Makale

MEVLİD KANDİLİ

MEVLİD KANDİLİ

LÜTFİ ŞENTÜRK / Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

Kamerî aylardan Rebiul-evvel’ln 12 nci gecesi, İslâm dünyasında "Mevlid Kandili" olarak kutlanır. Mevlid, Peygamberimizin doğumu demektir.
Bu yıl, bu kutlu gece 8/9 Ağustos 1995 gecesine rastlamaktadır.
Bu doğumla insanlık için yeni ve aydınlık bir devir açılmıştır.
Cenab-ı Hak insanoğlunu yaratmış, onu yalnız bırakmayarak Peygamberlerle teyid etmiştir. Bilindiği üzere ilk insan, aynı zamanda ilk Peygamber olan Adem aleyhi’s-selâm’dır. Hz. Adem’den itibaren kesin sayılarını ancak Allah Teâlâ’nın bildiği pek çok peygamberler gelmiştir.
İşte bu Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed (S.A.S.)’dir. Cenab-ı Hak onu son Peygamber olarak görevlendirmiş ve ona, insanoğluna son mesajı olan
Kur’an-ı Kerim’i indirmiştir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de onun son Peygamber oluşu ile ilgili olarak şöyle buyurulmuştur.
"Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirisinin babası değildir. Fakat 0, Allah’ın Resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilir."(1)
Peygamberimiz de, kendilerinin son peygamber olduklarını temsilî bir üslûp ile çok beliğ bir şekilde şöyle ifade buyurmuşlardır:
"Benimle Peygamberlerin benzeri, bir ev yaptırmış, tamamlayıp süslemiş de yalnız bir tuğlasını eksik bırakmış olan kimse gibidir. Bu durumda halk binaya girip gezmeye başlarlar ve eksik bırakılmış yeri görüp hayret ederek: Şu bir tuğlanın yeri boş bırakılmamış olsaydı derler, işte ben o yeri boş bırakılan kerpicim, ben Peygamberlerin sonuyum."(2)
Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimizin gönderildiği müjdelenirken: "Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. Çünkü o size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir."(3) buyurulur.
Gerçekten Peygamberimiz yalnız aile fertlerine, akraba ve dostlarına değil bütün insanlara ve canlılara son derece şefkatli ve merhametli idi. Çünkü Cenab-ı Hak onun gönlünü merhametle doldurmuş, alemlere rahmet olarak göndermişti. Kur’an-ı Kerim’de kendisine şöyle hitap edilmektedir: "Ey Peygamber, Biz seni gerçekten bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı, Allah’ın izniyle bir dâvetci ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik."(4)
İnsanlık tarihinde en büyük değişikliği gerçekleştiren Peygamberimiz, Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’de bütün başarılarının esasını teşkil eden üstün ahlâk ile tavsif edilmiş, "Elbette sen yüce bir ahlâka sahipsin" (5) buyurulmuş-tur. Bir insanda bulunması düşü-nülebilen güzel huyların hepsi onda toplanmıştı. Daha peygamber olarak görevlendirilmeden önce gençliğinde halk arasında "El-Emîn-güvenilir" kimse olarak tanınmıştı. Kendisine Hira Mağarasında iken ilk defa Cebrail aleyhi’s-selâm adındaki melek gelip Peygamber olarak Cenab-ı Hakkın kendisini görevlendirdiğini bildirdiği zaman, Peygamberimiz dehşete düşmüş, korkudan titreyerek eve dönmüş ve durumu eşi Hz. Hatice’ye anlatarak "Kendimden korktum" demişti. Bunun üzerine Hz. Hatice kendisine: "Öyle deme, Allah’a yemin ederim ki Allah hiç bir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabana bakarsın, işini görmekten âciz olanların ağırlığını yüklenirsin, yoksula verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın, misafiri ağırlarsın. Hak yolunda meydana gelen olaylarda halka yardım edersin." demiştir (6).
Peygamberimiz yaşadığı hayat ile telkin ettiği esaslar arasında tam bir ahenk mevcut idi. 0, başkalarına söylediklerini önce kendisi yaşardı. Başkalarına öğrettiği edep ve ahlâk kurallarını en mükemmel şekilde kendisi uygulardı.
Diğer dinlerin mensupları, dinlerinin kurucularının ferd ve toplum hayatına yön veren ahlâk kuralları hakkındaki görüşlerini sözlerinde araştırırken, biz müslümanlar bu hususta Peygamberimizin hayatını inceleriz. Kur’an-ı Kerim’de konu ile ilgili olarak: "Andolsun ki sizin için Resulullah’da pek güzel bir örnek vardır."(7) buyurulmuştur.
Yani Peygamberimiz dinin ve ahlâkın teorik kısmını tebliğ etmekle yetinmemiş, gerek savaş ve gerek barış zamanında fiil ve uygulamalarıyla ve bütün incelikleriyle güzel bir ders ve örnek vermiştir. Esasen Kur’an-ı Kerim’de inananlar bu konuda uyarılmış ve: "Ey mü’minler niçin yapmayacağınız şeyi söylüyorsunuz."(8) buyurulmuştur.
Gerçekten Peygamberimiz ahlâk ve fazilet örneği idi. Onun hayatını inceleyenler bunu rahatlıkla göreceklerdir.
Tereddütsüz söyleyebiliriz ki, bugün hak, adalet ve ahlâk adına sahip olduğumuz her şey O fazilet güneşinin esiridir. Bu gün insanlık öğrenebileceği her şeyini Rebiul-ewel’in’12 nci gecesinde doğan O eşsiz insana, O Allah’ın en sevgili kuluna, en son ve en büyük peygambere borçludur.
İşte bu bakımdan onun doğumu insanlık için büyük önem taşımaktadır.
Tarih boyunca Mevlid Kandilleri İslâm dünyasında büyük sevinç ve heyecanla kutlanagelmiştir.
Peygamberimizin doğumunu anmak, kandil simitleri dağıtmak demek değildir. Asıl onun doğumunu anmak, fazilet dolu hayatını hatırlamak ve onun sünnetine uyma azmini tazelemektir.
Salât ona selâm ona, her türlü tahiyyat ve ihtiram ona olsun.
Bu duygularla değerli "Diyanet Aylık Dergi" okuyucularının ve bütün müslüman kardeşlerimizin Mevlid Kandillerini kutluyorum.
Bu kandili huzur ve barış içerisinde kutlama imkânından yoksun olan Bosna-Hersek, Karabağ, Çeçenistan ve diğer yerlerdeki müslüman kardeşlerimizin de kurtuluşlarına vesile olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyorum.

(1) Ahzap:40.
(2) BuhSrt, Menakıp, 18.
(3) Tevbe:128.
(4) Ahzap: 45-46.
(5) Kalem: 4.
(6) Buhâıî, Bed’u’l-vahy, 1.
(7) Ahzap: 21.
(8) Saff:2.