Makale

DİYANET İSLERİ BAŞKANLIĞI YENİDEN YAPILANMALI

DİYANET İSLERİ BAŞKANLIĞI
YENİDEN YAPILANMALI

HALİT GÜLER / Başkan Yardımcısı

Bildiğiniz gibi son günlerde yegane dinî hizmet kuruluşumuz olan Diyanet İşleri ’Başkanlığı hakkında; değerlendirmeler yapılmakta, geçmişi ele alınarak geleceğiyle ilgili düşünceler ileri sürülmektedir.
Basında Diyanet İşleri Başkanlığımın kuruluşunu ve hizmetlerini eleştiren yazılar sık sık yer almakta, özel radyo ve televizyonlar da açık oturum ve paneller düzenlenmektedir. Ayrıca önemli salonlarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hizmetlerinden ziyade varlığı konu edilen, bir kısmı maksatlı ve peşin hükümlü, toplantılar tertiplenmektedir.
Ülkemizin her hangi bir yerinde tahrikler neticesinde bir olay meydana gelmişse, münasebeti var mı yok mu düşünülmeden, bazı kimselerce Diyanet İşleri Başkanlığı suçlanmakta ve olayın doğuracağı zararlar insafsızca bu müesseseye yüklenmeye çalışılmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı olduğu veya bu statüde devam ettiği sürece biz böyle olaylardan kurtulamayız demek istenmektedir.
Son günlerde, Diyanet İşleri Başkanlığı, dinî ve millî bütünlüğümüzü, vatanın bölünmezliğini savunan müesseselerin başında geldiği halde, mezhepçilik istismarı yaparak halkımızı birbirine düşürmek isteyenlerin, bölücü olayların ortaya çıkışında, Diyanet İşleri Başkanlığını suçlu göstermeye çalışmaları veya bu olayları Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığına bağlamaları manidardır.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, hiçbir ayırım yapmadan ve hissî davranmadan bütün müslümanları temsil ettiği veJ^\ onlara dinî hizmet götürdüğü halde, ısrarla ve inatla belli bir kesimin temsilcisiymiş gibi gösterilmesi de büyük bir yanlıştır ve bu müesseseye yapılacak en büyük haksızlıktır. Belli bir kesimin temsilcisiymiş gibi gösterilmek istenirken, böyle davrananlar herhalde daha çok kendilerini temsil etmesi gerektiğini söylemeye çalışmaktadırlar.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili tartışmalar yıllar önce başlatılmış, bazı kimseler herhalde şartları müsait hale getirdiklerini zannediyorlar ki, mesele; bu müessese kalksın mı, kalsın mı tarzının bile konuşulabileceği bir noktaya ulaştırılmıştır.
Biz, şimdiye kadar dinî ve millî bütünlüğümüze bir zarar gelmesin, diye hep sustuk. Ancak gördük ki, biz sustukça, meseleler daha da çok çarpıtılıyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında hiçbir şey söylenemez veya yazılıp çizilemez demek te istemiyoruz. Demokratik usuller ve hoşgörü anlayışı içerisinde diğer kurumlar nasıl konuşula-biliyorsa bu kurum da konuşulabilir. Yalnız insafı elden bırakmamak, ölçüyü kaçırmamak, dengeli davranmak ve bu müesseseye ümit bağlayan müslümanları rencide etmemek ve en önemlisi de konu hakkında yeterli ölçüde bilgili olmak şartıyla.
Diyanet İşleri Başkanlığına yapılan en meşhur suçlamalardan birisi; bu müessesenin laik rejimin bekçiliğini yapmak ve Türkiye’de İslâmî gelişmeleri önlemek veya kontrol altında tutmak için kurulduğu iddiası. Türkiye’nin dinî hayatı için bir çizgi çekilmiş, hiç kimsenin o çizgiyi geçmesine izin verilmeyecek. Cumhuriyeti kuranların böyle bir niyetlerinin olup olmadığını bütün açıklığı ile bilmiyoruz ama, olsa bile, Türkiye’nin tarihi ve manevi yapısı, İslâmî heyecanı, manevi kültürü, tasavvufi sanat ve musikisi böyle bir uygulamaya şans tanımaz.
Bu görüş, daha çok müesseseyi yıpratmak için kurnazca ortaya atılmış bir iddiadan başka birşey değildir. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı’nın geçmişinde, kurduğu müesseselerde, niyet ve çalışmalarında bu iddiayı doğrulayacak bir uygulamaya rastlamak mümkün değildir. Üstelik bugün, İslâm’ın özüne uygun çalışmaları Diyanet İşleri Başkanlığı Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar ulaştırmıştır. Avrupa’da vatandaşlarımıza, Kıbrıs’ta, Orta Asya’da ve Balkanlar’da soydaşlarımıza itina ile seçilip gönderilen yüzlerce din görevlisi hizmet vermektedir. Var mı buna itirazı olan veya din görevlileri gidiyor ama, İslamiyet’i anlatmıyorlar diyen! laik idarenin belirlediği çizgiyi öteye geçemezler tarzında düşünen!..
Bu tutarsız iddia ile neyin hedeflendiği pekiyi anlaşılmamakla beraber, Diyanet İşleri Başkanlığı dinî esasların tavizsiz yaşanmasını telkin eden, vatanını pürüzsüz seven, milletini şefkatle kucaklayan, müslüman Türk’ün geçmişine büyük ilgi duyan ve takdir besleyen köklü bir müessesedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasını isteyenler, bu kurum kaldırılıyerince her şeyin düzelivereceğini veya dinin önündeki kendilerince mevcut olduğu ileri sürülen engellerin kalkıvereceğini zannedenlerdir. Bunlar iyi niyetli de olabilirler.
Sanki Diyanet İşleri Başkanlığı dine hizmet etmek isteyen şahıslara, ilim adamlarına, organize cemaatlere, derneklere, vakıflara mani oluyormuş, hatta daha ileri giderek din görevlilerinin camilerde dinî gerçekleri söylemelerine izin vermiyormuş gibi bir hava estiriliyor.
Yurtiçinde ve yurtdışında on-binlerce camiyi kim inşa etti? Yine binlerce Kur’an kursu binasını kim yaptı? Yüzlerce İmam-Hatip Lisesi binasını kim hizmete soktu? Avrupa’da çalışan vatandaşlarımızın çocuklarına kim sahip çıktı? İslâm’ı olduğu gibi yaşayıp öğretin diye binlerce görevliyi camilere kim tayin etti? Bütün bu işleri yapan, halkımızın içtenlikle desteklediği Diyanet İşleri Başkanlığı ve onun mensupları değil mi? Diyanet İşleri Başkanlığı’nın himayesinde çalışan hayır amaçlı derneklerimiz ve vakıflarımız değil mi?
Din hizmeti büyüktür. Bu hizmete muhtaç olan insan sayısı fazla, alanı geniştir. Buna göre teşkilatlanmak gerekir. Böyle söylenirse hiç kimse buna itiraz etmez.
Halkımız ve dinî amaçlı hayır kurumları, dine hizmet etmek istedi de buna Diyanet İşleri Başkanlığı mı mani oldu? Veyahut ta bu kurumlara Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sahip çıkmadığını kim söyleyebilir?
Bize göre halkımız Diyanet İşleri Başkanlığını da bağrına basmış, hizmetinden şüphe etmemiş ve daha ileri gitmesini de her zaman istemiştir.
Bir de yanlış anlaşılan veya bilerek çarpıtılan hutbeler konusu var. Hatta son günlerde bu iş o hale geldi ki, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın aklından hayalinden geçirmediği konuları hatipler vasıtasıyla cemaate empoze edeceğini söyleyenler bile çıktı. Din görevlisi hiç kimsenin oyuncağı ve kuklası değildir. Şimdi onların adına konuşuyorum. Hiçbir güç bize İslâm’a aykırı, milli menfaatlerimize ters bir şeyi söyletemez. Bu noktada cemaate daha güzel şeyler söylenmesini sağlamak için hatiplerimize rehberlik yapılmaktadır.
Söylenenin aksine hatip dilediği hutbeyi okumakta da serbesttir.
Diyanet İşleri Başkanlığı nın kaldırıldığını kabul edelim. O zaman pekçok dinî organize ortaya çıkacak ve bu boşluğu doldurmaya çalışacak. Tek kelimeyle Diyanet Teşkilatı tek iken bir kaç tane belkide pekçok, haliyle olacaktır. O zaman bir Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahammül gösteremeyenlerin, acaba bu kadar Diyanet teşkilatına nasıl tahammül göstereceklerini merak ediyorum? Yoksa biz Diyanet İşleri Başkanlığını bir halledelim de sonradan ortaya çıkacakları nasıl olsa hallederiz diye mi düşünüyorlar? Eğer böyle düşünüyorlarsa avuçlarını yalasınlar, bu asil millet onlara bu fırsatı vermeyecektir.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili müsbet istikamette çok şey söylemek mümkün iken, hemen bu kurum kaldırılmalıdır teklifinde bulunmak, bu düşüncenin objektif olmadığını ve iyi niyete dayanmadığını gösteriyor.
Ülkemizin ana müesseselerinden biri sayılan Diyanet İşleri Başkanlığımın varlığı, lüzumu olup olmadığının tartışma konusu yapılamıyacağı, yapılmaması gerektiği inancındayız.
Diyanet İşleri Başkanlığı nın kaldırılmasının zararları Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine ve Balkanlara kadar uzanır.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na aşağıdaki gibi veya benzeri tekliflerle yaklaşılsa daha faydalı olur. Bizim de itirazımız olmaz ve ülkemizin dini hayatının geleceği adına memnuniyet duyarız.
Diyanet İşleri Başkanlığı özerk olmalı. İslâm dinî bir bütündür. Bu müessese İslâm dininin bütününden sorumlu olmalı ve müslümanları bu bütüne uygun yaşayışa yönlendirmeli. Diyanet İşleri Başkanı seçimle iş başına gelmeli. Başkanın protokoldeki yeri düzeltilmeli. Bu kurum istihdam edeceği elemanı kendisi yetiştirmeli. Gerekirse Tevhid-i Tedrisat Kanunu değiştirilmeli. Başkanlığın müstakil televizyonu olmalı veya devlet mevcut kanallardan birisini Başkanlığa tahsis etmeli...
Bu tarz düşüncelerin tamamının özeti sayılabilecek tarzda Diyanet İşleri Başkanlığı yeniden yapılanmalı ve bunun gerçekleşmesi için çalışmalar başlatılmalı denebilir.
Bu görüşler her zaman tartışılabilir ve gündeme getirilebilir. Yalnız "Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın" dediniz mi, buna kimse rıza göstermez. Tartışmayı oradan başlattınız mı herkes buna güler geçer. Bu görüş yaygınmış gibi göstermek için maksatlı programlar düzenlemenin de, hatta mahalle yakmanın da bir faydası olmaz. Hele hele sokaklara dökülmenin, çağdaşlık iddialarıyla meydanları doldurmanın hiç faydası olmaz.
Bu karara İslâm ülkeleri de şaşırır. Çünkü bütün İslâm ülkelerinde bizimkine benzer veya yakın resmî dinî bir kurum vardır. Bilmiyorum bu hizmetin cemaatlere bırakıldığı bir İslâm ülkesi var mı? Cemaatlere bırakılmış gibi görünenler var ise, o cemaatlere bırakılmadan ziyade devletin bu hizmete bizim gibi sahip çıkmayışının halidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın görüşünde olanlar veya temennisinde bulunanlar herhalde bu ilhamı Hristiyan ülkelerdeki uygulamadan veya kilise teşkilatından alıyorlar. Hristiyanlık dünyası kiliseyi bu uygulamaya müsait hale getirmiştir.
Bizim dinî yapımızı da o hale getirmek istiyorlarsa bir diyeceğimiz (!) yok.
Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Diyanet İşleri Başkanlığı rejimin bekçiliğini yapıyor veya tavizkar davranıyor diyenler aşağıdaki konularda bu müessesenin ne demiş olduğunu gözden geçirsinler. 0 zaman belki gerçeği görürler ve kanaatleri değişir.
Kur’an-ı Musavver (Resimli Kur’an), Tevafuklu Kur’an, Başörtüsü, Tesettür, Organ nakli, Hava Kurumuna zekât ve fitre yerilmesi, Iskât-ı Salât ve Devir, Öşür, Tıbbi Müdahale ile Gebeliğin Sağlanması, Teminat Mektubu ve Bosna-Hersek’te Kürtaj Meselesi...
Bu konulardaki görüşleri takdir edersiniz ki buraya almamız mümkün değil. Dileyen kimselere metin gönderilebilir.
Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar hizmet götürmektedir. Bu müesseseyi kaldırdığınız takdirde çelişkiye düşmeden ve dalaşmadan bu hizmeti nasıl götüreceksiniz ve nasıl yürüteceksiniz?

DÜNDEN DUGÖNE DİYANET İŞLERİ BAŞKANLARI

Başkan M. Rifat BÖREKÇİ
(1924-1941)
Şimdikin Başkan Mehmet Nuri YILMAZ
(1992- )

SIRA NO ADI, SOYADI DOĞUM YERİ VE TARİHİ ÖĞRENİM DURUMU GÖREVE BAŞLADIĞI TARİH GÖREVDEN AYRILDIĞI TARİH
1 M. Rifat BÖREKÇİ Ankara, 1861 İcazet 01.04.1924 05.03.1941
2 Ord. Prof. Dr.
M. Şerefeddin YALTKAYA İstanbul, 1879 Darul Muallimin 14.01.1942 23.04.1947
3 Ahmet Hamdi AKSEKİ Akseki, 1887 Medreset’ül Mütehassisin 29.04.1947 09.01.1951
4 Eyüp Sabri HAYIRLIOĞLU Konya, 1886 Darul Fünun 17.04.1951 10.06.1960
5 Ömer Nasuhi BİLMEN Erzurum, 1882 Medreset’ül Kudat 30.06.1960 06.04.1961’
6 Hasan Hüsnü ERDEM Akseki, 1889 Medreset’ül Mütehassisin 06.04.1961 13.10.1964
7 M. Tevfik GERÇEKER Karacabey, 1898 Hukuk Fak. 15.10.1964 16.12.1965
8 İbrahim Bedrettin ELMALI Elmalı, 1903 İlahiyat Fak. 17.12.1965 25.10.1966
9 Ali Rıza HAKSES Kayseri, 1892 Medreset’ül Mütehassisin 25.10.1966 15.01.1968
10 Lütfi DOĞAN (Vekil) Kelkit, 1930 İlahiyat Fak. 15.01.1968 25.08.1972
11 Dr. Lütfi DOĞAN Ermenek, 1927 D.T.C.F. 26.08.1972 26.07.1976
12 Prof. Dr. Süleyman ATEŞ Elazığ, 1933 İlahiyat Fak. 28.07.1976 07.02.1978
13 Dr. Tayyar ALTIKULAÇ Devrekani, 1938 Yük. İslam Enst. 09.02.1978 10.11.1986
14 Prof. Dr. M. Said YAZICIOĞLU Sürmene, 1949 İlahiyat Fak. 17.06.1987 31.12.1991
15 Mehmet Nuri YILMAZ Erzurum, 1943 İlahiyat Fak. 03.01.1992 Halen Görevde