Makale

Kimliğini Arayan Gençlik ve Satanizm

Merhaba

Kimliğini Arayan Gençlik ve Satanizm


"Gençlik bir ulusun geleceği itici ve ilerletici gücüdür. Yaşanılan günlerin ayna-sı, yarınların habercisidir. Gençliği tanımak, onun duygu ve düşüncesini, davranış ve tutumunu anlamak, bilmek demektir. Çocuk ve gençler ailenin, toplumun kültür yapısıyla kimlik ve kişilik kazanır: bu yapıyı yansıtır. Nasıl sorunlu bir çocuk, sorunlu aile yapısını yansıtıyor, sorunlu bir genç de sorunlu toplum yapısını yansıtmaktadır.
Gençlik yüzyıllar boyu oluşmuş kültür içinde kimliğini, kişiliğini arama süreci ya-şar. Bu süreç içinde toplumda durumunu, rolünü ve yerini bulmaya çalışır. Gençlik çağındaki kimlik, kişilik arayışı içinde, boyun eğme-başkaldırma. bağımlılık-bağımsızlık, deneme-yanılma, sorumluluk-sorumsuzluk, güven-güvensizlik. hak ve görev, özgür ve özerk olma. güçlü olma-güçsüz-lük, toplumla bütünleşme vb. gibi sözcüklerin içi doldurulur, kavramlar yaşama aktarılır. Eğer bir toplumda ortak amaç. beklenti, değer, ilke ve kurallar kargaşası varsa, çocuk ve gençlere aktarılacak kültür dağılıp parçalanmış ve olumlu, yararlı, yapıcı örnekler azalmışsa, gençler kimlik bunalımı yaşamaya başlayacaklardır."
Bu satırlar. Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özcan Köknel’in gençlerin kendisine yönelttiği sorulardan yola çıkarak kaleme aldığı. "Kimliğini Arayan Gençliğimiz" adlı eserden alınmıştır. Gençlik tüm fırtınalarıyla, heyecanıyla, kabına sığmaz hareketliğiyle yaşadığımız dünümüzün adı. Yüzümüzü bugünde geleceğe çevirdiğimizde ise, bütün bir istikbalimizi teslim edeceğimiz yarınlarımız.. Ümidimiz ve kıvancımız. Gençlik, insan toplulukları için bulunmaz bir nimet, önemli bir güç. yararlanılması gerekli olan muazzam bir dinamiktir. Bir ulus, genç nüfusundan iyi yolda yararlanabilirse. hem o ulus için ve hem de insanlık için sonsuz faydalar hasıl olur. Böyle bir sonuç, gençliğin iyiye, güzele yönlendirilmesiyle elde edilebilir. Gençlik ihmale uğrar, milli kültür ve hasletler ona yeterince aktarılmazsa, bir kimlik arayışı içerisinde olan gençlik, kendisi, ülkesi ve toplumu için bir endişe ve üzüntü kaynağı haline gelir.
Gençliğin yaratılışından kaynaklanan sürekli hareketliliği ve aktifliği. ülke yararına kanalize edilemediği zaman, gençlik çeşitli mihrakların, kötü emelli kişilerin, sapık cereyanların tesir alanı içerisinde kalabilir. O zaman gençlik her zamankinden daha çok korunmaya ve sahip çıkılmaya muhtaçtır. Bir toplumu yok etmek, yıpratmak ve zora sokmak isteyen şer güçler, öncelikle o topluluğun değerlerini ve gençliğini hedef alırlar. Değerleri iyi kodlanmamış, gençliği ifsat olmuş topluluklar, şer güçlere karşı dayanma gücünü yitirir, iç barış ve huzurunu kaybeder.
Gençliğimiz, ülkemizin içerisinde bulunduğu stratejik ve jeopolilik durum nedeniyle her zaman bazı güçlerin ilgi odağı haline gelmiş, onların törer. uyuşturucu ve alkol bataklığına sürüklenmesi için çaba sarfedilmiştir. Bir kimlik arayışı içerisinde olan gençliğimiz bugün ise, gelişen internet ve bilgisayar teknolojisinin de tesiriyle Satanizm gibi inkarı, şiddeti, kültür ve geleneklerle savaşı, baş kaldırıyı amaç edinen sapık bir akımın pençesine düşürülmek istenmektedir.
En yalın haliyle "Seylan’a tanrı diye tapınmak" şeklinde tanımlanabilecek Satanizm, 1998 yılı ortalarında Alp Cenan Yuğaç ve Aslı Yardımcı isimli iki gencimizin birlikte intiharı ile ülkemizin gündemi-ne gelmiş, daha sonra birbirini takip eden intihar hadiseleri ve en son da Lara’nın geçtiğimiz ay intihan ile de basın ve yayın organlarında yoğun bir şekilde tartışmaya açılmıştır.
Şiddeti çağrıştıran giysiler ve takılar içinde, Budizm ve Taoizm gibi Doğu kaynaklı öğretilerden, üstün ırkı, baskıyı, sertliği, şiddeti, diktatörlüğü savunan siyasal görüşlere kadar geniş bir yelpazede yer alan kavram karışıklığıyla, "Kendi dinini kendin yarat" anlayışıyla şiddet içeren ayinler ve törenlerden ibaret böylesi sapık bir akımın, çoğunluğu Müslüman, geri kalan kısmı da diğer semavî dinlerin men-suplarından oluşan toplumumuzun gençliği üzerinde, az da olsa etkili oluşunun sebepleri iyi irdelenmelidir.
Gençlerimizin bu sapık akımın tuzağına düşmesinin sebepleri, uzmanlarınca, kimlik arayışı içerisinde olan gençliğin önüne çıkartılan örneklerin yanlışlığı, ilgisizlik, sevgisizlik, takipsizlik, dinî ve millî değerlerin onlara yeterince aktarılamaması gibi başlıklar altında orta-ya konulmaktadır. Öyleyse eğitim sistemimizden, medyamıza kadar, ailelerin, ilgili kurum ve kuruluşların hizmet ve anlayışlarını yeniden gözden geçirmesine ihtiyaç vardır. Toplumu din konusunda aydınlatmakla görevli bir kimim ve onun mensupları olarak bizlerin de gençliğimize götürdüğümüz hizmetleri daha canlı hale gelinme zorunluluğumuz bulunmaktadır. Kısacası devlet, millet, aile ve medya’ya çok görevler düşmektedir.
Bir sonraki sayımızda buluşmak üzere, her şey gönlünüzce olsun.
Hoşça kalın.