Makale

Mutlu Askerler

Ahmet Karadut
Dini Yayınlar Dairesi Uzmanı

Mutlu Askerler

Her yıl Mayıs ayının son haftasında, ülkemizde çıkan süreli yayınlarda, mutlaka İstanbul’un Fethinden, Fatih Sultan Mehmet Han’dan bahsedilir. Yazılar çıkar. Açık oturumlara, panellere yer verilir. Bütün bu yazılan ve yapılanlara sevinirken bir konuda hep üzülürüm. Zira en az bahsedilen de savaşa katılan askerlerin fetihten sonraki durumudur. Pek çok şehid verilmiş, geride pek çok gazi kalmıştır. Büyük Fatih İstanbul surlarından içeriye, elini kolunu sallaya sallaya girmemiş; şehidlerin üstünden atlaya atlaya, yiğitleri kurban vere vere girmiştir.
Fethi müjdeleyen hadis-i şerifte: " Konstantiniyye elbette fetholunacaktır. O’nu fetheden komutan ne güzel komutan ve O’nu fetheden asker ne güzel askerdir." (Ahmed b.Hanbel, el-Müsned IV, 225) buyurulmuş, komutan Fatih için "Ni’me’l Emir" denilirken askeri için de "Ni’me’l-Ceyş" denilmiştir. Gerek fetih esnasında gerekse fetihten sonra ölen bu askerlerin mezar taşlarına "Ni’me’l- Ceyş’den filan ..." şeklinde yazılmıştır. İsimleri bilinenler açık açık yazılırken, özellikle fetih esnasında şehid edildikleri yere gömülenlere bu tabirle işaret edilmiştir. Birer, üçer, beşer, bir arada gömülenler olmuştur. Yedi Emirler,
Onsekiz Sekbanlar gibi. Hz. Peygamber’in müjdesine eren bu askerler, "Mutlu Askerler" dir. Zamanla bunların kabri türbe haline getirilmiş, adlarına vakıflar yapılmış, bir kısmına da "Baba","Dede" lakapları takılarak saygı görmüşler, halk ve mahall- leli tarafından ihya edilmişlerdir. Bazılarının adı veya ünvanına uygun yerleşim merkezleri kurulmuş ve gelişmiştir. Sarı-Er’den Sarıyer ve Kadıköy gibi.
Nime’l-Ceyş’den bahseden kitaplar da azdır. Evliya Çelebi’nin "Hadikatu’l Cevami"i, Mehmed Süreyya Beğ’in "Sicill-i Os- manî" si, merhum Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver hocamızın "Mutlu Askerleri" ile Fatih Müftüsü ve Eminönü Müftüsünün başkanlıklarında yapılan, gayretli çalışmalarla birer komisyon tarafından meydana getirilen "Fatih Camileri", "Eminönü Camileri" adlı eserler önemlidir. (Son iki eser Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nca neşredildikten yıllarda (1987-1989) incelenmiş, takdir ve tavsiye edilmişlerdir.)
Sonuç olarak şunu söylemek istiyoruz: İstanbul’da adım atılan her yer tarih üstünde tarihtir. Her karış toprağı ayrı bir değer taşır. Fatih devri ricalinden Sadrazam, Şeyhülislam, vezir, paşa ve benzeri devlet erkanından kalan eserler haşmetlerine uygun olarak nisbe- ten korunmakta ise de, bu mutlu askerlerin gerek mezarları, gerek vakıf ve camileri ihmal edilmektedir.
Şairlerimizden biri, İstanbul’un bir taşına tüm acem mülkü fedadır, demiş.Ya o taş İstanbul’u bize bırakan,malını ve canını, dini ve millleti uğrunda feda eden, Nime’l-Ceyş’in mezar taşı ise?..
Unutulmamalıdır ki, bunlar birer tarihtir. Tarihine değer vermeyenlerin istikbali olmaz.


"Nİ’ME’L - CEYŞ"LER


İstanbul’un fethine iştirak eden askerlerin sayısı, yetmişbin ile ikiyüz altmışbeşbin arasında, değişik rakamlarla verilmektedir. Osmanlı tarihlerinden Kün- hü’l-Ahbâr’da ldris-i Bitlisî’den nakille yetmişbin, Neta- yicü’l-Vukuât’ta yüzbini aşkın, Hayrullah Efendi tarihinde ikiyüzaltmışbeşbin denirken, kuşatma öncesi otuz yıl İstanbul’da ikamet eden "Philelph“ askerin miktarını alt- mışbin süvari, yirmibin piyade olarak verir. (M. Şerîf Çavdaroğlu, Fatih Sultan Mehemmed Han-ı Sanî ve İstanbul’un Fethi, s.53-55, lst.1953).
İstanbul’da bulunduğum zamanda, 1982-1983 yıllarında, biraz kişisel merakım, biraz da görevlendirildiğim komple bir çalışmanın parçası olarak Fatih kazası sınırları içinde bulunan, bilinebilen "Ni’me’l-Ceyşleri tesbit etmeye çalışmıştık. Görenlerin, yolu düşenlerin bir fatiha okumalarına vesile olur ümidiyle, bunların bir kısmı aşağıda gösterilmiştir
Cibali’de sur kapısı bitişiğinde, Ser Sekban Abdurrahman Ağa.
Çırçır’da Fenerci Hüseyin sokağında Sekbanbaşı Abdülkadir Dede.
Cerrahpaşa’da, türbesi harap durumda olan Fatih’in dökümcübaşı’sı Ahmed Kethüda. Horhor caddesinde, halkın Alemdar Baba dediği, Fatih’in alemdarlarında!
Haydar Dede-Baba.
Kocamustafapaşa’da, Sancaktar tekkesinde yatan alemdar Hayreddin. Yine aynı semtte, adına bina edilen camiin hazîresinde yatan Fatih’in Çobanbaşı’sı Ali Fakîh.
Edirnekapı, Şişhane caddesinde avcıbaşı Mehmed Bey.
Silivrikapı’da, Bâlâ Mescidi hazîresinde, halkın Bâli Baba dediği, Fatih’in Topçubaşısı Süleyman Ağa.
Topkapı’da, banisi bulunduğu camiin mihrabı önünde yatan Sek- banbaşı’lardan Bayezid Ağa.
Çırçır’da, başucunda incir ağacı bulunmasından dolayı halkın ’İncirli Baba" dediği Beşinci Sekbanbaşı.
Silivrikapı’da Canbaziye Camii haziresinde Canbaz Mustafa.
Cibali’de, Cibali polis karakolu dahilinde, semte adı verilen Cebe-Ali.
Şehremini’de, adına nisbetle anılan camide yatan, Feth’e kadar her gece rüyasında denizi görerek meczup hale gelen, deniz yoluyla feth’e katılan Deniz Abdâl, Topkapı’da Edhem Baba.
Edimekapı’da Acıçeşme’de adına yapılan Mescidin önünde yatan, şimdi ise Mescid’in yerinde yeller esen, halk tarafından Ekmekçi Baba denilen, Ekmekçibaşı Mu- hiddin Efendi.
Karagümrükle Evrenos Dede, Samatya’da Etyemez Baba,
Zeyrekte Ferhad Ağa,
Fatihle yedi emirlerden Hamza Bey.
Aksaray’da İnebey,
Topkapı’da Kara Bâlî Mustafa Çavuş.
Samatya’da adı ile anılan camiin hazîresinde Kasap Ilyas.
Silivrikapı’da, banisi olduğu camiin önünde Kasım Çelebi. Mesihpaşa’da Baklacı Kemaleddin. Nişancada Keskin Dede,
Fındıkzâde’de Kız Ahmed Efendi.
Eğrikapı’da, Polis Karakolu bitişiğinde Sakabaşı Molla Mehmed.
Fındıkzâde’de Sarı Musa. Aksaray Küçüklanga’da Sekbanbaşı ve Aksaray karakolu yakınında Ser-Sekbân.
Fatih’te Seyyid Ca’fer Buharı ve Seyyid Ukayl.
Ayvansaray’da, adı ile anılan sokakta, Tolu İbrahim Dede. Buhara’dan gelip fethe katıldıkları rivayet edilen Fatih, Maltadaki Yedi Emirler,
Kocamustafapaşa’da yedi şehidler...
Bunlar Sur içi İstanbul’un Fatih kazası hudutları içinde bilinen ve bulunanlar. Sur dışında bir o kadar olduğu gibi, bunların bir kısmı da umumî mezarlıklara defnolun- dukları bilinmektedir. İki sene komşuluk yaptığım ve hizmetinde bulunduğum Fatih’in Tuzcubaşı’sı, Beşiktaş’ta adı ile anılan Camiin bitişiğinde yatan Tuzbaba’yı anmadan geçemiyeceğim.
Hepsinin ruhu şâd olsun. Hepsinden Allah razı olsun.

İ