Makale

İLK MECLİS VE DİN ADAMLARI

BAŞYAZI

İLK MECLİS VE DİN ADAMLARI

Mehmet Nuri YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı

Birinci Dünya Savaşından sonra yapılan Türk Milli Mücadelesi; imanın; hürriyet, istiklâl, birlik, beraberlik, fedakârlık ve gayret şuurunun, emsaline ender rastlanır numunelerinden birisidir. Bu mücadele, bir çok millete; istiklâllerini, bağımsızlıklarını kazanma yolunda örnek olmuştur.
Bu büyük mücadelenin kazanılmasında, 23 Nisan 1920 tarihinde açılan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun, rahmet ve şükranla andığımız değerli üyelerinin üstün gayret ve fedakârlığı yatmaktadır. TBMM, Anadolu ve Trakya’nın atan kalbi, düşünen beyni, içine düşülen karamsarlığın, Cenab-ı Hak’tan sonra en büyük ümit kaynağa olmuştur.
İlk Meclisin gerek teşek-1 külünde ve işletilmesinde, gerekse Anadolu halkı ile bütünleşmesinde din adamlarının rolü büyük olmuştur. Meclis üyelerinin yaklaşık 1/6’sını hocalar teşkil ediyordu. Din adamları bir yandan Meclis’te görev ve sorumluluk yüklenirken, diğer yandan halkı şuurlandırıyorlardı.
Milli mücadele, meşru ve haklı bir davanın, daha Türkçesi, varolmanın mücadelesidir. O günlerde Türk Milleti için, dinî terimi ile, umumi bir "nefir" hali, yani vatanı istila edilmiş hali sözkonusu idi. Bu şartlarda cihad yapmak bütün toplum fertlerine farzdı; yani farz-ı ayındı.
Anadolu insanı, benliğine sinmiş olan bu ilâhî emre uydu ve genci-ihtiyarı, erkeği-kadınıyla mücadeleye başladı. Her meslek erbabından olduğu gibi hocaların da mücadeleye büyük katkısı ve desteği olmuştur. Mali ve fiili katkılarının yanında, esas önemli katkıları, halkımızın mücadeleye ruhen, manen, îmanen hazırlanmasında olmuştur.
Başka bir ifade ile, bir ibadet, hem de farz bir ibadet olan cihad konusunda halkı uyarıyorlar ve teşvik ediyorlardı. Cihad, Yüce Allah’ın mübarek saydığı değerleri Allah rızası için korumak ve savunmak, gerekirse onlar uğruna, muharebe dahil her türlü mücadeleyi yapmaktır. Evet, gerektiğinde şehid olmak, gazi olmaktır.
Yüce Allah’ın korunmasını istediği değerlerin başında insan hayatı, hürriyeti, vatanı, şerefi, ırz-namusu, hak-hukuku ve benzerleri yer almaktadır. Cenab-ı Hak müslüman-lardan, bütün bu değerleri telkin eden ve sahip çıkılmasını isteyen İslâm Dininin korunmasını da istemiştir. Bütün bu değerler uğruna, Allah rızası için yapılan cihad, namaz gibi bir ibadettir.
Sevgili Peygamberimiz, insanın nefsani arzuları ve şeytanı ile mücadele etmesini "büyük cihad", dışarıdan gelen ve müslüman bir toplumu ve onun değerlerini tehdit eden bir tehlikeye karşı savaşmayı "küçük cihad" olarak tarif etmiştir. Buna göre, büyük cihad, daha Türkçesi "ibadet" ederek, "iyilik" yaparak gerçekleştirilen cihad, süreklilik arzederken, küçük cihad de-vamlılık göstermemektedir.
İki cihad türü arasında çok sıkı bir alâka bulunmaktadır. Fertleri, "büyük cihad") tahakkuk ettiremeyen toplumlar, "büyük cihad’ı başaramazlar. Milli mücadele, önce büyüğünü, sonra muharebelerini başarmanın çok güzel bir misalidir. O dönem hocaları, bir taraftan asırlar boyunca devam edegelen toplumda büyük cihadın gerçekleştirilmesini hızlandırmışlar, diğer taraftan milli mücadeleye, fiilen örnek olmak suretiyle, mal ve canlarıyla katılmışlardır.
O günün İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi, Manisa Müftüsü Alim Efendi, Edremit Müftüsü Hafız Cemal, Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi, Erzurum’da Hoca Raif Efendi, Yozgat’ta Müftü Ahmet Hulusi, Edirne Müftüsü Mestan Efendi, Ankara Müftüsü M. Rifat Börekçi (Daha sonra ilk Diyanet İşleri Reisi olmuştur), Maraş’ta Sütçü İmam bunlardan sadece bir kaç misaldir.
Son zamanlarda, bazı çevreler, hatta terörist mihraklar, pek çok değeri olduğu gibi, mübarek cihad kavramını da istismar ederek, kendi gayr-i meşru gayeleri yolunda kullanmaya çalışmaktadır. Bu tür anlayışlar ve hareketler karşısında halkımızın dikkatli olmasını ve bugün sahip olduğumuz nimetlerde, ilk TBMM ile Milli Mücadelenin rolünü iyi bilmesini, bugünkü duruma hangi şartlardan gelindiği konusu üzerinde düşünmesini istiyorum.
Dergimizin bu sayısında "Gündem", ağırlıklı olarak, "İlk Meclis ve Din Adamları" ko-nusuna ayrılmıştır. Yayınımızın amacına ulaşmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.