Makale

KADİR GECESİ

KADİR GECESİ

Lütfi ŞENTÜRK
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

Üçaylar derken Ramazan ayına ve nihayet Kadir gecesine erişmenin heyecanını yaşıyoruz.
9 Mart Çarşamba gününü perşembeye bağlayan gece Kadir gecesini idrak etmiş olacağız.
Bizleri bugünlere eriştiren Cenâb-ı Hakka hamdediyor, O’nun son peygamberi Muhammed Mustafa Sallallahu aleyhi ve selleme salât ve selam ediyoruz.
Kadir gecesi, en feyizli gecedir. Fazileti hakkında müstakil bir sûre bulunan tek gecedir.
Bu gecenin en üstün gece olduğunda şüphe yoktur. Çünkü Cenâb-ı Hak aynı adı taşıyan sûrede gece ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "Biz onu (Kuranı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Zira o gecede, her iş hakkında bir takım emirler alarak Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail) yere iner. O gece selâmettir, esenliktir. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eder."
Zaman ve mekânlar, kendilerinde meydana gelen büyük ve önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir gecesi, hiç bir geceye nasip olmayan ve olmayacak olan önemli olayların meydana geldiği bir gecedir. Çünkü bu gecede kadri yüce bir kitap olan Kur’an’ı Kerîm inmiştir, inmeye başlamıştır. Cenâb-ı Hakkın insanlara son mesajı olan Kur’an-ı Kerîmin inmesi insanlık tarihinde en önemli bir olaydır. Allah’ın sözü olduğunda hiç bir şekilde şüphe olmayan bu kitap, günahlardan, kötü tutum ve davranışlardan sakınanlar için bir hidâyet kaynağıdır.
Bu yüce kitabın böyle bir gecede inmesi, o geceye müstesna bir şeref kazandırmış ve onu kutlu bir gece kılmıştır.
Bunun içindir ki Kadir gecesinde yapılan ibadet, bin ayda yani 83 yılda yapılan ibadetten daha hayırlıdır.
Değerli okuyucu, bin ay insan hayatında çok büyük bir zaman dilimidir. Bu kadar yaşayan insan çok azdır. Kadir gecesinde yapılan ibadet, bu kadar uzun bir zamanda yapılan ibadetten Allah katında daha değerlidir.
Bize böyle mübarek bir geceyi lütfeden Cenâb-ı Hakka ne kadar hamdetsek, şükretsek, yinede O’nun sadece bu lutfuna gereği gibi teşekkür etmiş olmayız. Halbuki bu, O gece yaratıcının bizlere olan sayısız lütuflanndan sadece bir tanesidir.
Bugün İslâm dünyasında Ramazan-ı Şerifin 27’nci gecesi Kadir gecesi olarak kutlanmaktadır. Ancak Kadir gecesinin bu gece olduğu kesin değildir.
Büyük Hadis alimi İmam Buhârî’nin pek çok rivayetlerine göre Kadir gecesinin Ramazan’ın son on gecesinden birinde olması kuvvetli ihtimal dahilindedir. Çünkü peygamberimiz Ramazanın bu son on gününde kendisini tamamen ibadete verirdi. Mescitte kurdurduğu küçük bir çadır içinde itikafa girer, tamamıyla manevî bir hayat yaşardı. Rivayete göre peygamberimizin içinde itikafa girip ibadet ettiği bu çadır, keçeden yapılmış, ufak ve yuvarlak bir Türk çadırı idi.(l)
Konuyu özetleyecek olursak, peygamberimizin rasladığı Kadir geceleri hakkında rivayetler arasında 27’nci geceye ait olan rivayet, alimlerin çoğunluğu tarafından tercih edilerek, bu gece Kadir gecesi olarak kutlanagelmiştir.
Esasen zamanını iyi değerlendirmesini bilen kimseler için her gece Kadir gecesidir. Yeter ki, insan, kendisini yaratan, sayısız nimet ve lütuflarda bulunan Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanma yolunda’ olsun.
İlâhî âşıklardan olan fon Farizi: "Dostla her buluşma anı Cuma olduğu gibi, bütün geceler de - Hak tecelli ederse- Kadir gecesi olur." sözüyle bunu ne güzel ifade etmiştir.
Kadir gecesinde yer küremiz yeni misafirlerle dolup taşar. Yukarda mealini verdiğimiz surede, aralarında, peygambere vahiy getiren Cebrail aleyhi’s-selamın da bulunduğu meleklerin, Allah’tan aldıkları emir ve talimatla yeryüzüne inecekleri açıkça ifade edilmektedir.
Bu meleklerin, aldıkları görevler yanında, bu geceyi ibadetle ihya edenler için Allah’tan af ve mağfiret dileyecekleri de iniş sebepleri ile ilgili yapılan yorumlar arasındadır. Bu da bizim için ayrı bir nazhariyettir. Onların dualarıyla bizim dualarımız birleşerek Cenâb-ı Hakka yükselecek ve dualarımızın kabulüne yardımcı olacaktır.
Gecenin bu manevi zenginliği, feyiz ve bereketi, tan yerinin ağırmasına kadar sürecek ve gece ifade buyurulduğu gibi tam manasıyla bir esenlik olacaktır.
Oruçla, teravihle, Kuranla ve infakla incelmiş olan ruhlar, Kadir gecesinde daha da incelerek doruk noktaya ulaşacaktır.
Böylesine mübarek bir gece boşa geçirilmemeli, kıymeti bilinerek değerlendirilmelidir.
Öyle ise bu geceyi nasıl değerlendirelim sorusuna gelince; yapılacak olan, Kur’an-ı Kerîm’in inmeye başladığı bir gece olması hasebiyle Kur’an okumak ve anlamı üzerinde düşünmek, namaz kılmak, dua etmek, günahlardan tevbe ve istiğfar etmektir. Çünkü bu geceye mahsus bir ibadet yoktur.
Hz. Aişe (R.A.) den rivayet olunduğuna göre, peygamberimiz Ramazan gecelerini bu çeşitli ibadetlerle değerlendirirdi.
Üzerinde namaz borcu olan kimsenin, bu gecede hiç olmazsa bir günlük namaz kaza etmesi uygun olur. Çünkü hem kaza borcunu öder hem de geceyi ihya etmiş olur.
Hz. Aişe validemiz, peygamberimizden sordu:
— Ey Allah’ın Resulü, Kadir gecesine tesadüf edersem nasıl dua edeyim? Peygamberimiz—"Allahümme inneke afüvvün tühibbü’l afve fa’fü anni: Allah’ım, Sen affedersin, affetmeyi seversin, beni de af-feyle." diye dua et, buyurdu.
Kendimiz için dua ederken, milletimizin birlik ve kardeşliği, ülkemizin bütünlüğü için de dua etmeliyiz.
Dünyanın çeşitli yerlerinde özellikle Bosna-Hersek’te ve Karabağ’da çok zor durumda bulunan .toprakları ve yaşama hakları ellerinden alınmak istenen bunun içinde, kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk çocuk demeden hunharca öldürülen müslüman kardeşlerimiz ve güneydoğu bölgemizde teröristler tarafından benzeri şekilde taciz edilen kardeşlerimiz ve onları canlan pahasına savunan kahraman güvenlik güçlerimiz için de dua etmeliyiz.
Değerli okuyucu, bu geceyi idrak edip ibadetle geçiren kimselerin bağışlanacağı da müjdelenmiştir. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Kim, faziletine inanarak ve ecrini umarak Kadir gecesini ihya ederse, geçmiş günahları mağfiret olunur."(2)
Değerli okuyucularımızın ve bütün müslüman kardeşlerimizin mübarek Kadir gecelerini tebrik eder, hepimiz ve bütün müslüman kardeşlerimiz hakkında bu gecenin hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ederim.

1 - Müslim, K.Sıyam, B. 40
2 - Buhârt, K. Salatü’t-Terâvi, B. 2;
Müslim, K.Salatü’l-Müsafirun ve
Kasriha, B. 25.