Makale

Anneler Gününde ANNEME

Muammer Yılmaz

Anneler Gününde
ANNEME

"Ağlayın su yükselsin, Belki kurtulur gemi.
Anne seccaden gelsin,
Bize dua et emi."

Necip Fazıl KISAKÜREK


Ağaçlar, çiçekler şöyle dursun, dağların ve taşların dile gelip tabiat ana ile kucaklaştığı, cıvıl cıvıl öten kuş ve ezan sesleriyle gönüllerimizin ve kalplerimizin yıkandığı, güzelim Mayıs ayının sabahında içimden gelenleri yazıyorum Anacığım. Her Mayıs ayının ikinci Pazar günü senin gününmüş... Aslında her yeni gün seninle başlıyor bilene, bir defa değil, milyon defa eşiğine yüzünü sürene.
Sen dokuz ay bizleri karnında götüren, sütünle hayat, sevginle kuvvet veren, ninnilerle uyutan: "Oğlum oğlum oyunda/ Cüz kesesi boyunda/Oğlum aslan olacak/Türklük vardır soyunda.", masallarla büyüten, bizimle ağlayıp bizimle gülen, gönlümüzün yapısı, cennetin kapısı.
Sen ırmak olup çağlayan, bulut olup ağlayan, bizimle yoğrulup, bizimle kavrulan, eşi menendi bulunmaz aziz bir varlıksın.
Kan ve irfanla yoğrulan, "Allah Allah" deyip vatan edinilen bu kutsal topraklar sana o kadar muhtaç ki. Sen çatlamış dudakların, nasırlı ellerin, kavrulmuş ayaklarınla yere basarken, içim alev alev yanıyor; iliklerime kadar sevgini duyuyorum. Kucağında beni, omuzlarında cennet Türkiye’mi taşıyorsun.
Çeşmeler vardır; ya bir caminin taşında, ya da bir köy başında. Kimisi umutsuzluğu, kimisi susuzluğu, kimisi de hasreti giderir. Ya dağlardaki, ovalardaki çoban çeşmesi.... Ben seni işte ona benzetirim, yatağını göz yaşınla doldurup şifalar saçan anacığım.
Zamanı gelince sel olup coşarsın, cepheden cepheye kuş olup uçarsın. Mehmedini önce okula, sonra da askere gönderip sevinir, yollarını beklersin. Aslını Kerem’e verip yuvadan uçurduğuna yanarsın. Yeter ki kötü bir haber duymayasın.
Dizleri kırık, saçları yoluk, dudakları yarık Anacığım. Halâ ne diye ağlıyorsun? Ney’misin ki feryat ediyorsun? Sular gibi başını niye taştan taşa vuruyorsun? Anladım Anacığım; cehaletimize, kaybettiklerimize, çevrenin körlüğüne, hoyratlaşan gönlümüze, kalbimizin taşlığına, ruhumuzun açlığına ağlıyorsun.
Anacığım herşeyin iyisi var, kötüsü var. Analığın da öyle değil mi? İyisine canlar feda, ya evlâdını bir sur dibine, ya da sokak köşelerine bırakanlara ne demeli. Ana analığını, evlât evlâtlığını bilmeli. Ana var yavrusuyla abideleşir, başı semaya ulaşır. Ana var, İblis yetiştirip onunla birlikte lânetleşir.
Geleceğin mimarı, faniler ordusunun serdârı, canım Anam.
Sen de imanın kudretini, doğruluğun faziletini ve hazinesini buldum. Senden başka dostum, sığınacak limanım yok. Sen başımın tacı, gönlümün otağısın.
Toprak tohuma, tohum yağmura, yağmur buluta, insanoğlu ise havaya nasıl muhtaç-sa, ben de sana muhtacım. Hayır duanı esirgeme benden. Analık sütünü helâl et emi...