Makale

YENİ YILA GİRERKEN

BAŞYAZI

MEHMET NURİ YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı

YENİ YILA GİRERKEN

1994 yılını geride bırakmış, yeni bir yıla girmiş ve dolayısıyla ebedi ikâmetgâhımız olan âhiret yurduna bir yıl daha yaklaşmış bulunmaktayız. Geçen yıl artık bizim için hatasıyla sevabıyla bir tarih olmuştur. Bu nedenle geçmişimizi iyi bir muhasebeye tâbi tutmamız ve geleceğimizi buna göre yeniden tanzim etmemiz gerekir.
Cenâb-ı Hakk’ın bize verdiği en kıymetli sermaye, zamandır. İnsan dünyasını da, ahiretini de bu sermaye ile kazanabilir. Dünyada bizlere takdir edilen sınırlı ömür bir daha verilmeyecektir. Hayat zannedildiği kadar uzun değildir. Her geçen dakika, saat, gün, hafla, oy, yıl ve alıp verdiğimiz her nefes; bizi mukadder akibete, yani ölüme biraz daha yaklaştırmaktadır. "Her nefis ölümü tadacaktır..." (Al-iimrân: 158) fermanı gereğince bu akıbetten kurtulmak mümkün değildir. Üstelik ölümün insanı ne zaman yakalayacağı, ömrün nerede, ne zaman ve nasıl biteceği de bizim meçhulümüzdür.
İşte müslüman zamanını, bu inanca ve değiştirilmesi mümkün olmayan bu gerçeğe göre değerlendirmelidir. Geçmişini düşünerek, kendisine şu soruları sormalı ve cevaplarını aramalıdır: "Ben kimim?" "Nereden geldim?", "Niçin yaratıldım?", "Nereye gideceğim?", "Şahsıma, aileme, milletime, dinime ve devletime karşı görev ve sorumluluklarım nelerdir?", "Bugüne kadar bu vazifelerimi layıkıyla yapabildim mi?", "Bundan sonra kalan sınırlı ömrümü en iyi şekilde nasıl değerlendirebilirim?" Eğer bu sorulara müsbet cevap verebiliyorsak, kendimizi mesut ve bahtiyar sayabiliriz. Aksine bu güne kadar yaşadığımız ömür çerçevesinde durumumuz menfi ise, "Zararın neresinden dönülse kârdır." atasözü gereğince, bundan sonraki hayatımıza yeni bir çeki düzen vermemiz gerekir.
Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberimiz (S.A. V.) "m hadisleri incelendiği zaman bu meyanda emir, tavsiye ve uyarıların hayli çok olduğu görülecektir. Ama maalesef bu açık öğütlere rağmen müminlerin büyük çoğunluğunun zamanlarını iyi değerlendirmedikleri ve ömürlerini gaflet içinde geçirdikleri de bir vakıadır. Peygamberimiz (S.A.V.); "İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunları değerlendirmede aldanıyorlar. Bunlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir." (Tec, c.12, s. 177) hadisiyle bu gerçeği ifade etmişlerdir.
Cenâb-ı Hakk da; "(Gafiller) duygulu bir kimsenin düşünüp anlayacağı kadar bir zaman sizi ömürlü kılmadık mı? Halbuki size Peygamber de gelmişti." (Fatır:3) buyurarak ömür nimetini iyi değerlendirmemiz hususunda bizi ikaz etmektedir.
Bir başka ayette de;
"Ey iman edenler. Allah’tan korkun. Herkes yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah ne yaparsanız hakkıyla haberdardır." (Haşr.18) buyurulmaktadır.
Peygamberimiz (S.A. V.) "m bizlere bu hususta verdiği altın öğütlerden sadece iki tanesini nakledelim. Buyuruyorlar ki;
"Beş şey gelmeden evvel beş şeyin kıymetini biliniz: Ölüm gelmeden evvel hayatın, hasta olmadan önce sağlığın, meşguliyetten evvel boş zamanın, ihtiyarlıktan önce gençliğin, fakirlik gelmeden evvel zenginliğin."
"Beş şeyden sorguya tabi tutulmadan insan kendini kurtaramaz: Ömrünü nerede tüketmiştir? İlmiyle amel etmiş midir? malını nereden kazanmış ve nereye harcamıştır? Bedenini nerede yıpratmıştır?" (Tirmizi, c.9, s.253)
İşte geçen bir koca yılın muhasebesini bu soruları cevaplandırarak yapmalı ve girdiğimiz 1995"ı de bu değerlendirme çerçevesinde en iyi şekilde geçirmeye çalışmalıyız. Aksi takdirde sonradan duyacağımız pişmanlıklar hiç bir fayda getirmeyecek ve ömür nimeti bize bir daha verilmeyecektir, işte ferman-ı sübhânî:
"Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Münafikûn:ll)
Kur’ân-ı Kerim’de ömrünü günahla ve isyanla geçiren kişilerin durumu onların dilinden anlatılırken buy uçuluyor ki;
"(Onlar) derler ki; Ey Rabbim, Beni yakın bir müddete kadar geciktirseydin de (beni biraz daha yaşatsaydın da) sadaka verseydim ve sâlihlerden (iyi insanlardan) olsaydım." (Münafikûn:10)
"Ah diyecek, keşke (baki olan ahiret) hayatı kin önceden (salih ameller) yapsaydım."
(Fecr:24)
Bu dünyada zerre miktarı yapacağımız iyiliklerin mükâfatını, kötülüklerin de cezasını göreceğimize göre (2ilzâl:8) hayatımızı iyiliklerle, güzelliklerle süslemeli, vatanımıza, milletimize ve Dinimize yararlı işler yapmalı, her günlük ömür sahifemizi temiz kapatmalı, 1995 yılını ve müteakip yılları öldükten sonra hayırla ve rahmetle yâd edebilecek şekilde değerlendirmeliyiz.
Yeni senenin ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.