Rusya’yı dolaşır. Moskova’da daha fazla kalmayı tehlikeli gören Abdurreşit İbrahim, Konya’nın Cihanbeyli İlçesi Böğrüdelik Köyü’ne yerleşir. Burada 1933 yılına kadar sessiz sedasız bir rençber olarak hayatını devam ettirir. Arada bir Mısır’a ve hacca gider. Ama 1933 yılında yani 76 yaşındayken dayanamayıp tekrar Japonya’ya gider. Burada Tokyo Camii’nin planlarını hazırlatır ve temelini atar. Bu cami 1937 yılında ibadete açılır. Abdurreşit İbrahim, Tokyo Camii’nin imamı olur. Sayesinde pek çok Japon İslâm Dini’ni kabul eder.
Abdurreşit İbrahim, 1944 yılında Tokyo’da vefat eder. Tokyo yakınlarındaki Müslüman mezarlığına defnedilir.
İşte o mezarlığı ziyaretimde neler hissettiğimi bir bilebilseniz. Hayatını İslâm uğruna dolu dolu yaşayan, bu büyük kişiyi Yüce Allah’ım ziyaret etmeyi bana nasip etti. Fakat bende, benliğimde öyle bir güç belirdi ki, buraya ne için geldiğimi hatırlayarak, Türk’ün ve İslâmiyet’in bayrağının inmeyeceği bir eser olacak olan Tokyo Camii’nin yapımı için elimden geleni yapacağıma mezarı başında kendi kendime söz verdim.
Aslında Abdurreşit İbrahim’in hayat hikayesi uzun. Yaşadığı hayatın içine, iman ve İslâm mücadelesini ve Allah rızasını katmış biri. O, bugünkü imkânlarla bile insanların zorlukla seyahat edebilecekleri pek çok ülkeyi dolaşmış. Yaşma ve zokluklara asla bakmamış, yuvasından yavrularından ayrı kalmanın verdiği hasret onu davasından döndiirememiş, bütün ömrünü İslâm’ı yayma ve Müslümanları yükseltmek için harcamış.
Abdurreşit İbrahim doğuyu ve batıyı iyi biliyordu. Türkçe, Arapça, Farsça, Rusça, Japonca bilmesine rağmen 40 yaşından sonra Fransızca ve Latince’yi de öğrenmiş bir alimdi.
55 yıl önce vefat etmesine rağmen bizim için hâlâ ne kadar güzel bir örnek olarak ayakta duruyor. Ruhu şad olsun!