Makale

HZ. AİŞE

HZ. AİŞE

Havva BAŞ
Fatma ALPARSLAN

Hz. Peygamberin sevgili eşi ve mü’minlerin annesi Hz. Aişe, Bi’setin 4. yılında (614 M.) Mekke’de dünyaya gelmiştir. Anne ve baba tarafından Mekke’nin ileri gelen ailelerine mensuptur. Babası Hz. Peygambere ilk inanan erkek, hicret esnasında onun yol arkadaşı ve vefatından sonra da ilk halife olan Hz. Ebu Bekir’dir, (i) Hz. Ebu Bekir Teym kabilesinden Ebu Kuhafe’nin oğludur. (2) Annesi ise Kinane kabilesinden Ümmü Ruman b. Amir b. Uveymir’dir. (3)
Zengin ve itibarlı bir ailenin ihtimamla yetiştirilen çocuğu olan Hz. Aişe, hicretin ikinci yılında Hz. Peygamberle evlenmiş, Hz. Peygamberle evlendikten sonra üstün bir mevkie ulaşmış ve birçok konuda Hz. Peygamberin diğer zevcelerinden daha ileri bir konuma gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren İslam ter biyesi alarak yetişmiş olan Hz. Aişe, mübarek eşleri ile birlikte hayatın bütün safhalarında rol almış örnek bir şahsiyettir. O özellikle kadınlara kendi yaşantısı ve uygulamaları ile örnek olmuş ve kadınların bütün sosyal hayat içerisinde var olduğunu hiç bir tereddüde yer bırakmayacak şekilde ispatlamıştır. Bedir harbine katıldığı, Uhud harbinde hemşirelik görevi yapıp su dağıttığı, bütün kaynakların ifade ettiği hususlardır. Ayrıca kadınlara imamlık eder, onları özellikle Hz. Peygam- ber’e soramadıkları hususları aydınlatırdı.
Ahlak ve fazilet abidesi olan Hz. Aişe, yetiş miş olduğu aile çerçevesinin aksine Peygamber ocağın» da, yokluk, sıkıntı ve çaresizlikleri ev halkı ile birlikte paylaşıyor, Allah rasulü ile birlikte ele geçen bütün nimetleri başkalarına dağıtıyor ve çok az bir rızıkla hayatını devam ettiriyordu. Onun bu cömertliği ile ilgili şu anekdotu vermek istiyoruz. “Bir yerden Peygamber evine gönderilen iki torba parayı hemen o gün yoksullara dağıttı. Ramazandı. Akşam iftar sofrasında çok basit şeylerin yer aldığını gören yardımcısı kadın şunu söylemekten kendini alamadı: ‘O dağıttığınız paranın bir tek dirhemiyle şu sofranıza çok güzel yiyecekler alabilirdiniz...’ Hz. Aişe dinledi ve şu cevabı verdi. “Böyle birşey aklıma bile gelmedi.” (5)
O cömertliğinin yanı sıra merhametli bir kadındı. Özellikle çocuklara ve yetimlere sonsuz bir acıma hissi duyuyordu. O kimsesiz yetimleri alır, besler, büyütür ve öğretirdi. Kendisinin hiç çocuğu olmamasına rağmen Hz. Peygamber onu yeğeni Abdullah’a izafeten Ümmü Abdullah diye künyelemiştir.(6)
Hz. Aişe bütün bu özelliklerinin yanısıra ilmi yönüyle de yeri doldurulması mümkün olmayan bir şahsiyettir. O Hz. Peygamberin okuma yazma bilen üç hanımından biriydi. Arap edebiyatını, şiiri, tıbbı, ensabı ve Arapların meşhur günlerini bilirdi. (7) Bu sebeple Zühri onun hakkında; “Hz. Peygamberin bütün hanımlarının hatta diğer bütün kadınların bilgisi bir araya gelse Hz. Ai- şe’nin ilmi yine hepsinden fazla olurdu” demiştir.
Hz. Aişe mükemmel bir hafızaya sahipti, o bu hafızası sayesinde Hz. Peygamberin hadis ve sünnetinin daha sonraki nesile ulaştırılmasında önemli bir basamak oluşturmuştur. Binden fazla hadis rivayet eden ve muksirun denilen yedi sahabenin dördüncüsüdür. 2210 hadis rivayetinde bulunmuştur. O rivayet ettiği hadislerin söyleniş sebebini ve delalet ettikleri konulan açıklar, hadis rivayet eden sahabelerin yanlışlarını düzeltirdi. Ravileri, unuttu, hata yaptı, başını nakletmeyip sonunu nakletti, gibi ifadelerle tenkid etmiş; bu hareketiyle de hadis tenkit zihniyetinin gelişmesinde öncülük etmiştir. (9)
‘Ölü, yakınlarını kendisine ağlaması sebebiyle azap edilir.” “İkindi namazının akabinde güneş batıncaya kadar namaz kılınır.”
“Uğursuzluk, kadında, evde ve attadır” gibi rivayetleri Kur’an ve sünnet açısından ele alarak tenkid etmiştir. Bu iki kaynaktan aldığı İslami kültüre kendi müşahede ve düşüncelerini de katarak pek çok konuda İslam toplumunu aydınlatan bilim Q ve fazilet örneği olmuştur. (10)
Hz. Aişe hadis dalındaki şöhretinin yanında fıkıh alanında da sahabe arasında seçkin . , . bir yere sahip olmuştur. İlk halife Hz. Ebu Bekir’den itibaren gelen halifeler döneminde kendisine sorulan konularda fetva vermiş, bu görevine vefatına kadar devam etmiştir. Sahabenin büyükleri Hz. Osman ve Hz. Ömer sünnet ile ilgili konularda ona danışmışlar ve ondan fetva almışlardır. (11) Sahabeler tarafından verilen bazı fetvaları tenkit etmiş ve bu konuda Resulullah’ın uygulamalarım ortaya koymuştur. Bunun örneklerinden biri; sabahleyin uyanınca cünüp olduğunu gören sahabenin oruç tutup tutmayacağını sorması üzerine, Ebu Hureyre’nin orucu bozmasını söylemesine yaptığı tenkiddir. Hz. Aişe bu konuda, Peygamberin fiiliyatını belirterek Ebu Hureyre’nin fetvasının yanlış olduğunu ortaya koymuştur. Bunun dışında “Hedy gönderene ihramlıya yasak olan şeyler haram olur” şeklindeki İbn-i Abbas’ın fetvasını Hz. Peygamberin uygulamasını açıklayarak nakzetmiştir. (12)
Hz. Aişe, kadınlarla ilgili konularda Hz. Peygamberin en fazla rivayette bulunan hanımlarından biridir. Resulullah (a.s.)’a zaman zaman kadınlar gelirler, kadınlık halleri ile ilgili çeşitli sorular sorarlardı. Allah resulu kendisine çok açık bir şekilde sorulan bu sorulara zaman zaman kinayeli cevaplar verirdi. Bu cevapları da kinayeli olduğu için bazı kadınlar anlayamazdı. Hz. Aişe bu gibi durumlarda kadınlara gerekli açıklamalarda bulunur ve Resulullahın ne söylemek istediğini açıkça anlatırdı. Ayrıca kadınlar Hz. Aişe’ye geceleyin gelirler hayız, nifas, cünüplük ve buna benzer konularda sorular sorarlardı. O da Resulullah’tan öğrendiği şekilde bu kadınlara cevap verirdi.
O, kıvrak zekası, tahlil kabiliyeti ve küçük yaşlardan itibaren İslam terbiyesi dahilinde yetişip olgunlaşması nedeniyle dinin özünü kavrayabiliyor; hurafe ve uydurmalara asla müsaade etmiyordu. Bir çocuğun üzerinde nazar ve büyüye karşı asılmış bir ustura gördüğü zaman öfkelenmiş ve “O usturayı çocuğun üstünden hemen alın. Allah ve Peygamberi böyle saçmaları yasaklamıştır.” (13) demiştir.
Bir kısım insanların hatim sayısını artırmak için mümkün olduğunca çabuk Kur’an okuduklarını öğrendiğinde şöyle konuştu: “Böyle bir okuyuştan yarar beklenemez. Böylelerinin Kur’an okumaları ile okumamaları aynıdır. Kur’an, anlamı üzerinde düşüne düşüne okunmalıdır.” (14)
Hz. Peygamberin onun hakkında “dininizin yarısını bu Humeyra’dan alınız” buyurduğu rivayet edilmiştir. (15) Bu rivayet sebebiyledir ki onun evi Hz. Peygamberin vefatından sonra , kadın erkek, büyük küçük bir çok kimsenin k gelip kendisini dinlediği, sorusunu sorup O’cevabım aldığı bir ilim ve irfan yuvası olmuştur. Birçok sahabenin ayrılmış olmasına rağmen onun varlığı, Medine’nin ilmi merkez olma özelliğini devam ettirmesine amil olmuştur. (16)
O- yaşadığı hayatın her Ay yönünde yer alan bir İslam hanımefendisiydi. Gerektiğinde cephe arkasında hasta ve yaralılara hemşirelik hizmetleri verip su dağıtan bir nefer, bazen kadın erkek pek çok Müslümana İslam’ı öğreten bir öğretmen, bazen sevgili eşi Hz. Peygamber’le koşu yapıp yarışan, onunla güreş seyreden bir eş, bazen de cephede ordusuna hükmeden bir kumandan...
Kur’an’ın “müminlerin annesi” olarak vasıflandırdığı Peygamber eşlerinden olan (17) İslam dünyasının bu meşhur hanımefendisi, Beni Mustalik Gazvesi (627 M.) dönüşünde bir iftiraya maruz kalmıştır. İslam tarihinde ifk hadisesi olarak bilinen bu iftira sebebiyle Nur Suresinin 1121. ayetleri nazil olmuş ve Hz. Aişe’nin temiz olduğu Kur’an ayetleriyle sabit olmuştur.
Bu ayetlerin nazil olmasıyla bu iftirayı ortaya atanlar emeklerinin boşa çıkmasıyla hüsrana uğramışlardır. (18)
Bir ilim ve fazilet abidesi olan Mü’minlerin annesi Hz. Aişe, Hicri 58 yılında (678 M.) 17. Ramazan günü akşamı vefat etmiştir. Ölümü Medine’de büyük üzüntü ile karşılanmış, cenaze namazı, Ebu Hureyre tarafından kıldırılarak Cennet’ül - Baki’ye defnedilmiştir. (19)
Hz. Aişe annemiz ile ilgili açıklamalarımızı rivayet ettiği birkaç hadisle bitiriyoruz.
“Resulü Ekrem (S.A.V.) şöyle diyerek dua ederdi; Allahım! Yaradılışımı güzel yaptığın gibi ahlâkımı da güzelleştir.” (20) .
“Kötü insanlardan birisi de şerrinden insanların kendisinden sakındığı kimsedir.” (21)
“Hiddetlendiğinde yumuşaklık gösterip sabreden kimse Allah sevgisine mazhar olur.” (22)

Kaynaklar:
1- Mustafa Fayda, “Aişe” İslam Ansiklopedisi, İst. 1989 11/201.
2- Y.Nuri Öztürk, Asn Saadetin Büyük Kadınlan, İst. 1990, 33.
3- Fayda 11/201.
4- Suphi es-Salih Hadis ilimleri ve Istılahları, Ter.: M.Yaşar Kandemir, Ank. 1986,313.
5- Öztürk, 44.
6- Fayda, 202.
7- Mehmet S. Hatipoğlu, “Hz. Aişe’nin Hadis Tenkitçiliği” A.Ü.İ.F.D. Ankara, 1973,XIX/61.
8- Suphi es-Salih, 313.
9- Fayda, İ.A. 11/204. /
10- Mehmet S. Hatipoğlu, XIX/63-71.
11- İbn-i Sa’d Tabakat el - Kubra, Kahire, Trsz, II/126.
12- Mehmet S. Hatipoğlu, XIX/66-69.
13- Muhammed Ali es-Sabuni, Şubuhat ve Ebatil Havle Teaddudj Zevcat-ı Resül, Mekke, 1980.
14- Öztürk, 69.
15- Suphi es-Salih, 313.
16- Fayda İ.A. 11/204.
17- Ahzab 6/53.
18- Genel Bil. için Bkz. İbn-i Hişam Es Sünnet en-Ne- beviyye Kar. 1955 11/297-301; M. Yusuf el - Kandehlevi, Hayatüs’ Sahabe Dimeşk 1983,1/575-577.
19- M. S. Hatipoğlu, A.Ü.İ.F.D.; XIX/60.
20- Heyet Seçme Hadisler, Ankara Trsz. 10.
21- Seçme Hadisler, 18.
22- Seçme Hadisler, 63.