Makale

İctimaî bir yorum, İnsanî bir tahlil: STİSMAR” ÜZERİNE

Abdullah Ceyhan
Dini Yayınlar Dairesi Başkanı

İctimaî bir yorum, İnsanî bir tahlil:

STİSMAR” ÜZERİNE

İstismar, insan hayatının her döneminde ve her konuda geçerli, gayr-ı ahlâkî bir davranış biçimidir. Başkalarının zaafından kaynaklanan boşluklar sebebiyle, becerikli kişiler bu gayr-ı ahlâkî davranışı kolaylıkla gerçekleştirirler.
Her dönem ve her konuda geçerli olan istismar, zaman dilimleri içinde tezahür olarak farklılıklar gösterir. Kişilerin becerisine göre de,küçük farklılıklar arzeder.
Yaratıklar içerisinde insan kadar karizmatik ruh ve şekil yapısına sahip, başka bir canlı yoktur. Ne zaman öfkeleneceği, ne zaman sevineceği pek belli olmaz. Bir kısım insanın sevindiği olaylar karşısında, bazıları öfkelenebilmektedir. Sevinç ve elemin bütün bir toplumda tezahürü, ancak ortak kültür ve değerlerin toplum fertlerinde müşterekleşmesinden sonra mümkündür. Ama bu müştereklik kolay kolay sağlanamaz.
Eğer cemiyetler, müşterek değerlere sağlıklı bir şekilde sahip değillerse, değişik araz ve ruhî hastalıklar kendisini gösterir. Kişilik bozuklukları yanında, ahlâkî çöküntü toplumda felâket halini alır. Doğruluk ve dürüstlük çağdışı, samimiyet ahmaklık olarak algılanmaya başlandığında, iş bitmek üzeredir. Köklü tedbirler alınmalı, bütün bir milletin eğitim ve öğretimi yeniden gözden geçirilmelidir. Aksi takdirde, istismar, başkala- nnı kandırma, haksızlık, haram kazanç, zayıfların ezilmesi, kuvvetli ve güçlülerin baskı unsuru olması gibi bozukluklar çoğaldıkça çoğalır. Yargı organları ve idareler adaleti yerine getirme konusunda âciz kalırlar. Adaletin olmadığı toplumlar yıkılmaya namzettir.
Kişi zaafları, istismarın en önemli odak noktalarından birisidir. Medhedilmekten hoşlanan kişiye, o noktadan yaklaşabilenler, istediklerini gerçekleştirebilirler. Zira kişinin zaaf noktası tesbit edilmiştir. Bu kişi siyasî bir otorite veya idareci ise, yaptığı her işin iyi olduğuna, herkes tarafından sevildiğine, usta aktörierce kolayca inandırılır. Gerekirse iyi iş yaptığı, bütün insanlar tarafından sevildiğinin belgeleri bile temin edilir. İşi gücü takdir edilme, övülmeden zevk alma, etrafında pervane olunma, medhedici söz duyma olan bu türden
insanlar, çok hata ve yanlışlıklar yaparlar. Böylesi kişiler tenkit ve eleştirilere de kapalıdırlar, tahammülleri hiç yoktur. İstismarın en kolay yapıldığı ortam, bu ortam, kişiler de bu kişilerdir.
Para ve sen/ete düşkün olanlara da, aynı noktadan hareketle yaklaşılmaktadır. İstismarcılar bu durumda bir verip, iki almayı hedeflerler. Bu arada başkaları bu faturaya hiç bir günahları yok iken ortak edilmiş olur. Vergi kaçırma, rüşvet verme ve alma, bu zaafın ürünüdür. Ayrıca para ve servete aşın düşkün olanlar, ha- yı r yapma hususunda çok katıdı dar.
Kadın, içki ve benzeri zaafları olan insanlara da, istismarcılar kolayca nufûz edilebilirler. Yol aynı yol, takip edilen strateji aynı stratejidir.
Bütün bunlara ilave olarak, en çok istismar edilen, istismar edilmeye müsait başka bir konu da, mukaddes bilinen din, vatan, bayrak, sancak, hürriyet gibi mefhumlardır.
Mahşerî vicdanın ayağa kaldırılması, toplumsal psikolojinin harekete geçirilmesi, daha çok mukaddes mefhumları istismar etmek suretiyle mümkün olabilmektedir. Onun için bu istismar sahası çok sık kullanılır. Toplu karışıklıklar, çatışmalar, yakıp yıkmalar meydana gelir. Bazıları bu tür kargaşa ve çatışma ortamlarının belli provokatör ajanları tarafından meydana getirildiğini söylerler. Ancak anlatmak istediğimiz bu değildir. Ajanlann oyunlarıyla gerçekleşen olaylarda, bir planlama ve elde edilmesi hedeflenen bir amaç vardır. Bu amaç ya üstünlük kurmak veya zarar vermektir. Yakıp yıkma, üstünlük kurma, zarar verme, planlanan hareketlerde bütün bir toplumu içine alır. Kaldı ki, istismarda menfaat temini, başkalarını aldatma ve kandırma söz konusudur. Daha doğrusu ferdîdir. İnananla inanmış görünme, inanmayana karşı inançsız olabilme, vatan ve bayrağı sevmediği halde, sevenlerle birlikte hareket etme iki yüzlülüğü kişiye ait zaaflardan olup, anlatılmak istenen bu davranışın zararlarıdır. Fertleri teker teker ilgilendirir. Cemiyetin ahlâkî yönden bozulmasına yol açar.
Güzel meziyetlere sahip, dürüst, herkese aynı ölçüde yaklaşan kişilerin veya idarecilerin istisman, bahsimizin diğer önemli bir konusunu teşkil etmektedir. Zira bir kısım insana göre idareci, despot, asık suratlı, kibirli olur. Onun bunun derdi kendisini hiç ilgilenmez.
Bazıları ise, tasavvur ettiği idareciyi müşfik, arkadaş, dost olarak görmek ister.
Toplamda az da olsa böyleleri vardır. Fakat her fırsatta istismar edilir.
Her iki insan tipinde ve düşüncede yanlışlıklar vardır. Ama ortak nokta nasıl bulunur, istismar nasıl önlenir? Bilemiyorum. Galiba tek çare, İslam’ı iyi bilmek, iyi insan olmaktır.