Makale

BİR Varmış Bir Yokmuş…

BİR Varmış Bir Yokmuş…

Dr. Şerife Nihal ZEYBEK

Allah’ın bize bahşettiği en mucizevi özelliklerden biri de engin düşünce ve hissiyat yeteneğimizdir. Bu sınırlı dünyada, sınırlı bir yaşam süreriz ama hayal gücümüzle çok farklı âlemlere dalabiliriz. İşte bu değişik âlemlerin dile- kâğıda dökülmüş şekli masallarda karşımıza çıkar. Sınırlar yoktur masallarda; hayvanlar konuşabilir, halı uçabilir. Mantıksız gibi görünen bu gariplikler sadece boş lakırdı mıdır? Yoksa kurulan bu hayal dünyasında bize bir şeyler mi anlatılmak istenmiştir? Modern hayatın bizi sınırlar içine hapsetmesi nedeniyle, yetişkinler olarak hayallerimizden vazgeçtik ve masalı çocuklara bıraktık. Peki, aslında masal nedir, hayatın neresindedir? Masallar hakkında bu konuda akademik çalışma yapmış bir ilahiyatçıyla, Pınar Başar Ünlüer ile konuştuk. Halen masallar kaleme alan Pınar Hanım, ayrıca alanın içinde bir isim.

Merhaba Pınar Hanım, siz masal üzerine çalışmalar yapan bir din görevlisisiniz. Masal günümüzde gereken önemi vermediğimiz belki de üstünde düşünmediğimiz bir alan. Masallar niçin vardır ve hayatın neresindedir?
Öncelikle masallara ilginizden dolayı Diyanet Dergisini tebrik etmek ve size teşekkür etmek istiyorum. Çünkü “masal” dendiğinde insanlar biraz hafife alırlar. Bazı kimseler masalların çocuk işi olduğu ve gerçeğe muhalif hayal ürünü şeyler olduğunu düşünerek çok da ciddiye almazlar.
Hâlbuki masallar geleneksel eğitimimizin temelinde yer alır. Bu aynı zamanda Kur’anî bir yöntemdir. Kur’an gerçek olaylar yani kıssalar anlatarak insanlara öğüt almaları için misaller verir. Yaşanmış olaylar üzerinden imanı ve hakikati öğretir.
Masallar da hayatta aynı fonksiyonu icra ederler. Pek çok ahlaki değeri olaylar üzerinden örnek göstermek suretiyle verirler insanlara. Hisseyi doğrudan söylemez de
olaydan süzerek bellettirir ki, bu aslında insanlar üzerinde daha çok etkilidir. Yalnız olaylar gerçekçi değildir genelde. Ama olsun, asanın yılana dönüşmesi bir mucizedir. Bugün böyle bir olay görmemiz mümkün değildir ama çok etkileniriz.
Masallar yalnız hisse için değildir elbette. Masal hayal gücünü canlandırır. Dinleme kabiliyetini geliştirir. Aile içi iletişim için vazgeçilmez bir araçtır da. Tabii burada tek başına kitaptan okunan masaldan bahsetmiyorum. Gelenekte olduğu gibi anlatılan masaldan bahsediyorum. Zaten masalın şöyle bir özelliği de vardır; okuyan insan anlatmak ister. Anlatıldıkça yaşar masallar.
Masalların olmazsa olmazları var mıdır? Varsa nelerdir?
Masalların ortak unsurları var elbette. Ama bunlar “masalda şu olmazsa masal olmaz” denilebilen şeyler değildir. Önce “asıl masal” da denilen anonim masallarla sanat masallarını birbirinden ayırmak lazım. Anonim olan masallar ağızdan ağza anlatılarak gelmiş, belli dönemlerde derlenerek yazıya geçirilmiş masallardır. Ortak özellikler bilhassa bunlarda yer alırlar. Tabii bunları takip eden ve sanat masalı dediğimiz belli bir yazar tarafından yazılmış masallarda da bunları görmek mümkündür.
Olmazsa olmaz dendiğinde benim aklıma ilk gelen şey tekerlemelerdir. Masalların kendine has dil zenginliği ve ritmi ilk olarak tekerlemeyle çıkar karşımıza. Hem bir dil oyunu yaparak dinleyeni etkisi altına alır, hem de mantıksal çelişkileriyle masalın hayali dünyasına bizi götürürler. Şimdi hangi anne, çocuğuna gece masal uydururken şöyle söylemez ki: “Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben ninemim beşiğini tıngır mıngır sallar iken…” Bu anlatan için de bir hazırlıktır. Anneler bunu çok iyi bilir.
Ayrıca masallarda üç kere tekrarlanan olaylar, olağan üstü doğumlar, yolculuklar ve mutlu son –hatta düğün- en çok rastlanılan unsurlardandır.
Masallar bize ne anlatır?
“Masallar bize hayatı anlatır”, Muhsine Yavuz hanımefendi “Masalların Eğitimsel İşlevleri” isimli çalışmasında tam olarak bu cümleyi kullanır. Ben de aynı kanaatteyim. Bir hocam dedi ki, “Kafda-
ğı var masalda, hayatta var mıdır?” Hayatta da Kafdağı vardır, peri kızı vardır. Hepsi aslında hayatımızdaki şeyleri temsil ederler. Masalın kahramanı da her zaman salt hâliyle “insan”dır. Yani bizden başka biri değildir. Yolculuğu biz yaparız masalda, imtihanı biz yaşarız. Yani masallar bize, bizi anlatırlar.
Masallar sadece çocuklar için midir?
Masallar geçmişte akşam sohbetlerinin, hanım günlerinin, kıraathane toplantılarının konusu olur, oralarda anlatılırmış. Tabii bu toplantılara çocuklar da dâhil edilir, büyüklerle birlikte aynı masalı dinlerlermiş. Diyorlar ki, sosyal hayatın değişmesi, pozitif bakış açısıyla gerçekçi anlatıların önem kazanıp olağanüstülüklerin küçümsendiği zamanlarda büyükler masalları attı. Onları çocuklar kucakladı. Çünkü çocuklar henüz hayal gücünü kaybetmemişti büyükler gibi.
Masallar çocuklar için değildir. Hatta öyle geleneksel masallar vardır ki, çocuklara anlatamayız. Masalların pek çoğu hem konu olarak hem mesaj olarak yetişkinlere hitap eder. Maalesef büyükler masal okumayı dinlemeyi terk ediyor. Doğrusu geleneksel hayatı devam ettiren bazı yerlerde hâlâ masal anlatanlar var ama özellikle şehirleşen toplumlar masalı yalnız geceleri çocuklarına okumak için alıyor. Peki, bu masalı terk ettiğimiz anlamına geliyor mu? Demiştim ya, masal anlatmak/dinlemek insani bir özelliktir. Yerini dolduruyoruz yeni şeylerle. Diziler bir anlamda masaldır, sinema öyledir. Gençlerin sosyal medyada “–miş” kipiyle birbirine yazıp paylaştıkları, beğendikleri, hikâyeler var. Bunlar masalın yerine girmeye çalışıyor aslında. Doldurabilir mi tüm bunlar masalın yerini? Masalda mündemiç olan iç derinlik, üslup ve hayal yalnız ona has, ona özeldir. Başka hiçbir anlatım aynı özellikleri bir araya getiremez.
Bunun yanında büyüklerin masalı terk etmesine hak vermek de lazım. Allı pullu kapakların arkasına içerdiği değerlerin sıralandığı sözde “masal” kitapları, gerçekte sanat masalı olmaktan bile çok uzaktır.
Sizin büyüklere tavsiye edeceğiniz bir masal kitabı var mı?
Anonim masalları derleyip yazıya geçiren yazarlarımız var: Tahir Alangu’nun ve Pertev Naili Boratav’ın kitaplarını tavsiye ederim. Hasan Aycın’ın “Esrarname” isimli eseri ise anonim masalın özelliklerini koruyarak yazılmış yeni bir masal. Çok etkileyici bir çalışma. Kesinlikle okunması gerekir diye düşünüyorum.
Pınar Hanım’a masal hakkındaki bilgilendirici ve ufuk açıcı bu söyleşi için teşekkür ediyoruz. Gökten üç elma düşmüş biri masalsız yapamayanlara, biri masal kahramanlarına, biri de siz kıymetli okurlarımıza…