Makale

Hal Eğitiminden Geçmek

Prof. Dr. Mustafa Kara
Uludağ Univ. İlahiyat Fak.

hâl
eğitiminden
geçmek

Babam dün sabah yine odasında asılı olan meşhur beyti büyük bir zevkle yüksek bir sesle ve kendine has bir makamla okuyordu: Allahümme yâ Muhavvile’1-havli ve’l-ahvâl. Havvil hâlenâ ilâ ahseni’l-hâl.
Geçen yüzyılın en büyük hattatlarından olan merhum Necmeddin Ok- yay’ın kaleminden çıkmış olan ve orijinali Bandırmalı Ali Ağabey’in nezdinde bulunan bu yazı, en güzel hâle ulaşmak için bütün hâllerin yaratıcısı olan Rabbi- mize gönülden yakarışımızı ifade etmektedir.
Bir anlamda "hayat" adıyla bize sunulan zaman dilimi güzel hâlleri yakalamak, güzel insanlarla haşir neşir olmak, hoş sedalar bırakabilmek için bir fırsattır. Bunun için Rab isminin tecellîlerine; terbiyenin parıltılarına açık olmak gerekir.
Muhavvil olan Allah (c.c.)’ın lütfettiği hâllere, mübelliğ olan Muhammed (s.a.s.)’in hayat verici tebliğlerine mümessil olan ariflerin (r.a.) ufuk açıcı temsillerine gönül ve kulak vermek gerekir.
Hâllerimizin "en güzel" noktaya ulaşabilmesi için Muhammedi hâllerle hemhâl olan hâldaşlar bulmak gerekir.
Hâl ve ahvâlimizin lahutî âlemlere doğru kanatlanabilmesi için hâlden anlayanlarla gönül bağı kurmamız gerekir.
Hâl-i pürmelâlimizi yok ederek derûnî âlemlere doğru dalabilmek için hâlden bilenlerle dost olmamız gerekir.
Allah’ın ve Ravza’nın yolunda yürüyebilmek için işlerimizi hâle-yola koymamız gerekir.
Hâllerimizin zenginleşebilmesi, derinleşebilmesi ve güzelleşebilmesi için hâl ilmine sahip olanların hâl-hatırını sormamız gerekir.
iman deryasının incilerini derebilmek için gönül adamlarıyla hâlleşmemiz gerekir.
Hâl ve gidişimizin sağlıklı olabilmesi için hâllerimizi gözden geçirmemiz, şuurlu ve plânlı bir takip anlayışı ile peşlerine düşmemiz gerekir.
"Eyvah! hâlimiz yaman" dememek için tam vaktinde yollara düşmek gerekir.
Ilm-i hâli okumak gerekir, ilm-i hâli temsil edenlerle oturmak gerekir.
ilm-i hâli yaşayanların tecrübelerini paylaşmak gerekir.
Bu tecrübe de paylaşıldıkça artan, paylaşıldıkça bereketlenen tecrübelerden olduğunu unutmamak gerekir.
Mazi-hâl-istikbâl çizgisinde emin adımlarla yürüyebilmek için hâl dilini öğrenip lisân-ı hâl ile konuşmayı öğrenmek gerekir.
ilm-i hâl sahiplerinin formülüne göre maziye takılmamak, istikballe boğuşmamak gerekir.
Her ikisinin hâl çaresi için "hâl"i; şu anı değerlendirmek, "ân-ı dâim"i yaşamak gerekir.
Yetmiş yıl önce rahmet-i Rahmân’a kavuşan ilmi hâl sahiplerinden Mehmet Akif Ersoy bu konuyu açıklıyor:
Halkın kimi müstakbele rekz-i nazar eyler Müstakbel ise kendiliğinden güzer eyler Müstakbel için hâli fedâ eyleyen âdem Nâ-hak yere gâyetle büyük bir zarar eyler Mâzîye te’essüfle geçene ömre yazık kim Beyhude esef ömrü hebâ vü heder eyler Âkil diye ol âdeme derler ki zamanda Boş durmayarak kesb-i kemâl ü hüner eyler Gâfil diye ol âdeme derler ki cihanda Dâim oturup eski zamâna keder eyler Maksad ne imiş bilmeli dünyâya gelişden Dünyâya gelen sanma ki bir hoş sefer eyler Mahzar olur âmâline eshâb-ı tahammül ikdâm ise her mukdimi sâhib-i zafer eyler Tedbîre tevessülde olanlar mütekâsil Bilmez de hatîâtını haml-i keder eyler Aşk olsun o eslâfa ki ahlâfını mes’ûd Eyler de anın nâmı gönüllerde yer eyler Binlerce kişi hayr ile yâd olmayı ister Binlerce kişi lâ’nete kendin siper eyler Âlemde ne ekdinse biçersin anı mutlak Öyleyse nedir şer yaparak fâide ummak