Makale

ÇOCUKLARIMIZI ANLAYABİLİYOR MUYUZ?

ÇOCUKLARIMIZI ANLAYABİLİYOR MUYUZ?

Fatma ALPASLAN

Sevgili Hanımlar; çoğumuz anneyiz ve çocuklarımızla çatışmalar yaşadığımız, onlarla konuşurken anlaşamadığımızı düşündüğümüz, iletişim kuramadığımız anlar olmuştur mutlaka. Değişen toplum ve eğitim metodları ile ailemizden aldığımız geleneksel yöntemler arasında bir orta yol vardır diye düşündük, onu bulalım istedik.
Kendimizden; anne kavramından başlayalım dilerseniz. Hepimizin zihnine “ideal anne” olarak, sabırlı, hoşgörülü, sevecen, fedakâr, güleryüzlü, daima çocuklarını düşünen, onlar için hiçbir zahmetten kaçınmayan, bundan şikayet etmeyen, çocuk bakımı, sağlığı, psikolojisi... hakkında pek çok şey bilen “Canım Annem” şiirlerindeki süper kadınlar gelir mutlaka. Peki tüm bu niteliklere aynı anda sahip kaç anne tanıyoruz çevremizde!?...
Bu beklentileri çoğu zaman hayata geçiremeyen - ve bu durumda desteksiz kalabilen- biz anneler kendimizi başarısız, huzursuz ve suçlu hissederiz. Ancak hatırlamak gerekir ki anne de olsak sonuçta hepimiz insanız. İnsan olduğumuzu; hata yapabileceğimizi, her an aynı duyarlılıkta, vericilik- te olamayacağımızı, her şeyi en mükemmel şekilde yapamayacağımızı kabullenerek başlayabiliriz “anne / babalık sanatını öğrenmeye. Anne / baba diyoruz, çünkü annelik beklentilerini sadece kadının omuzlarına yüklemenin hem haksızlık, hem çocuk eğitimi açısından eksik olduğunu görebiliyoruz artık. Öğrenilebilir olan bu sanat için küçük, pratik çözümler sunarak anne / babalara faydalı olmayı hedefledik. Zaman zaman ufak reçeteler halinde vereceğimiz, ama çocuğunuza ve ortama göre esnetebileceğiniz tavsiyelerimiz olacak. Şunu da unutmayalım ki hiç bir ilaç kullanıldığı anda etkisini göstermez, iyileşme zaman ister.
Yeter ki anne / baba birlikte, bıkmadan, sabırla, kararlılıkla üstünde durabilsinler.
NASIL DAVRANIYORUZ?
- Amma sulu gözlüsün, kedi kayboldu diye ağlanır mı? Nasıl olsa gelir.
- Ne korkaksın. Kendi evinde karanlıkta korkmak da neymiş?
- Dikkat etmiyorsun, sonra da problemi çözemiyorum diyorsun.
* Yukarıda anne / baba çocuğun duygularını inkar edip, kendi duygu ve düşüncelerini çocuğa kabul ettirmeye çalışmakta- dır;çocuğu duymamaktadır. Oysa bu durum, çocukta da anne / babada da ileriki iletişimlerini de etkileyecek olan kızgınlık, öfke gibi duygulara yol açar.
NASIL DAVRANALIM?
- O kediyi çok seviyorsun, gelmeyecek diye üzülüyorsun. Canım yavrum.
- Karanlık ürkütücü geliyor, istersen küçük bir ışık koyalım araya.
- Hımm. Çözülmesi zor bir problem gibi görünüyor. Yardım etmemi ister misin?
* Yukarıdaki cümlelerle kendimizi çocuğun yerine koyarak, onun ne kadar üzü- lebildiğini, korkabildiğini anlamış, onu duymuş olduk.
*Çocuğun bizden ayrı ve farklı olabileceğini; sınırlarının, yeteneklerinin, duygu ve düşüncelerinin bizim gibi olmayabileceğini kabul ettik.
* Çocuğun yaşının icabı bazı davranış ve duygularının gelip geçici olduğunu düşünerek bunların üzerinde ısrarla durup, çocuğu suçlamadık.

Kaynak : Leyla Navaro, Beni Duyuyor musun?.