Makale

Hasan MEŞELİ: İslâm'da sevgi vardır. Kardeşlik, dostluk ve engin hoşgörü vardır

RÖPORTAJ:

Ülkemizde bazı çevrelerce, kasıtlı denebilecek uğraşla, zaman zaman gündeme getirilip, halkımız arasında oldukça gereksiz tartışmalara hatta çatışmalara sebebiyet veren,
Türk-Kürt, Alevî- Sünnî kamplaşmaları yapılmakta, farklılıklar kaşınarak insanımız karanlık mecralara çekilmek istenmektedir.
Bazı zamanlar sağcı-solcu diye ideolojik çarpışmaların, bazı zamanlar Türk-Kürt diye etnik bölünme girişimlerinin sergilendiği ülkemizde, bazı zamanlar da Alevî-Sünnî ayırımı ile Islâm dini ve inananları yıpratılmaya çalışıldı.
Ama aynı Allah’a, aynı Peygambere ve aynı kitaba inanan, aynı topraklar üzerinde yaşayan, din, kültür ve tarih bilinci diri olan insanımız, bu çabalara fırsat vermeme, açılan çukura düşmeme azmi ve gayreti içerisindedir.
Bu güne kadar başarıya ulaşamamış bu çabalar, bundan sonra da başarıya ulaşamayacaktır. Çünkü Türk toplumu aynı değerleri paylaştığı insanları ile bu girişimlere hemen tepkisini göstermekte, böylece bu hassas konulardaki duyarlılığını dile getirmektedir.
Böyle bir tepki de Malatya Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Tanıtma Derneği Başkanı, Araştırmacı-Yazar Hasan MEŞELİ’den geldi.
Kendisi ile Alevîlik ve yakın zamanda piyasaya sunulan Kur’an-ı Hakim adlı eser üzerine bir görüşme yaptık.

Abdulbaki İşcan


Malatya
Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Tanıtma Derneği Başkanı
Hasan MEŞELİ: "İslâm’da sevgi vardır. Kardeşlik, dostluk ve engin hoşgörü vardır
Günümüzde özellikle bazı kesimler tarafından İslam dışı olarak gösterilmeye çalışılan Alevîliğin, tanımım yapar mısınız? Alevîlik nedir? Ne değildir?
Alevîlik, Hz. Ali’yi çok sevmek, O’nun tarafını tutmak ve O’nun yolunda gitmek demektir. Hz. Ali Allah’ın aslanı, muttakiler imamı, evliyalar şahı, ilmin kapısı, zühd, takva hamaset ve beleğat sahibi bir insandır. Hz. Ali’nin dini Islâm, kitabı Kur’an, Peygamberi de Hazreti Muhammed (S.A.S.)’dir. Bu konu gayet açıktır.
Durum böyle olmasına rağmen günümüzde bazı Batılı oryantalistlerin görüşlerini deklare eden bir kısım yazarlar, Alevîliği sadece yaşam tarzı olarak değerlendirmekte, buna da şöyle bir dayanarak getirmektedirler. Güya bundan 1000 yıl ön- j ce Ortaasya’nın Mavareünnehir yöresinde yaşayan, ateşe, güneşe tapan, Zerdüşt, Şaman, Manheist, Maztek gibi çok tanrılı dinlere inanan insanlar, Anadolu’ya gelmişler ve Anadolu’nun 5000 yıllık birikimini, biraz Karadeniz Pontus Rum’undan, biraz İseviliğin iyi tarafından, Hz. Musa’ya inen Tevrat’taki on emrin pasajlarından, Islâm’dan da Hz. Ali’nin kahramanlık ve yiğitliğinden, merhamet ve cömertliğinden bir sentez oluşturulmuş. Güya bunun adı da Alevîlik imiş. Ben bir Alevî kardeşiniz olarak böyle bir Alevîliği kabul etmiyorum. Kesinlikle reddediyorum. Böyle bir düşünceden de Allah’a sığınıyorum.
Biraz önce de arzettiğim gibi, Alevî, Ali’yi seven, O’nun yolunda giden demektir. Ama ne hazin bir tecelidir ki Hz. Ali Hacı Bek- taş-ı Veli, Pir Sultan Abdal gibi yüce insanların adına kumlan bazı dernekler, bunu bir kamuflaj malzemesi olarak kullanıp, işi siyasi ve ideolojik bağlamda değerlendirip, Alevî kardeşlerimizin inanç sistemlerini maddî, materyal bir felsefe ile yönlendirip, Alevî toplumunu günümüz Türkiye’sinde karanlık bir mecraya doğru çekme girişimlerinde bulunmaktadırlar.
Bugün özellikle son zamanlarda Türkiye’de Alevîler üzerinde fevkalade oyunlar oynanıyor. Alevî gençliği büyük bir boşluk ve arayış içerisinde. Dinî yönden mateessüf yürekler acısı bir durumda. Bunun sonucunda da çeşitli illegal örgütlerin maşası olma konumuna getirilmek isteniyor. Bu da Alevî kardeşlerimizi oldukça üzmektedir.
Kendisini Alevî dedesi olarak tanıtan bir şahıs, kendi öncülüğünde Alevî Dedeleri Heyeti tarafından yazıldığını öne sürdüğü ve Kur’an-ı Kerim’e alternatif olarak çıkarılan Kur’an-ı Hakim adlı eser hakkında neler söyleyebilirsiniz? - Alevîlerin bu esere desteği var mı?
Son Peygamber Hz. Muham- med (S.A.S.) Efendimize indirilen ve iman ettiğimiz Kur’an-ı Kerim’den güya Hz. Ali ve Ehl-i Beyt ile ilgili ayetlerin, üç halife döneminde çıkarıldığını,
Kur an ın hâşâ noksan olduğunu, bu bakımdan Ehl-i Beyt’in şan ve şöhretinin Kur an dan silindiğini, bunun yerine başka sözler eklendiğini iddia ederek, sizin de söylediğiniz gibi bir Alevî Dedeleri Heyeti ile Kur’an-ı Hakim diye bir kitap çıkardılar.
Böyle bir kitabın çıktığını duyduğum anda yazılı, görüntülü ve sesli yayınlar aracılığı ile derhal tepkimi gösterdim. Nazmi Nizami Sakallıoğlu isimli şahıs, Prof. 1400 olarak kendisini tanıtıyor ve Dabbetül Arz (Hak Habercisi) olduğunu ilan ediyor. Bu şahıs böylece kendisine bir kudsiyet getirmek istiyor.
Kur’an-ı Kerim, yüce Allah tarafından Hatemül Enbiya Hz. Muhammed (S.A.S.) Efendimize indirilen, son İlahî ve semavî kitaptır. Cenab-ı Peygamberin ahirete irtihalinden dolayı risalet ve nübüvvet noktalanmıştır. İlk Halife seçilen Hz. Ebu Bekir döneminde, Zeyd bin Sabit’in başkanlığında, sahabenin de ittifakı ile Kur’an’ın ayetleri mushaf haline getirilmiş, Hz. Osman zamanında da Kur’an-ı Kerim 7 adet olarak çoğaltılmıştır.
Peki Kur’an-ı Kerim, Hz. Ali’nin halifeliğinden önce mushaf haline getirildiğine göre, iddia edilen çıkartmalara Hz. Ali’nin müdahale etmesi gerekmez miydi?
Gayet tabi, ben de oraya geleceğim. Cenab-ı Peygamber,
Hz. Ali’yi bir çok hadis-i şerifinde medh-ü sena etmektedir. Hz. Ali için: "Ben ilmin şehri isem, Ali onun kapısıdır. İlim öğrenmek isteyenler Ali’nin kapısına müracaat etsinler", "Ali Hak ile beraberdir. Hak da Ali ile beraberdir" buyurmaktadır.
Hz. Ali’nin sağlığında Kur an da (hâşâ) böyle bir eksiklik olsaydı kesinlikle, şiddetle karşı çıkardı. Hz. Ali dört seneyi aşkın İslâm alemine devlet başkanlığı ve halifelik yapmıştır. İdari yönden, otorite yönünden, yetkisini kullanır ve iddia edilen eksikliği giderirdi. Hz. Haşan ve Hz. Hüseyin efendilerimizden sonra Kur’an’ın değişmiş olabileceğini varsayalım. Bu da kesinlikle mümkün değil. Çünkü Hz. Hüseyin’den sonra, O’nun soyundan gelen Hz. Ali kadar mübarek, ilim sahibi insanlar var. Böyle bir noksanlığa bu insanlar müdahale ederdi. Kaldı ki Kur’an-ı Kerim’de Ehl-i beyt hakkında bir çok ayet-i kerime var. Bunlar gerek muhkem gerek müteşabih ayetlerdir.
Kur’an-ı Kerim’de Hicr Sûresi 9. ayette Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız" Buna iman ve amel etmek lazım. Bunun gayrisi laf-ı güzaftır.
iddia ettikleri sözde eksik ayetleri Alevî Dedeleri Heyeti tamamlayabiliyorlar mı?
Efendim, günümüz Türkiye’sinde Alevî kardeşlerimizi bazı ideolojiler için kullanma çalışmaları var. İslâm’a bir tefrika sokup Alevî-Sünnî çatışması ile, dostluklarına gölge düşürme gayreti içerisindeler. Biz bu konuları konuşmalarımızda, yazılarımızda hep dile getirdik. Eğer iddia ettikleri gibi bir eksiklik varsa buyursunlar getirsinler. Zaten kendilerinin yazdıklarını iddia ettikleri Kur’an meali Debbağzade Muhammed Ayın- tabî’nindir. Yani Antepli Mehmet Efendi’nin Kur’an mealidir.
Bu adamlar matematiksel hesaplar üzerinde durup, bunu bir münakaşa konusu yapmak istiyorlar. İnşaatlar buna muvaffak olamayacaklardır.
Bir de şuna dikkat çekmek istiyorum. Burada Alevî cemaatini tenvir ve ikna etmek, o kitabın satışına bir imkan sağlayabilmek için Alevî dedelerinden müteşekkil bir heyet tarafından yazıldı imajını vermek istiyorlar. Bu zatın bir kaç Alevî dedesi ile görüştüğü muhakkak. Fakat bu konuda yaptığım geniş araştırmalarıma dayanarak söylüyorum, çoğu Alevî dedelerinin Kur’an terminolojisi ile ilgili fazla bir bilgileri olduğunu tahmin etmiyorum. Ben bir Alevî kardeşiniz ve bir Bektaşi Demeği Başkanı olarak böyle aldatmaca şeyleri reddediyorum. Biz Kur’an-ı Kerim’in ilahi vahyine iman ve amel etmişiz. Bu inancın dışındaki insanların Alevîlikle hiçbir alakaları yoktur. Bunlar Alevî değildir diye bir yorum yapmak da istemiyorum ama Allah’ı, Muhammed’i, Kur’an’ı inkar eden ve ben Alevîyim diyen, Alevîliği bir yaşam tarzı, bir felsefe olarak yorumlayanlar Alevî iseler, biz İslâm dinini kabul ediyoruz desinler, Allah’ımız bir desinler, Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S.), kitabımız Kur’an-ı Kerim’dir desinler. Onları biz başımıza tac ederiz. Anadolu’nun çeşitli yörelerine baktığımızda, mesela bir İstanbul’u dikkate aldığımızda, İsevi’nin, Musevi’nin mezarları ayrıdır. Anadolu’nun 1200 yıllık geçmişinde, Alevînin, Sünnînin, Türkün Kürdün mezarları birdir, kıblesi birdir. Aynı mezarlıklarda yanyana yatmışız. Bunun dışındaki şeyleri kesinlikle kabul etmiyoruz. Biz hep kardeşiz diyoruz. Islâm’ın özünde Muhammedî nur ve ahlâk vardır. Tevhid inancı vardır. Allah’a iman etmek vardır. İnsana hürmet, değer verme, sevme vardır. İslam’da sevgi vardır. Kardeşlik, dostluk, engin hoşgörü vardır. Ve zorlama yoktur. Aksi faaliyetlerde bulunanların kazancı sadece hüsran olacaktır. Aklı selim galebe çıkacaktır.
Malatya Hacı Bektaş-ı Veli Derneği olarak ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
Biz dernek olarak Malatya’da büyük bir performansla kültürel hizmetler vermekteyiz. Malatya’da Alevî-Sünnî kardeşliği konusunda atılımiarımız, çalışmalarımız var. Neticesinde büyük bir sevgi yumağını oluşturduk. Bu arada Türkiye genelinde Alevîliği ateist bir felsefe ile, marksist bir ideoloji ile götürmek isteyen insanlara karşı da dernek olarak büyük bir mücadele vermekteyiz. Alevîliği Allah, Muhammed, Ali, Kur’an, Ehlibeyt, sevgi ışığı altında; bu inanç sisteminin dışına götürmek isteyen zihniyete karşı özveri ile mücadele vermekteyiz. Bu mücadelemizi de müsbet bilim çerçevesinde sevgi ve hoşgörüye dayalı olarak sürdürmek istiyoruz. Sürdürüyoruz da. Bu konuda da başarılı olduğumuza inanıyoruz.
Biz topluma hizmet vermeye çalışıyoruz. Allah’ın bize verdiği güç kadar, Islâm dinini, Kur’an-ı Kerim’i, Hz. Peygamber’i, Ehli beyti, cemaate, topluma ve bütün insanlığa gücümüzün yettiği kadar, imkanlar çerçevesinde anlatıyoruz. Bizim bu çalışmalarımıza tabiki karşı çıkan insanlar olacaktır. Herkesin bu düşüncelerimizi kabul etmesi mümkün değildir. Ama her türlü handikaplara rağmen biz çalışmalarımızdan yılmış değiliz. Bizim gayemiz, inanmayanlara Islâm dinini anlatmak, Hz. Peygamberin risalet ve nübüvvetini, onun sosyal hayatındaki büyük erdemlerini, faziletlerini topluma tanıtmak ve insanlığa adaptasyon olarak yerleştirmek, genç dimağlara anlatmaktır. Bu hizmetlerimizde de tek gaye Allah rızasıdır.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Buradan bütün Alevî kardeşlerimize sesleniyorum. Bizleri kamu nazarında küçük düşürüp, rezil etmek istiyorlar. Günümüzde Alevîliğin bütün problemleri çözüldü de sıra Kur’an’ın değişmesine mi geldi? Şöhret olmak için Alevîlerin zaafiyetlerinden yararlanarak uydurmasyon bu kitabı satıp üç beş kuruş menfaat sağlamak isteyen bu insanları şiddetle ve nefretle tel’in ederek kınıyorum. Zira Kur’an ve Ehli Beyt, kıyamete kadar baki kalacak, Kevser Havzasında yüce Peygamberimiz (S.A.S.) efendimizle birleşecektir.