Makale

Concordance ya da İslam Ansiklopedisinin Değerini Anlamak

Concordance ya da
İslam Ansiklopedisinin
Değerini Anlamak

Hatice MERAKLI
Sakarya Vaizi

“İki şey başarının sırrıdır:
Ustalardan ustalığı öğrenmek;
Kendini güncellemek.”
Giordano Bruno

TDV İslam Ansiklopedisi sadece akademik çalışma yapanları ilgilendiren bir kaynak da değil üstelik. Merak eden herkesin bir şeyler öğrenebileceği güvenilir kaynaklara dayanan bir eser. Gün geçtikçe önemini kaybedecek popüler ürünler arasında da değil ayrıca. Hani bize ve dünyaya kaynak deniliyordu ya tanıtımlarında, tam da öyle.


Üniversiteye başladığım ilk yıl usul gereği, hocalarımız bize alanlarımızla ilgili kitapları tanıtıyorlardı. Hatta zaman zaman kitapların isimlerini vermekle kalmayıp bizi kütüphaneye de götürüyorlardı. Raflardaki kitaplarla bizleri âdeta tanıştırıyorlardı ki bunun çok faydasını görmüşümdür.
Bir defasında Concordance ile tanıştırdı hocamız bizi. Her tanıştığım kitabı şeref duydum efendim edasıyla karşılayan ben, buz gibi olmuştum anlatılanları duyunca. Mahcubiyet mi dersiniz, gıpta mı dersiniz, ne derseniz deyin, hem kitabı çok beğenmiş hem de kendimden utanmıştım.
Amsterdam Kraliyet Akademisinin himayesinde ve değişik ülkelere ait 15 kadar akademi ve enstitünün ilmî ve mali desteğiyle ortaya konmuş modern bir çalışmaydı bu. Wensinck (1882-1939) başkanlığındaki bir grup oryantalist (Juynboll, Horovitz…) sırf kendileri rahat ulaşabilsinler diye hadislerimiz için sistematik bir fihrist ansiklopedi hazırlamıştı, hem de uzun yıllar süren titiz bir çalışmayla. 1916 yılında başlayan çalışmanın ilk cildi 20 yıl sonra 1936’da Leiden’de neşredilmiş. 8. Cildi ise 1988 yılında yayımlanarak tamamlanmış. 40 kadar müsteşrikin (oryantalist) emeği var bu eserde.
Orijinal adı Concordance et-Indıces de la-Tradition Musulmane. Arapça adı; Mu’cemü’l-Müfehres li Elfazi’l-Hadis. Kısaca Concordance ya da Mu’cemü’l-Müfehres diye tanınıyor ilim çevrelerinde. Bir hadisin kaynağını bulmak isterseniz bakacağınız ilk alfabetik eserlerden. Eser sistematik yapısıyla da kullanıcıların dikkatini çekmekte.
TDV İslam Ansiklopedisinden bahsetti bir gün hocamız. Gurur duyduğu her hâlinden belliydi. Tabii o zamanlar tamamlanmamıştı henüz ansiklopedi. Sınıftaki her bir arkadaşım bir madde aradı sonra, kaynakçası gözden geçirildi. Dipnotun nasıl verildiğini ben oradan öğrendim o gün bizzat dokunduğum kitaptan. Zaman içerisinde diğer hocalarımız da bazı konularda ansiklopedinin ilgili maddesini okuyun diye ödev verdikçe, ünsiyetim arttı bu devasa esere.
Devasa diyorum, hiç abartmıyorum ve gururla söylüyorum. Her şeyden önce biz Müslümanlar tarafından hazırlanmış telif bir eser. Akademik titiz çalışmaların ve alanında uzman yüzlerce akademisyenin imbiğinden süzülmüş binlerce madde. Hazırlık çalışmalarına 1983 yılında başlanan bu nadide eserin ilk cildi 1988 yılında neşredilmiş. Son bölümü olan 44. cilt de daha yenilerde tamamlandı.
TDV İslam Ansiklopedisi sadece akademik çalışma yapanları ilgilendiren bir kaynak da değil üstelik. Merak eden herkesin bir şeyler öğrenebileceği güvenilir kaynaklara dayanan bir eser. Gün geçtikçe önemini kaybedecek popüler ürünler arasında da değil ayrıca. Hani bize ve dünyaya kaynak deniliyordu ya tanıtımlarında, tam da öyle.
O güne kadar pek dikkatimi çekmemişti, ne bileyim koca ansiklopediler, dururlar kenarda öyle. Hâlbuki lise yıllarımda dönem ödevleri için ne çok ansiklopedi karıştırmıştım. O dönemleri hatırlayanlar bilirler her dönem için, her dersten dönem ödevleri hazırlatılırdı bize. O zamanlar zor gelirdi ama şimdi faydasını görmüyorum desem yalan olur.
Şimdi görev sebebiyle gittiğim her camide özellikle gözlerimin aradığı bir eser. Vaazlarımı hazırlarken mutlaka göz attığım başvuru kaynağım.
Fakat bu büyük eserin yeterince değerini bilemediğimizi ifade etmeden geçemeyeceğim. Genellikle kütüphanelerin en ulaşılmaz yerlerinde duran, ciltlerinin yıpranmamasına bakıldığında pek açılıp kullanılmadığı her hâlinden belli olan, ciddi bir birikimin ve mesainin mahsulü olan bu eseri muhataplarıyla buluşturmamız gerektiğini düşünüyorum.
Yurt dışındayken görev aldığım camilerde ilk önce kütüphanenin en yakın bölümüne koyduruyordum ansiklopediyi. Öğrencilerimden anlayacağını düşündüklerime tek tek dokunduruyor ve bir maddeyi onlarla birlikte okuyordum. Sonra ansiklopedinin konuyla ilgili maddelerini ödev veriyordum. Camide namazı beklerken, bir maddeyi gözden geçirin diyordum. Tefekkür de bir zikir değil mi?
Gittiğim her cemaate, vaazlarımın bir bölümünde onların anlayacağı şekilde anlatmaya çalıştığım bu eseri hazırlayanlara selam ve dualarımı yolluyorum. Sadaka-i cariyelerin en önemlilerinden biri olan bu eseri ortaya koyanlara saygılarımı sunuyorum.