Makale

Prof. Dr. ABDURRAHMAN GÜZEL 18 Mart Üniversitesi Rektörü

RÖPORTAJ:

Prof. Dr. ABDURRAHMAN GÜZEL
18 Mart Üniversitesi Rektörü

“Derginizi devamlı takip ediyorum. Özellikle yurtiçi ve yurtdışından yaptığınız röportajlar, derlediğiniz yazı ve fotoğraflarla aktüel konulara parmak basmanız son derece önemli."

•Sayın Rektörüm! Rektörlüğünüz sırasında 18 Mart Üniversitesi ile ilgili olarak bugüne kadar yaptığınız ve yapacağınız çalışmalar hakkında bilgi alabilir miyim?


Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 1992 Temmuzunda kurulmuş. 1994 Kasımına kadar 2 Rektör karşılıklı olarak gelip gitmişler ve görev yapmışlar. Bendeniz 94 Kasımında atandım. Geldiğim zaman üniversitemizde 160 akademik, 170 civarında idari personel, . 3200 öğrenci bulunmaktaydı. Yapılaşma ve bina olarak yok denecek kadardı. 1995 itibariyle hemen çalışmalara başladım. Bütçemiz yeterli değildi. 96’da çalışmalarımıza hız verdik, ihalelerimizi yaptık.
Geçtiğimiz üç yıllık dönem içerisinde bugün 10250 öğrencimiz oldu. Akademik personel sayımız bugün 450- - 500’ü buldu. İdari personel de 3000’le- re ulaştı. Bütçeyi 95’te 218 milyar olarak teslim aldım,bugün 3 trilyonun üzerine çıktı. Şu anda üniversitemizde 7 fakülte var. Geldiğimizde üçü açıktı, şimdi tamamı açık ve 8. fakültemiz, kuruldu. Bunlar: Eğitim, fen-edebiyat, iktisadi bilimler, ziraat, su ürünleri, ilahiyat, mühendislik-mimarlık, güzel sanatlar fakülteleridir. Bu sene Gökçeada’da bir meslek yüksek okulu açmaya karar verdik. Böylece üniversitemizde 8 fakülte, 9 meslek yüksek okulu, 2 yüksek okul, 4 yıllık 2 enstitü, 5 araştırma merkezi bulunmaktadır. İhalelerimiz yapıldı. 96 yılının 18 martında Başbakan Sayın Mesut Yılmaz tarafından temeli atılan Rektörlük binası ve fen- edebiyat fakültesi olmak üzere 27000m2’lik kapalı alan da hizmete girecektir. Gördüğünüz Süleyman Demirel konferans salonunu 4 ay gibi kısa bir zamanda bitirdik.
Özellikle üniversitemizde geleceğe yönelik ve bir dünya üniversitesi olma düşüncesinden hareketle işe başladık. Mesela bugün enerji üretme projelerine giriştik ve bundan kısa bir zaman içerisinde netice alacağımıza inanıyorum. Fizibilite raporları 6 Şubat 98’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na gönderildi. Bunda başarı sağlarsak, keban barajının 3/ 2’si nispetinde rüzgardan enerji elde etmiş olacağız.
Ayrıca, Gelibolu Hamza Koy’da 60 odalı bir uygulama oteli aldık. Bu da bizim için son derece önemlidir. Ziraat fakültesi için bir çiftliğimiz var. Bu çiftlikte büyükbaş ve küçükbaş olmak üzere hayvancılık yapıyoruz. Yılda 500 litre süt veren keçi üretimi, bıldırcın, arı, mantar üretimine başladık. Bunun dışında Kültürel aktiviteleri, eğitim ve öğretim kalitesini yükselttik.
Yurtdışından Almanya, A.B.D. ve Çek Cumhuriyeti üniversiteleri ile öğretim üyelerinin nakli konusunda yaptığımız anlaşmalar var. Sağlık hizmetlerine yönelik çalışmalarımız var. Mesela bir ultrason makinası, 280 bin mark hibe olarak üniversitemize kazandırdık. Daha çok. Yeni projelerimiz var. Yani bu üniversite geleceğin Oxford’u olmak mecburiyetinde. Şu andaki ilk mezunlarımız da çok iyi bir şekilde hizmet vermektedir. Özellikle el sanatlarına önem veriyoruz. Halı dokumacılığı, seramik ve benzeri şeyler üniversitemizde yapılıyor ki, çocuk mezun olduğunda kendini sadece devlet dairelerinde iş bulmaya şartlandırmasın, otomatikman kendisi özel olarak da bir hayat kurabilsin.
Gördüğünüz gibi hedef 2001 projemizde herşeyi açıkladık, tartıştık.
• Üniversitenin Çanakkale’ye kazandırdıkları nelerdir?
Şu gezen halkın altısından biri üniversitelidir. 97’de yapılan nüfus sayımına göre, 90’daki nüfus sayımına oranla Çanakkale’nin 8 bin nüfus artışı var ve bu artış sadece üniversitededir. Her yönden büyük bir canlılık geldi. Bugün buraya Türkiye’nin duayenleri dediğimiz 12 kişiyi getirmek kolay bir organizasyon değildir. Bu tür organizasyon biz her sene yapıyoruz. Hatta milletlerarası sempozyumlara başladık. İki tane milletlerarası sempozyum yaptık, Birisi," Öğretmen nasıl yetiştirilir." Bir diğeri de "Araştırmalar sempozyumu” devam ediyor.
Kısacası üniversite Çanakkale’ye kültürde, ekonomide, sosyal hayatta, teknolojide canlılık getirdi. Burası sınır bölgesidir. 250-300 bin derler ama 500 bin şehidimiz yatmaktadır bu topraklarda. Bunların hatıraları yolunda bizim çok çalışmamız lazımdır.
• Yapılan ödül törenine ilgi çok büyüktü gerçekten fakat salon biraz dar geldi.
Bugüne kadar konferans salonumuz yoktu. Devletimiz yardım etti. Güzel bir konferans salonu yaptık ve değerli katkılarından dolayı da Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in adını verdik. Böyle özel günler için belki biraz yetersiz kalabilir ama, her toplantı için yeterli oluyor. Bugünkü ödül töreni sizin de gördüğünüz gibi çok iyi oldu. Diyanet İşleri Başkanımız Sayın
Mehmet Nuri Yılmaz Bey beni aradı ve rahatsızlığı sebebiyle katılamadığının üzüntülerini bildirdi.
• Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’a ödül verirken hangi kriterleri göz önüne aldınız?
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz gerçek manada çok bilgili, alim, iyi idareci, kıymetli bir kişidir. Hoşgörülü, sevgi, saygı doludur. Bu memleketin bölünmez bütünlüğüne, birlik ve beraberliğine kalben inanan, ırk ve mezhep ayrımı yapmadan herkesi birden kucaklayan bir kişidir. Onun şahsında Diyanetin verdiği bugün ve yarına yönelik hizmetler çok büyüktür. Bu kriterleri göz önüne aldık. Kendileri de bunu kabul ettikleri için müteşekkirim.
Derginizi takip ediyorum. Mart sayınızda Nevruzla ve Çanakkale savaşları ile ilgili Diyanet Aylık Dergi’sinde çok güzel konular işlemişsiniz, tebrik ediyorum.
• Siz arzettiğiniz için soruyorum: Dergimiz hakkındaki düşüncelerinizi bize ışık tutması bakımından biraz daha genelleştirebilir misiniz?
Derginiz bana yabancı değil. Devamlı okuyorum ve çok da beğeniyo- rum.Mizanpaj olarak, baskı olarak ve içerik olarak, yani kalite olarak çok güzel. Konuları işleyişiniz, özellikle aktüel konulara parmak basmanız son derece önemli. Siz bunu zaman zaman yurti- çinden ve yurtdışından yaptığınız röportajlarla, derlediğiniz yazı ve fotoğraflarla akıcı bir üslup ve güçlü ifade kabiliyetiyle işliyorsunuz. Türkçeye böylesine hakim olmanız sebebiyle sizi kutluyorum. Yazılan yazılarda okuyucular artık “Şu kelime ne anlama geliyor acaba?” diye sözlüğe bakmamalı.
Ben branşım itibariyle söylüyorum: Türkçenin dünya dilleri içerisinde UNESCO’nun tespitine göre beşinci sırada, konuşulan anadiller sırasında da üçüncü sırada olduğunu gözönüne alarak, benim anamın ak sütünden daha duru olan Türk diline de bir sayı ayırırsanız, ben o konuda çok müteşekkir kalırım.
• Dergimiz için getirdiğiniz bu önerinize çok teşekkürler ediyorum Sayın Hocamı Böyle bir sayının hazırlıklarına hemen başlayacağımızı taahhüt edryorum. Kabul buyurursanız eğer Zat-ı Alinizin bu konudaki çok değerli görüş ve bilgilerinize de müracaat edeceğiz.
Sizlere seve seve yardımcı olurum.
• Türk Tarihi’nin dönüm noktası olan Çanakkale’den, Türkiye’nin en çok satan, yurtiçi ve yurtdışında en çok okunan dergisi "Diyanet Aylık Dergi" vasıtasıyla vermek istediğiniz başkaca bir mesajınız var mı?
Çok güzel söylediniz bu Türk Tarihi’nin dönüm noktası lafını. Evet! Türk Tarihi’nin dönüm noktası olan Çanakkale’mizde 18 Mart Üniversitesi’ne yapılan her yardım, şehitlerimize yapılmış gibidir. Üniversitemizde ismini yaşatacak bir eser bırakacak olan kişi çok hayırlı iş yapmış oluyor ve ben de onun adını hemen o esere veriyorum. Böylece hem eser, hem de şahsın adı yaşamış ve başkalarına da iyilikte örnek olmuş olunuyor. Dün Çanakkale’de büyük Atatürk’ün önderliğinde şahlanan birlik ve beraberliğimiz, bugün yine Çanakkale’de sembolleşsin.
Sonra hem, İslam Dini sevgi dinidir, hoşgörü dinidir. Milletimize bunu iyi vermek lazım. Kendi yapım içinde kişiyi cehennem azabıyla korkut-maktansa, cennet sevgisiyle müjdelemek daha güzeldir. Seven insan kötülüp yapmaz, korkan ve boş insan kötülük yapar. İnsan annesini-babasını seviyorsa, ona kötülük düşünebilirini? Sevgi başka bir şeydir. Bence herşeyin temelinde sevgi vardır.
Herkese hoşgörü, sevgi ve saygı dolu günler ile, ülkemizin 21. yüz yıl dünyasında en büyük ülke olması için çok çalışarak şehitlerimize layık birer insan olmayı diliyorum.