Makale

Camilerin Dinimizdeki Yeri

Camilerin Dinimizdeki Yeri

MİTAT BUĞUŞ

Camiler, müslüman toplumların ayrılmaz parçası, İslam’ın simgesidir. Arapça’da "toplamak, bir araya getirmek" anlamındaki Cem kökünden " sıfat olan ve sözlükte bir araya getiren, toplayan, buluşturup birleştiren" anlamına gelmektedir
Müslümanların cemaatle namaz kıldığı, topluca Allah’a ibadet ettiği yerler olan camiler, yeryüzünün en hayırlı ve Allah’a en sevimli mekânlarıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.S.) "Allah’ın en çok sevdiği ve hoşlandığı yerler mescidlerdir" (1) buyurmuşlardır.
Peygamber Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicretleri esnasında, daha Medine’ye varmadan Küba’da kaldığı günlerde hemen bir mescid yaptırmış, Medine’yi şereflendirdikten sonra ilk iş olarak Mescid-i Nebevi’yi inşa ettirmiştir (2). Kendisi de taş ve kerpiç taşıyarak bizzat çalışmıştır.
Ayrıca Peygamber Efendimizin evinin mescidle iç içe olması, camiye yakın olmanın, mescidlere gönül vermenin ve ibadet üzere bulunmanın lüzümuna işaretidir. Peygamberimiz bu noktayı da şöyle açıklıyor:
"Bir kimse yalnız Allah rızasını umarak küçük veya büyük bir mescid inşa etse, Allah da ona çenetten bir köşk ihsan buyurur." (3) Başka bir Hadis-i Şerifte caminin, Allah’ın rahmetinin yeryüzüne ulaşmasına vesile teşkil ettiğini veciz bir ifade ile ortaya koyuyor ve şöyle buyuruyor:
"Ben yeryüzü halkına azap etmeyi murat ettiğimde, mescidleri inşa, tamir, tanzim ve tenvir edenleri, benim rızam için birbirini sevenleri ve seher vaktinde istiğraf edenleri görünce, onlara azap etmekten vazgeçerim." (4) Görülüyor ki; cami yaptırmak ne kadar önemli ise, camilerin bakım ve tamiri, iç ve dışının temizliği ve aydınlığı, çevresinin tanzimi, bahçesinin düzenlenmesi ve cemaatin huzurla ibadet etmesinin sağlanması da o derece önemlidir. Bu nedenledir ki; Diyanet İşleri Başkanlığı camilerin, dini ve sosyal hayatımızdaki bu çok önemli yerini dikkate alarak, her yıl Ekim ayının ilk haftasının "CAMİLER HAFTASI" olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır.
Camiler, toplumun her kesiminden, genç-ihtiyar, zengin- fakir, alim-cahil demeden makam ve mevki gözetmeden bir araya geldikleri, omuz omuza, diz dize, gönül gönüle kaynaştıkları kutsal mekanlardır. Öte yandan; camiler, çok büyük hizmetleri yüklenmiş mübarek ve mukaddes yerlerdir. İlk devirlerdeki mescidler sadece ibadet yapılan bir mabet değildi. Burada dini ve dünyevi işler konuşulur, eğitim, öğretim yapılır ve ilim halkaları kurulurdu. Erkek ve kadın bütün müslümanlar, Hz. Peygamberin ağzından dinlerini öğrenirler, birçok problemlerini burada çözerlerdi. Bazen askeri işler burada müzakere edilir ve gelen elçilerde burada kabul edilirdi. Keza, kazai ve adli işlerin yanında mali ve iktisadi meseleler de mescidde görüşülürdü.
İşte bütün bu bilgiler, Hz. Peygamberin camiye ne kadar önem verdiğini göstermektedir.
Camilerde topluca ibadet etmek, cemaatle namaz kılmak müslümanlara psikolojik, sosyal, ahlâkî ve uhrevî bol kazançlar sağlamaktadır. İbadetin yanında, yapılan va’z, okunan hutbeler ve diğer etkinliklerle camiler birer kültür merkezidir.
Ayrıca camiler, tarih, sanat ve ibadet yönünden toplumun birliğine, beraberliğine, tanışmasına, konuşmasına, yardımlaşmasına, eğitim ve öğretimine, iktisadi kalkınmasına, çalışmasına, sosyal hareketliliğine, özellikle aydınlatılmasına katkısı olan kurumlardır.
Netice olarak; camiler, Rasulullah ve onun yolunda yürüyenlerin bizlere bıraktığı en büyük kültür mirasıdır. Peygamberimizden bizlere kalan bu mirası devam ettirmek ve yaşatmak bizlerin görevi olmalıdır. .
Konumuzu caminin önemini ifade eden bir ayet meali ile bitirmek istiyorum.
"Allah’ın mescidlerini, sadece Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler imar eder, işte doğru yola ermiş oldukları umulanlar bunlardır" (5).

(1) Müslim, "Mesacid", 288
(2) Buhari, "Menakibiil-ensar", 45
(3) et-Tergib ve-tTerhib, c.1 s. 193
(4) H. Hüsnü Erdem, İlahi Hadisler s. 28 h. 43
(5) et-Tevbe Suresi 18