Makale

Hastahanelerde Din Görevlisi İhtiyacı

Hastahanelerde Din Görevlisi İhtiyacı

Sağlık Bakanlığı’nın 12.12.1994 tarih ve 23190 sayılı genelgesi ile hastahanele- rimizde yatarak tedavi gören hastaların gerek dinî ve gerekse moral açısından ihtiyaçlarını karşılamak üzere müftü- lüklerce seçilecek din görevlilerinin haftanın belirli günlerinde hastahanelerde görevlendirilmesi uygulamasına geçtiğimiz aylarda başlandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 19.01.1995 tarihli genelgesindeki ilkeler çerçevesinde, tüm Türkiye genelinde hastahane ziyaretleri şeklinde sürdürülecek olan uygulama, müftülük ve hastahane yetkililerinin ortaklaşa, üç aylık dönemler halinde hazırladıkları çalışma planı ile yürütülmektedir.
Uygulama, kamuoyunda çerçevesi hakkında hiçbir bilgi edinilmeden ve hiçbir bilimsel zemine oturtulmadan sadece ideolojik yaklaşım biçimleri ile tartışılmış, daha verimli uygulanabilmesi için yeterli sayılabilecek öneri-1 ’ . ler ortaya konmamıştır.
Hastahane imamlığı olarak bilinen hastahanelere din görevlisi ziyaretleri uygulaması, yaygın kanaatin aksine batıdan kopyalanan bir sistem olmayıp, köklü tarihimizde süreklilik kazanmış bir sistemin yeniden uygulanmaya konmasından ibarettir. Osmanlı dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar toplumun her kesimine cami sınırlarını aşarak hitap eden imam, görevinin gereği olarak hastahanelerde de bulunmakta ve hastaların moral açısından takviyesi ile birlikte defin ve telkin hizmetleriyle de uğraşmakta idi.(1) Bu uygulamanın yürütüldüğü hastahanelerden biri olan Bezmi Alem Vakıf Gureba Hastahanesi’nin vakfiyesinde, hastahaneye bitişik cami için iki imam tayin edilmesi ve birinci imamın vefat etmek durumunda olan hastaların yanında istiğfar ve Kelime-i Şehadet hatırlatması ve vefat edenlerin yıkanması, defin ve telkin hizmetleri ile de uğraşması öngörülmekte idi.(2).
Batı Hastahanelerinde
Din Hizmetleri
Osmanlı döneminde birçok benzerine sıklıkla rastlayabildiğimiz bu uygulama, batıda daha sistemli ve oturmuş bir şekilde yürütülmektedir. Cenaze teçhiz teşkilatı, hastahanenin ayrı bir bölümünü oluşturmakta, yıkama, teçhiz ve tekfin işlemlerini bu bölüm yürütmektedir(3). Rahibe hemşireler ise, hastahanelerdeki hemşirelik hizmetlerinin bir bölümünü üstlenmekle birlikte özel bir dinî eğitim almaları ile diğer hemşirelerden ayrılmaktadır(4). Batı hastahanelerinde din hizmetlerini yürüten üçüncü önemli bölüm ise kilise ve burada görev yapan rahiplerdir. Rahipler mutlaka yüksek okul eğitimli ve ilahiyat öğrenimi görmüşlerdir. Sabah erkenden gelen rahip, teker teker hastaları ziyaret eder, onların hal ve hatırlarını sorar, şikayetlerini dinler ve bir rahibe hem- ç^jcsşire olan başhemşireye bildirir. Yürümeye gücü yeten hastaları ise belirli saatlerde kiliseye toplayarak vaaz eder, dini ayin düzenler (Batıdaki moral tedavi uygulamaları için bkz. Batı Ülkeleri ve Ülkemiz Hastahanelerinde Din Hizmetleri, Prof. Dr. Asaf Ataseven, Bezmi Alem Vakıf Gureba Hastahanesi Dergisi, 18/1991).
Hasta ve hastahane ziyaretlerinde bulunarak hastalara moral tedavi uygulaması örneği, Hz. Peygamber (S.A.S.)’in uygulamalarından alınmış ve sonraki dönemlerde de şartların elverdiği çerçevede sistemleştirilmiştir. Belirli bir dönem için bu uygulama kesintiye uğramış, gelişmesi ve ihtiyaçlara cevap verir bir duruma gelmesi açısından kayıp gibi görünse de kısa bir zaman dilimi içinde yeniden istenen seviyeye oturacağına inanıyoruz.
Hastahanelerde Din Görevlisi ve Dinî Danışmanlık
Hastahane ziyaretleri sırasındaki din görevlisi- hasta ilişkisi incelendiğinde bunun bir tür psikolojik yardım ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılır. Hasta ziyaretlerinin çerçevesini düzenleyen 19.01.1995 tarihli Başkanlık genelgesine göz attığımızda din görevlilerinin hastaların yorulmasına sebep olmadan kaza ve kader, dua, sabır ve şükürden bahsedeceğini, hastanın moralini takviye edici konuşmalar yapacağını ve talep halinde de hafif sesle Kur’an okuyup dua edeceğini görmekteyiz. Yine hastahane yetkililerince toplu telkin veya konferans talebinde bulunulması halinde bu hizmetlerin de yerine getirileceği kayıt altına alınmıştır.
Hizmetlerin yürütülmesinde din görevlisi, muhatap olduğu hastaya birey olarak değer vermesi, hastalığından dolayı içinde bulunduğu ruhi sıkıntıdan kurtulmasına ve kendisini anlamasına, inandığı değerlerle ilişki kurarak yardımcı olması gerektiği noktalarında bir dinî danışman olarak görev yapar.(5)
Batıda, özellikle itiraf müessesesinin gelişimi, dinî danışma psikolojisi (pastoral psikolojinin de gelişmesini hızlandırmış ve en az doktora düzeyinde psikoloji ve psiko-terapi eğitimi alan papazların sayısında hızlı bir artış gözlenmiştir.^) Dinî danışma, daha ziyade ahlak ve ahiret sorunlarından doğan değer problemleriyle uğraşır. Bu fonksiyonu daha etkili ve bilimsel bir şekilde yürütebilmek amacıyla kiliselerin son kırk yıldır din adamlarını klinik ve danışma psikolojisi alanlarında yetişmesine daha çok önem verdiği gözlenmektedir.(7)
Bu açılardan meseleye bakıldığında genelge de istendiği gibi hastahanelerde görev yapacak personelin, mümkün olduğunca dini yüksek öğrenim görmüş personelden seçilmesi oldukça önemli görülmektedir. Ancak, kısa vadede hastahanede görevlendirilecek personelin dini yüksek öğrenimlilerden temininin sağlanamaması gibi bir problem de sözkonusu olabilir. Bu durumla karşılaşılan bölgelerde görevlilerin kısa süreli kurslardan geçirilerek göreve başlatılmaları gereklidir. Bu uygulamadan istenen randımanın alınması ise, uzun vadede danışma psikolojisi alanında eğitim almış görevlilerin istihdamı ile sağlanacak ve asırlardır ecdadımızın sürdürmüş olduğu sünnet, bu suretle yeniden ihya edilecektir.

(1) Ataseven Asaf, Batı Ülkeleri ve Ülkemiz Hastahanelerinde Din Hizmetleri, Bezmi Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi Dergisi, 18/1991, s. 93.
(2) Şaban 1263 tarihli Bezmi Alem Sultan Vakıf Gureba Hastahanesi Vakfiyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Kasa No:174/1464.
(3) Ataseven, a.g.m., s.92.
(4) Ataseven, a.g.m., s.92.
(5) Tan Haşan, Psikolojik Yardım İlişkileri, MEB Yayınları, İstanbul, 1992, s. 14.
(6) Demirkol Bekir, Rehberlik Ders Notları, A.Ü. İlahiyat Fakültesi.
(7) Tan, a.g.e., s.14.