Makale

ANADOLU GERÇEĞİNİ CAN EVİHDE DUYAN BİR YAZAR... KELİMELERE VERDİĞİ SES BİR TUNÇ AHENGİ, BİR VOLKAN UĞULTUSU OLAN BİR ŞAİR...

Rızâ AKDEMİR
Merkez Valisi

ANADOLU GERÇEĞİNİ CAN EVİHDE DUYAN BİR YAZAR... KELİMELERE VERDİĞİ SES BİR TUNÇ AHENGİ, BİR VOLKAN UĞULTUSU OLAN BİR ŞAİR...

Değerli Okuyucularımız

Size bu sayımızda hikâyeleri, fıkraları, romanları ile Türkçemize güzellik ve renk kazandırmış olan büyük yazarımız Refik Halid Karay’ın "Ay Peşinde" adlı bir masalını sunuyoruz.
Refik Halid Karay, Türkçemizin sadeleşmesinde, güzelleşmesinde çok önemli rolü olan kalem adamlarımızdan birisidir. Yazarın pek çok kitabı arasında bilhassa "Gurbet Hikâyeleri" ve "Memleket Hikâyeleri" zikre şayandır. Değerli edibimiz sürgünde bulunduğu yıllarda, Anadolu gerçeğini canevinde duymuş, hikâyelerinde memleketimizin dumanlı yaylalarını, toz-lu yollarını, coşkun ırmaklarını, sönük kasabalarını, insanlarını büyük bir ustalıkla, rahat, akıcı, zarif bir ifâde ile dile getirmiştir.
Yurt dışında bulunduğu yıllarda ise yine vatan sevgisini, memleket aşkını yazmış ve kevsere benzeyen bir türkçe ile edebiyatımıza emanet etmiştir.
Dikkat ederseniz Refik Halid Karay ın 1920’lerde yazdığı hikâyelerde Türkçe, bir pırlanta gibi işlenmiş, ifâde kabiliyetinin zirvesine ulaşılmıştır. Daha sonraki yıllarda maalesef türkçe bir inkılâp sarası içinde bozulacak ve güzelim Türk dili bir yazboz tahtasına çevrile-cektir.
Atatürk’ün iyi niyetle başlattığı sadeleştirme cereyanı, onun ölümünden sonra, bir takım kişilerin elinde öldürücü bir silâh olacaktır. Devrimciler bu tehlikeli silâhla dilimize insafsızca saldıracak dilimizin en güzel en munis, en ahenkli kelimelerini göz kırpmadan katledeceklerdir.
Bazı gafiller ise bunun bir ideoloji savaşı olduğunun farkında olmaksızın bu cinayete alkış tutacak ve böylece suç ortağı olacaklardır.
Dikkatli okuyucularımız üstad Refik Halid Kara/ın eserieri ile bugün bir çoğu kaldırımlarda sergilenen sözümona yapıtları(!) okuyunca aradaki inanılmaz farkı göreceklerdir.
İkinci olarak sunduğumuz şiir rahmetli Mithat Cemal Kuntay’ın...
Değerli şâir, bayrağımızı yücelten, göğsümüzü gururla dolduran, târihimizin ihtişamını dile getiren hamasî şiirleri ile tanınır.
Kelimelere verdiği ses, bir tunç ahengi, bir volkan uğultusu, bir deniz coşkunluğudur. "Yurt Duygulan" şiirinin yazıldığı devir, ufkumuzda güneşin kaybolduğu, uğursuz ve hayırsız l.Dünyâ Savaşı yıllandır. İstanbul’da yedi düvelin bayrağı dalgalanmaktadır.
Ay-yıldız mahzun, boyunlar bükülü, ümitler kırık ve sesler sadece hıçkırıktı. Değerli okuyucularımızın bu şiiri zevkle okuyacaklarına inanıyoruz.
Mithat Cemal Kuntayın samimî dostu ve yürekten takdirkân olduğu Mehmet Akif Ersoy hakkında yazdığı eseri, herkes, bilhassa din adamlarımız dikkatle okumalı ve istifade etmelidirler.
BİR ŞİİR

YURT DUYGULARI

Düşmez yere hâşâ o, bizim bayrağımızdır,
Bir fecrolarak doğmadadır her dağımızdan
Ayyıldız o mazideki bir süstür, emin ol
Âtide güneşler doğacak bayrağımızdan.

Altında yatarken de bizim yerin üstü,
Bir kal’a olur toprağımız vecde gelir de,
Dağlar, kayalar göğsümüz üstünde tepinse,
Düşmanları biz râm ederiz kan kesilir de.

Deryaları kan, taşlan bitmez kemik olsa,
Bir son nefesin aynı olup bitse nesîmi
Ölmez bu vatan, farz-ı muhal, ölse de hattâ
Çekmez kürrenin sırtı o tâbut’u cesîmi.
Mithat Cemal KUNTAY