Makale

ELMALILI KÜÇÜK HAMDİ EFENDİ

Ölüm yıldönümü dolayısiyle:

ELMALILI KÜÇÜK HAMDİ EFENDİ

İslâm İlim âleminde ve Türk Müfessirleri arasında (KÜÇÜK HAMDİ) ünvaniyle şöhret bulan bu değerli İlim adamımız, bundan 22 yıl önce, ebedî âleme göç eylemiş ve Allah’ın rahmetine kavuşmuştur,

Ölümünün yıldönümü dolayısıyla Küçük Hamdi Efendinin hayatından ve eserlerinden kısaca bahsetmeyi bir borç sayıyoruz.

Küçük Hamdi Efendi, 1878 yılında, Antalya’nın Elmalı İlçesinde doğ­muştur. Babası Numan Efendi dâhil, âilesinden bir çok kişiler, ilim sahibiy­di. Yani Hamdi Efendi, baba ve anne taralından okumuş bir aile çocuğuydu. Numan Elendi Yazır Köyünden olduğu için, Hamdi Yazır, lakabı oradan ge­liyor.

Hamdi Efendi, ilk İlmî terbiyeyi âilesinden almıştı. İlk ve orta tahsilini Elmalı’da ikmal edince yüksek tahsil için İstanbul’a gitti. Elmalı’da iken Kur’ân-ı Kerîm’i hıfzetmiş, Arapça ve fıkıh öğrenmişti. İstanbul’da Kayseri’li meşhur Mahmut Hamdi Efendi’nin derslerine devam ederek icazetname al­mıştır. İki Hamdi Efendi’yi birbirinden ayırmak için Kayserili’ye (Büyük Hamdi), Elmalılı’ya (Küçük Hamdi) denmiştir.

Küçük Hamdi Efendi, 1905 tarihinde ruus imtihanına girerek, üstün ba­şarı göstermiş ve Bâyezid Camiinde derse çıkmıştır. Aynı zamanda, Mekteb-i Nüvvab’a devam etmiş, orayı da birincilikle bitirmiştir. Bu arada kendi ken­disine Riyaziye, Felsefe, Edebiyat tahsil etmiş, Fıransızca öğrenmiştir. Hamdi Efendi’nin yazı sanatına da merakı olduğunu, zamanının hattatlarından Sâmi ve Akif Efendilerden ders aldığını, sülüs, nesih ve talikte güzel eserler meydana getirdiğini öğreniyoruz.

İlk olarak 1906 da Meşihat Mektubî Kaleminde görev aldı. Meşrutiyetin İlânı üzerine Antalya Mebusluğuna seçilen Hamdi Efendi, hocalığına da de­famla : «Mülkiye-i Şahâne’de, Usûl-ü Fıkıh; Evkaf Mektebinde, Ahkâm-ı Ev­kaf; Mekteb-i Nüvvab’da, Dürer ve Ahkâm-ı Evkaf; Süleymaniye Medrese­linde Mantık derslerini okutmuş, 1922 yılında Evkaf Nazırlığına tâyin edil­miştir. Evkaf Nâzırlığından Ayan Azalığına seçilen Hamdi Efendi, bundan sonra ayrı bir vazife kabul etmiyerek ilmi! çalışmalarına koyulmuş, nihayet 27 Mayıs 1942 yılında vefat etmiştir. Mezarı, Sahrâ-i Cedid Kabristanlığındadır, Allah gani gani rahmet eylesin.

Hamdi Efendinin eserleri:

(Metalib ve Mezahib): Bu eser, aslında Paul lanet’ten bir tercümedir. Fakat, merhum, birçok İlâve ve açıklamalarla onu tamamlamıştır.

(Hak Din i - Kuran Dili) adındaki, 9 cildlik tefsir kitabı çok meşhurdur. Bu tefsir, başlı başına bir hazinedir. Tefsir alanında başvurulacak başlıca kaynaklardan biridir. Bu eseri bile, onun ismini dâima rahmetle anmağa vesile olacaktır.

Kendisi, bazı eserlerinin Fâtih yangınında yandığım söylemiştir. Bun­lar arasında: Fıkıh Kamusu çok Önem taşıyormuş. Süleymanîye Medresesin­de talebelerine, Fransızcadan çevirip okuttuğu Mantık Kitabı da dikkate şa­yandır.

Hamdi Efendinin şahsiyeti ve eserleri hakkında çok şey yazılabilir. Fa­kat, biz, birkaç nokta üzerinde duracağız. Merhum, İslâmî ilimlerde olduğu gibi, diğer ilimlerde de geniş bir bilgiye sahipti. Şarkı ve Garbı iyi İncelemiş iyi anlamıştı. Eserlerinde ve derslerinde bu özelliği bulmak mümkündür. Ken­di kanaat ve kararlarına büyük îtimâdı vardı. İslâm idealine ve millî rûha şuurlu bir şekilde bağlıydı, insanların dalaletten kurtulmasında, İslâm Dini’nin en büyük rolü oynayacağına inanıyordu. Eserlerinde, tasavvufa meyli ol­duğu ve fakat kendisini ona kaptırmadığı görülür. Güzel yem sanatına, ede­biyata olan ilgisi, rûhen inceliğini gösterir.