Makale

I. AİLE ŞÛRASI

AİLE
CEMİYETİN
TEMELİDİR.
AİLENİN
TAHRİBİ.
CEMİYETİN
TAHRİBİ
DEMEKTİR.

I. AİLE ŞÛRASI
"Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı" tarafından düzenlenen I. Aile Şurası, 17-20 Aralık 1990 tarihlerinde Ankara’da toplandı.
Şûrada Kurum Başkanı Dr. Necmettin TÜRİNAY, Devlet Bakanı Cemil ÇİÇEK ve Başbakan Yıldırım AKBULUT birer konuşma yaptılar.
Yaklaşık 90 bildirinin tartışıldığı Şûrada Türk aile yapısı çeşitli yönleriyle incelendi ve 7 ayrı rapor hazırlandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, şûraya "Türk Aile Yapısında çözülme Belirtileri" konusunda bir rapor verdi.
Raporun kısa bir özetini aşağıda sunuyoruz:
"Türk aile yapısı, millet yapısının temelidir. Aile müessesesi sağlamsa, millet yapısı da o ölçüde sağlamdır.
Aile kurumunu korumaya müteveccih tedbir ve çalışmaların topyekûn millet hayatımızı takviyeye yönelik çalışmalar olduğunda şüphe yoktur.
Şehre akın ve çarpık şehirleşme sebebiyle an’anevi büyük aile çözülmeye başlamıştır. Geçim sıkıntısına çare olarak kadın emeği iş piyasasına sürülmüş, ancak bunun aile içerisinde ortaya çıkaracağı ailevi, sosyal, psikolojik problemlerin çaresi önceden düşünülmemiştir. Batı’da kadın emeği iş piyasasının içindedir ama ortaya çıkan boşluğu dolduracak tedbirler de alınmıştır. Fakat bizde hiçbir destekleyici tedbir alınmadan kadın, evi ve çocukları ile işyeri arasında adeta ikiye bölünmüştür.
Bunun sonucu olarak ailede anne otoritesi ve onun düzenleyici fonksiyonu sarsıntıya uğramıştır. Ailede anne otoritesi ve onun düzenleyici fonksiyonu sarsıntıya uğrayınca, eş ve çocukların aile kurumu içerisindeki rollerinde de olumsuz değişiklikler ortaya çıkmıştır. Kocanın kutsal sayılan aileye bağlılığı zayıflamış, çocuklarda anne-baba otoritesine karşı gelme duygulan giderek artmıştır.
Aile bugünkü şartlarda çocuğun eğitimi ile meşgul olamamaktadır. Aile çocuğun eğitimini okula bırakmıştır. Sağlığını hastanelere, zevklerini çalışma yerlerine, harcama yetkisini devlete bıraktığı gibi.
Bu şartlar altında anne-babanın birbirleriyle ve her ikisinin çocuklarıyla olan geleneksel aile bağlarında gevşeme ve yer yer de çözülmeler başlamıştır. Babanın eş ve çocuklarına ayırdığı zaman, annenin eşi ile olan müessesevî organik irtibat, çocukların anne-babadan aldıkları manevî moral ve terbiye azalmıştır.
Bu çözülmenin sebepleri arasında şüphesiz basılı ve görüntülü neşriyatın, özellikle günlük basın ve televizyonun olumsuz tesirleri vardır. Bu yayınlarda lüks hayat özendirilmekte; cazip tüketim mallan, "Tüketim fırtınası" denilen şiddetli iştiyaklara dönüşebilmekte; fuhuşa kadar varan davranış sapmalarına sebep olmaktadır. Televizyonda yayınlanan yabancı dizilerde nikâhsız ve çok erkekli yaşamanın biteviye sergilenmesi de, gelişme çağındaki nesiller üzerinde bugün için fark edilmeyen olumsuz izler bırakmaktadır. Henüz karakter yapısı oluşmamış, üç-beş yaşındaki çocuklarımız, kendilerine televizyondan başka bir şey veremediklerimiz (televizyon çocukları) için bu tahribat ileride korkulur ki, değişik karakterler oluşturacaktır.
Polis istatistikleri, sosyolojik araştırmalar bu tür özendirmelerin, daha bugünden aile bütünlüğüne yönelik tahribatını ortaya koyacaktır.
Bunun bir örneği fuhuş konusudur. Bu konuda yapılacak bir araştırma, korkulur ki, bizi üzecek sonuçlar gösterecektir.
Ne acıdır ki, bazı Türk kadınlarının yabancı erkeklerle evlenmesi yetmemiş, ana olarak, bacı olarak baştacı ettiğimiz, mübarek Türk kadınının yüzkarası, ahlaken tefessüh etmiş bazılarının nikâhsız yaşantılarının gazete ve televizyonda biteviye reklâmları yapılmaktadır.
şimdi o da yetmemiş, Bulgaristan’da Türk soydaşlarımızın isimlerinin değiştirilmesini milletlerarası forumlarda şikâyet konusu yapan ülkemizde bazı aileler çocuklarına yabana isimler koymaya başlamışlardır.