Makale

“Sırat-ı Müstakim” Çizgisinde Bir Adam EŞREF EDİP FERGAN

“Sırat-ı Müstakim” Çizgisinde Bir Adam
EŞREF EDİP FERGAN

Kâmil BÜYÜKER

Umumiyetle onu Sırat-ı Müstakim dergilerinin sahibi ve muharriri olarak tanıdık. Daha sonraları da Sebilü’r-Reşad’la tabii… Ama çocukluğumda babamın şahsi kütüphanesinde adı “Kara Kitap” olan ve alt başlığında “Milleti Nasıl Aldattılar? Mukaddesatına Nasıl Saldırdılar?” yazan bu kitabın da yazarı Eşref Edip’ti. Yıllar sonra İstanbul’a geldiğimde Cağaloğlu’nda tanıştığım ve kendisinden çok şey öğrenip zaman zaman hatıralarını dinlediğim bir zamanların Abdullah Işıklar Kitabevi yayınlarının da sahibi olan Abdullah Işıklar amcadan Eşref Edip’i tanıyan, bilen bir göz olarak da ayrıca dinleme fırsatı buldum. Zira Abdullah Işıklar hâlâ o yıllarda (2004-2005) “Kara Kitap”ı basmaya devam etmekteydi. O “Kara Kitap” ki, Eşref Edip’in bir dönem yargılanmasına sebep olmuştu. (1971) Hatta kitap hakkında toplatılma kararı da çıkmıştı.
Serezli Hafız Eşref Edip
Türkistan muhacirlerinden bir ailenin çocuğu olarak 1882’de Serez’de dünyaya gelen Eşref Edip’in yayın sahasına girmesinin hikâyesi için, hayatının satır aralarında dolaşmak icap edecektir. Serez’de rüşdiyeyi ve hıfzını tamamlayan Eşref Edip, bir yıl Mahkeme-i Şer‘iyye kâtibi olarak çalıştıktan sonra İstanbul’a gider ve Mekteb-i Hukuk’a kaydolur. Aynı zamanda Çemberlitaş’taki Atik Ali Paşa Camii’nde medrese derslerine devam eder. Dönemin meşhur vaizlerinin vaazlarıyla Mekteb-i Hukuk hocalarının ders takrirlerinden derlediği risaleleri bastırmak suretiyle yayın hayatına girer. Bu yıllarda yayın piyasasında Serezli Hafız Eşref Edip adıyla tanınır.
İstanbul’da kitabın kokusunun bir zamanlar her daim dolaştığı, dönemin kudretli yazar, şair, edip ve muharrirlerinin arz-ı endam ettiği Babıali ve Cağaloğlu’nun her caddesi ve sokağı ayrı bir hususiyet taşımakta imiş. Nitekim Eşref Edip de vefat ettiği 1971 tarihine kadar şahitlerinin ifadeleriyle Babıali ve Cağaloğlu’nda her zaman yeni bir yayın, neşriyat, dergi ve gazete gibi meşguliyetlerin içinde olmuştur.
Mücadele ve mücahede mekânı olarak dergi ve gazeteleri
Aslında onu, hayat çizgisini ve mücadelesini tanımak için yol arkadaşlarına bakmak yeterli olacaktır. Ebül‘ulâ (Mardin), Mehmet Akif (Ersoy), Musa Kâzım ve Mahmud Esad, İzmirli İsmail Hakkı, Kâmil Miras ve Ömer Rıza Doğrul, Kâzım Nami Duru, Cevat Rifat Atilhan, Tahir Olgun, Ali Fuat Başgil ve Hasan Basri Çantay gibi isimler onu ve hayat çizgisi olan şaşmaz mücadelesini anlatmaya yetecektir. Sadece bu isimler değil elbet onu anlamak için Sırat-ı Müstakim, Sebilü’r-Reşad sayfaları arasında dolaşmanız gerekecektir. Yine Tevhid-i Efkâr, Yeni Sabah, Millet, Diyanet, Yeni Asya, Yeni İstiklâl, Bugün, Sabah, İttihat gibi gazete ve dergilerde yine onun ağırlığını, ismini ve imzasını bulabilirsiniz.
Ancak yakın tarihimizde özellikle II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde cansiperane, hakikati eğip bükmeden dile getirme cesareti gösteren bir yayın organı olarak Sırat-ı Müstakim ve devamında Sebilü’r-Reşad mecmualarının büyük payı vardır. Elbette ki bu süreç hele ki savaşların, işgallerin hüküm sürdüğü sancılı yılların akabinde gerçekleştiği için hiç de kolay olmamıştır. İlk olarak Ebül‘ulâ (Mardin), Mehmet Akif (Ersoy), Musa Kâzım ve Mahmud Esad gibi İslamcı düşüncenin önde gelen bazı şahsiyetlerinin desteğiyle Sırat-ı Müstakim adıyla haftalık bir dergi çıkarmaya karar verir Serezli Hafız Eşref Edip. 11 Temmuz 1324’te (24 Temmuz 1908) kurulan dergi, 14 Ağustos 1324’te (27 Ağustos 1908) yayın hayatına girer. Halkta büyük bir teveccüh gören dergi 40-50.000 basılır ve satılır. 182. sayıdan sonra Ebül‘ulâ’nın darülfünuna hoca olması üzerine tek imtiyaz sahibi kalan Eşref Edip derginin adını Sebilü’r-Reşad olarak değiştirir. (24 Şubat 1327/9 Mart 1912.), (Eşref Edip Fergan, DİA, Sadık Albayrak, C. 11, s. 473.) Hakikatte derginin gayesi yenilikçi düşüncelere karşı çıkıp İslam birliği idealini gerçekleştirmektir. Bu mecmualar bunda büyük ölçüde muvaffak olmuşlardır. Nitekim Türkiye’de İslam düşüncesini tartışıyorsak bu dergileri yok sayarak kesinlikle konuşamayız. Sebilü’r-Reşad, 5 Mart 1341/5 Mart 1925 tarihindeki 641. Sayısına kadar kesintisiz olarak yayınlandı. Bu nüshalar bir arada 18 yıllık cildi oluşturmaktadır. 22 yıllık bir kesintiden sonra mecmua genel bir istek üzerine yeniden fakat bu kez Latin harfleriyle yayınlanmaya başladı. Mayıs 1948 ile Mart 1965 (Şevval 1384) arasında 359 sayı (toplam 15 cilt) çıkartıldı. (Esther Debus, Sebilü’r-Reşad, çev. Atilla Dirim, Libra yayınları, 2012, s. 32.)
Sırat-ı Müstakim ve
Sebilü’r-Reşad’ın bütün meselesi: İslam davası
Eşref Edip, Sırat-ı Müstakim’in ilk çıktığı günlerdeki heyecanını ve uyandırdığı tesiri şöyle anlatır:
“İlk çıktığı günlerin heyecanını hiç unutmuyorum. Yıllarca hasretini çektiğimiz hürriyet güneşi doğar doğmaz matbaalara koştuk. “Sırat-ı Müstakim” unvanıyla ilk nüshamız çıkınca Babıali alt üst oldu. Müvezzilerin “Sırat-ı Müstakim, Sırat-ı Müstakim” avazeleri caddeleri kapladı. 24 saat sürmedi, on binlerce nüshası yağma oldu. Tekrar bastık, yine bitti. Arkasından ikinci nüshası yetişti. Memleketin her tarafından telgraflar yağmaya başladı. Matbaalar gece gündüz çalıştığı hâlde yetiştiremez oldular.
Az zamanda İşkodra’dan Bağdat’a ve Yemen’e kadar bütün memleket Sırat-ı Müstakim’le doldu ve bütün İslam dünyasına taşmaya başladı. Büyük âlimlerin, kudretli üstatların eserleriyle, kıymetli şiirleriyle Sırat-ı Müstakim en birinci mecmua hâlini aldı. Hele Akif’in şiirleri bütün gönüllere öyle heyecanlar verdi ki…”
Sırat-ı Müstakim’in devamı olan Sebilü’r-Reşad dergisinde ise Eşref Edip, mücadelesinin bu ikinci aşamasında aslında davasının özünü ifade sadedinde şu önemli satırları kaleme almıştır:
“İşte İslam davası… Sebilü’r-Reşad’ın yarım asırdır takip ettiği dava budur. Muarızlarla esas çarpışma sahası da budur. Bu itibarla Sebilü’r-Reşad’ı alelade bir mecmuadan ziyade, İslam’dan ve millî ruhtan uzaklaşma hareketi karşısında mevki alan İslami millî bir müessese telakki ve kabul etmek daha doğru olur.
Hele İslam’a karşı dil uzatanlar hakkında mecmuamız, hiç müsamahakâr olmayarak lazım gelen ilmi cevapları vermiş, İslam dininin müdafaasına kanatlarını germiş, her türlü tehlikelere göğüs gererek, yapılan taarruzları bertaraf etmeye çalışmıştır.
Bu itibarla Sırat-ı Müstakim ve Sebilü’r-Reşad memleketimizde ve bütün İslam dünyasında, mümtaz bir mevki ihraz etmiş, yüksek bir otorite olmuş, çok geniş mikyasta yayılmış, hemen her Müslümanın hanesine girmiştir.” (Sırat-ı Müstakim Mecmuası, C1, Proje yürütücüsü: Ertuğrul Düzdağ, Bağcılar Belediyesi yay. 2013, s. IX.)
Eşref Edip, bütün bu satırlardan sonra bir devrin tarihini yazmak isteyenler, bu devrin bizzat şahidi ve İslam’ın müdafii olarak Sırat-ı Müstakim ve Sebilü’r-Reşad’a bakmak zorunda olacaklardır, demiştir.
Âsâr-ı İlmiyye Kütüphanesi ve yayınladığı kitaplar
Eşref Edip sadece yazmakla kalmamış Âsâr-ı İlmiyye Kütüphanesi adı altında birçok âlimin eserleri yanında bilhassa Mısır ve Hint Müslümanları ile Batılı mühtedilerin eserlerini yayımlamaya gayret göstermiştir. Kendi hayat mücadelesi içinde sürekli olarak İslam birliği ideolojisi doğrultusundaki basını destekledi. Neşrettiği kitaplar arasında Tahir Olgun, Musa Kâzım, Babanzâde Ahmet Naim, Ali Himmet Berki, Mehmet Akif Ersoy ve İsmail Hami Danişmend’in eserleri önemli bir yer tutmaktadır. (Albayrak, s. 474.)
Eşref Edip, bulunduğu bütün mahfillerde İslam adına yılmaz bir müdafaa, eğilmez bir kalem, sahih bir duruş sahibi bir kişilik olarak vardır. Geride bıraktığı eserleri bugün de hâlâ o kuvvetli sesin yankısının devam ettiğini gösterir. Eserlerinden bazılarını zikretmekte fayda var: Mehmet Akif - Hayatı, Eserleri ve 70 Muharririn Yazıları (I-II, İstanbul 1938-1939.); İnkılâp Karşısında Akif - Fikret, Gençlik - Tan’cılar: Kurtuluş Harbi’nin Kaynağı İstiklal Marşı mı, Tarih-i Kadim mi? (İstanbul, 1940.); Misyoner ve Müsteşriklerin Yazdıkları İslam Ansiklopedisi’nin İlmî Mahiyeti (İstanbul, 1941.); Pembe Kitap: Tevfik Fikret’i Beş Cepheden Kırk Muharririn Tenkitleri (İstanbul, 1943.); Çocuklarımıza Din Kitabı (4 kitap, İstanbul, 1944-1949.); Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nur Hayatı Eserleri Mesleği (İstanbul, 1950.); Kur’an, Garp Mütefekkirlerine Göre Kur’an’ın Azamet ve İhtişamı Hakkında Dünya Mütefekkirlerinin Şehadetleri. (İstanbul, 1958.)
İslam düşüncesinin son yüzyılı içerisinde neşrettiği dergi ve kitaplarla silinmez bir iz bırakmış olan Eşref Edip Fergan, Edirnekapı şehitliğinde Mehmet Akif, Ahmet Naim gibi pek çok kıymetli dostlarıyla beraber yatmaktadır. Ruhu şâd olsun.