Makale

İSLAM’da Tevazu

İSLAM’da
Tevazu

Himmet METİN
Yatağan Müftüsü

İnsan, diğer insanlarla beraber toplu halde, bir köyde, bir şehirde ve bir cemiyette yaşamak zorunda olan bir canlıdır.
Toplumdaki mevkii ne olursa olsun insanların birbirleriyle olan münasebetleri kardeşçe olmalıdır. Karşısındaki insana şefkat ve merhametle, tevâzu ve alçakgönüllü olarak davranmalıdır. Kibir ve gururdan sakınmalıdır.
Kibir, Allah’ın yarattığı kullarına yakışmaz. Biz kuluz, kula kulluk yaraşır. Bazı insanlar bir mekan veya mevki sahibi olunca kimseye selam bile vermeye tenezzül etmez. Sanki küçük dağları kendisi yaratmış gibi büyüklenerek, kibirlenerek yürür. Bu, çok çirkin bir davranıştır. Nihayet hepimiz insanız. Ve insanlar arasında üstünlük sadece takva iledir.
"Ne Arabın Aceme, ne Acemin Araba, ne kırmızının siyaha, ne de siyahın kırmızıya bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. Allah’a göre en üstününüz, O’ndan en çok kor- kanınızdır.”
Allah Rasûlü, insanlar arasındaki eşitliği bu sözleriyle ne güzel ifade etmişlerdir. Allah’ın halis kullarının yeryüzünde vakar ve tevâzu ile yürüdüklerini Cenab-ı Hak Kur’an-ı Keıim’de haber veriyor ve şöyle buyuruyor: “Rahman"in o kulları ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevâzu ile yürürler, cahiller kendilerine (hoşlanmadıkları bir) laf attıkları zaman, -selâm- derler. (Sözün doğrusunu söyler ve onlarla çatışmazlar.)"2
Sevgili Peygamberimiz hadis-i şeriflerinde: "Çalım satarak elbisesini sürükleyen kimseye Alhılıü Tealâ kıyamet gününde rahmet nazarı ile bakmaz." 1,1 buyurmuşlardır.
Allah için tevâzu gösterenin Cenab-ı Hak derecesini yükseltir. Büyüklük taslayanları da alçaltır. Allah’ın emrettiği ibadetleri kibir ve gururları sebebiyle yerine getirmeyenlerin yeri ce hennemdir. Allahü Tealâ böyleleıi hakkında bu yürüyor ki: "Bana ibadetten kibirlenip uzak laşanlar var ya işte onlar hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir."
Rasulü Ekrem Efendimiz (s.a.s.): "Cehennemlikleri sîzlere haber vereyim mi? Onlar, katı yürekli, malım hayırdan esirgeyen kibirli kimselerdir." buyurmuşlardır.
Mütevazi olmak Allah’ın emridir. İslâm’ın emridir.
Allah Rasûlii (s.a.s.): "Muhakkak ki Allah Tealâ bana sizin mütevazi olmanızı vahyetti. Hiçbir kimse diğerine karşı övünmesin. Ve hiçbir kimse diğerine zulüm ve haksızlık etmesin." 6
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) büyüklenmekten, hatip geçinmekten ve samimiyetsiz parlak sözlerle halkı aldatmaktan da asla hoşlanmazlardı.
Kibir ve gurur insanın değerini dü şüıen, ibadetlerini hükümsüz bırakan ve İlâhi mükafatlardan mahrum eden kötü bir huydur Bir müsliimanda bulunmaması gereken bir huydur. Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde: "Kalbinde zerre miktarı kibir bulunan kimse cennete giremez" 7 buyurmuşlardır.
Bir cemiyetin huzur ve sükun içinde hayatını devam ettirebilmesi için o cemiyetin fertlerini, birbirlerine sevgi, saygı ve kardeşlik duygulan ile sımsıkı bağlanmaları gerekir. Fertlerin birbirlerine karşı kibirli olduğu, herkesin kendini beğenip, başkalarını hakir gördüğü, sevgi bağlarının koptuğu bir cemiyette huzur kalmamış demektir. Eğer mutlu ve huzurlu bir toplumda yaşamak istiyorsak kalplerimizdeki kin, haset, düşmanlık, kıskançlık, kibirlilik gibi kötü huyları çıkarıp atmak zorundayız.
Bunların yerine muhabbet, ahlak, fazilet, adalet ve tevazu gibi güzel huylarla kalplerimizi doldurmak durumundayız. Bu durum aynı zamanda Allah’ın ve Rasûlü’niin de bizlere kesin ve açık bir emridir.
Tevâzu zillet olmadığı gibi, kibir de vakar değildir. Allah Rasülü tevâzuda mutlak bir ölçü ve denge içindeydi.
Peygamberimiz (s.a.s.) sonsuz bir tevâzu ve büyük bir edep sahibi idi. Herkes onu büyüklerden daha büyük görebilir; fakat o şöyle demektedir: "Hiç kimse kendi ameliyle cennete giremez.” Sen de mi? diyenlere: “Evet, ben de. Eğer Allah rahmeti ile sarıp sarmalamazsa." M İşte Allah Rasulü, bu sözü söyleyecek kadar, tabiî, üstün tevâzu sahibi bir insandı. Kendisini insanlar arasında bir fert ve bir parça olarak görüyor, sonra da davranışlarını bu anlayışa göre ayarlıyordu.
Zaten bizzat Cenab-ı Hakk da Kuran diliyle Rasulüne tevâzu emretmiyor mu?: "Sana tâbî olanlara tevazu kanatlarını indire- bildiğin kadar indir"
Allah Rasûlü halka önce kendisi selam verir, büyük küçük kiminle konuşursa bütünüyle ona yönelir, el sıkıştığı zaman elini karşısındakinden evvel çekmez, sadaka verdiğinde sadakayı eliyle fakirin avucuna kor, bir meclise geldiğinde nerede boş yer varsa oraya oturuverirdi. Onu ilk göreni korku alır, fakat görüşüp konuşunca yanından ayrılmak istemezdi.
Allah Teâla kötü kalpli, rezil ahlâklı, helal haram bilmeyen, sert mizaçlı, hayır işlerinde yardımda bulunmayan, kendinden başka büyük tanımayan, Allah’ın ayetleri okunurken hiç duymamış gibi böbürlenerek oradan uzaklaşan kimselerin düşmanıdır.
İslâm’ın gayesi, insanları birbirleriyle kaynaştırmak, emniyet ve huzur içerisinde hem bu dünyada hem de ahiret aleminde mutluluklarını sağlamaktır.
Kibir ve gurur kabalığın, hamlığın ve yetişmemişliğin bir tezahürüdür.
Tevâzu ise, efendiliğin alameti ve olgunluğun meyvesidir.
Gök ekinler dimdik durduğu halde, olgun başağın boynu eğri, yönü toprağa doğrudur. Akıllı ve olgun mü’min de böyle mütevazi ve alçak gönüllü olmalıdır.
Tevâzu sahibi insanları Allah yükseltir. Kibirli insanları Allah alçaltır. Allah Resulü; "Müslüman kardeşine karşı tevâzu gösteren kimseyi Allah yüceltir. Ve ona karşı üstünlük taslayan kimseyi ise alçaltır. buyurmuştur.
Cenab-ı Hak insanı topraktan yaratmıştır. Toprak gibi gönülsüz ve mütevazi olunmalıdır. Madem ki topraktan yaratıldık, ateş gibi yakıcı ve inatçı olmaya gerek yoktur. Bundan dolayı kibir ve gurur kötü huylardandır İnsanların bu kötü huylardan uzak kalmaları gerekir.

1- Veda Hutbesinden.
2- Furkan, 63.
3- Riyazii-s Salihîn, c. II, sh, 46.
4- Mü’min, 60.
5- Riyazü-s Salihîn, c. II, sh, 45.
6- Riyazü-s Salihîn, c. II, sh, 37.
7- Seçme Hadisler, sh, 79.
8- Buharı, Rikak, 18.
9- Nahl, 23.
10- Seçme Hadisler, sh, 83.