Makale

HZ. PEYGAMBERİN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR

İhsan ÖZKES / Üsküdar Müftüsü

HZ. PEYGAMBERİN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR

Hassan b. Sabit:

Ben sözlerimle Muhammed (s.a.s.)’i övmedim.
Ancak, Muhammed (s.a.s.)’i zikretmekle sözlerimi medhettim." demektedir.

Allah (c.c.), sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) için, “Şüphesiz sen, muazzam bir ahlak üzeresin.”(1) buyurmaktadır. Allah onun ahlakının üstünlüğünü, Kur’an ayetiyle tescil etmektedir. Çünkü onu Allah (c.c.) özel bir eğitimden geçirmiştir. Peygamberimiz (s.a.s.): “Beni Rabbim terbiye etti ve en güzel şekilde terbiye etti.(2)1 buyurmuştur.
Hz. Adem’den Peygamberimiz (s.a.sj’e kadar gelen her peygamber güzel ahlak sahibi idi. Bu peygamberlere inananlar da güzel ahlak sahibi idiler. Çünkü her peygamber; sıdk, emanet, fetanet, ismet ve tebliğ sıfatlarını taşıyorlardı. Ama bizim Peygamberimiz (s.a.s.)’in ahlakı en doruk, en üst zirveye ulaşmıştır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.) bu durumu: “Ben ancak, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.”(3) buyurarak açıklar.
Hz. Aişe (r.a.) Peygamberimiz (s.a.s.)’in ahlakı sorulduğunda “O’nun ahlakı Kur’an idi.”’(4) diye cevap vermiştir. Bu nedenle bazı kimseler "Eğer Kur’an canlanıp, dirilecek, bir canlı halini alacak olsaydı; Kur’anın içinden Muhammed (s.a.s.) çıkardı.” demişlerdir. Çünkü o, Kur’anı yaşıyordu ve Allah’ın ahlakını yansıtıyordu.
Onun davranışları birer model, birer örnektir. Her yaşta, kadın-erkek için örnektir. Allah [c.c.]: “Andolsun Allah’ın elçisinde sizin için Allah’ı ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için, uyulacak en güzel bir örnek vardır.”(5) buyurmaktadır. Onu örnek alan, onu kendisine model seçen, onun yaptığını yapan, asla 1 pişman olmaz. Çünkü onun davranışları ilahi desteklidir.
Peygamberimiz (s.a.s.], kendisini izleyip model kabul edenleri ve kıyamete kadar model kabul edecekleri tebrik ederek: “Beni görüp bana iman edenlere ne mutlu! Beni görmediği halde bana iman edenlere de ne mutlu!"(6) buyurmuştur.
Onun en belirgin çizgilerle motiflenen yönü ise rahmet ve şefkat cephesidir.
Allah (c.c.): “(Ey Muhammedi) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.”(7) ve “Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın, eğer kaba, katı, yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi.”(8) buyurmuştur. Peygamberimiz de: “Ben rahmet olarak gönderildim, lanet isteyici olarak değil.”(9) buyurmuştur, onun rahmet ve şefkati; hoşgörüsü ve bağısı sınırsızdır. Bir sahabinin, “kaç defa affedeyim?” sorusuna “Günde yetmiş defa”’(10) buyurmuştur.

Çocuklara Yönelik Davranış Modellerinden Bazıları
O, mübarek ellerini ve dizlerini yere koyuyor, torunları Haşan ve Hüseyin (r.a.)’ı sırtına alıp hane-i saadetlerinde gezdiriyor ve: “Sizin bineğiniz ne güzeldir, siz ikiniz de ne güzel yüklersiniz.”(11) buyuruyordu. Bu davranışı ve sözleri, dede torun ilişkisinde ne güzel modeldir.
Çocuklar arasında çeşitli spor yarışmaları düzenlerdi. Bir defasında da koşu yarışı yaptırıyordu. Çocukları belli bir noktada hizaya dizmiş, kendisi de yarısın sona ereceği çizgide durmuş ve ilk gelenlere hediye vereceğini ilan etmişti. o kadar ki, ilk gelenler, Peygamberimiz (s.a.s.)’in mübarek vücuduna dokunuyorlar, yarışta ilk olduklarını gösteriyorlardı. Hatta Peygamberimiz (s.a.s.)’in üzerine sıçrayanlar, tırmananlar bile oluyordu. Peygamberimiz (s.a.s.) de onları öpüyor ve hediyelerini veriyordu.(12)
Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir: “Ben ve Rasulullah (s.a.s.) koşu yarışı yaptık. Hatta insanlardan birisi bizi görür endişesiyle evlerin aralarına gizlendik.”(13) Peygamberimiz (s.a.sj: "Ben namaza duruyor ve onu uzun kılmak istiyorum. Sonra bir çocuk ağlaması duyuyorum. Annesinin ona duyacağı heyecanı bildiğim için hemen namazı hızlıca kılıp bitiriyorum.”(14) buyurmuştur.
O, çocuklara selam veriyor, onlara değer veriyordu. Turfanda meyveleri ilk önce onlara ikram ediyordu. “Kimin çocuğu var ise; çocuğu ile çocuklaşsın.”1151 buyuruyordu. Bir adam Rasulullah (s.a.s.]‘ın yanında oturuyordu. Bu sırada adamın erkek çocuğu çıka geldi. Adam çocuğu öpüp dizlerine oturttu, □aha sonra adamın kız çocuğu geldi. Adam onu da yanına oturttu. Rasulullah (s.a.s.), adamı “Niçin ikisini bir tutmadın”(16) diye kınadı.
“Allah’dan korkun, çocuklarınız arasında adaletli davranın.”(17)
“Şüphesiz ki Allah (c.c.), çocuklarınız arasında öpücüklerinizde bile, eşit davranmanızı sever.”(18). “Bağış ve ihsanlarda çocuklarınızın arasını eşit tutunuz. Eğer ben birisini üstün tutacak olsaydım kızları üstün tutardım.”’(19) buyurmuştur.
Kalbinin katılığından şikayetçi olan bir adama “Yetimin başını okşa ve fakiri doyur”.(20) buyurmuştur. Enes. (r.a.) “Rasulullah (s.a.s.) Ensarı ziyaret eder, Ensar çocuklarına selam verir ve onların baslarını okşardı.”’(21) demiştir.

Gençler İpin Bir Kaç Model
Peygamberimiz (s.a.s.) gençliğinde “Muhammed’ül-Emin” lakabını almıştı. Kendisine güvenilir, itimat edilir anlamında “Emin” vasfını peygamber olmadan önce taşıyordu.(22)
Bir “sosyal yara”nın ifadesi olarak “Bu zamanda kimseye güvenmeyeceksin.” sözü yaygındır. Günümüz insanın en önemli ihtiyacı güven (emniyet] dir. Sözünde duran, yalan söylemeyen, dürüst insanlar toplumların özlemidir.
İslam’ın ilk günlerinde Peygamberimiz (s.a.s.) Mekkelileri Ebu Kubeys tepesine çağırdığında: "Şayet ben sizlere su tepenin ardında, şehri istila etmek isteyen bir düşman ordusu gelip karargâh kurmuş desem, bana inanır mısınız?’” diye sordu. Onlar: “Sen asla yalan söylemezsin, senin söyleyeceğin her şeye inanırız.” dediler. Bunu söyleyenler arasında Ebu Lehep ve Ebu Cehil bile vardı.(23)
Söylediklerine inanılmayan kimselerin dini söylemlerine rağbet olmayacağı açıktır.
Peygamberimiz (s.a.s.), Abdullah İbn Ebi’l-Hamsa ile bir yerde görüşmek için sözleşti. Abdullah bu randevuyu üç gün sonra hatırlayabildi. Derhal buluşma yerine koştu. Efendimiz (s.a.s.)’i kendisini beklerken buldu. Peygamberimiz (s.a.s.): “Ey genç! Bana meşakkat verdin. Üç gündür seni burada bekliyorum.” dedi.(24)

Aile İçin Modellerden Bir Demet
Aişe (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in ev halini anlatırken: “insanlardan birisi (gibi) idi. Elbisesini diker, koyunu sağar, kendi işini kendi görürdü.” demiştir.(25)
O, mütevazi, hoşgörülü ve şefkatli idi. Enes bin Malik: “Ailesine, Rasulullah (s.a.s.)’dan daha merhametli hiç bir kimse görmedim.” diyor.(26) Onu yakından tanıyanlar böyle anlatıyor. Hz. Aişe onun eşidir. Enes ise ona on yıl hizmet etmiştir.
Oğlu İbrahimin vefatında, Peygamberimiz (s.a.s.)’in göz yaşları damla damla akıyordu. Allah’a teslimiyetle beraber babalık şefkatini; “Gönül mahzun olur, gözler ağlar fakat inşaallah, Allah’ın dediğinden, Allah’ın hoşnut olduğundan başkasını söyleyemeyiz.” şeklinde ifade etmiş ve diline işaret ederek “Allah şununla sorumlu tutar.” buyurmuştur.(27)
Hz. Ali, Ebu Cehilin kızıyla evlenmek istemişti. Ağabeyi ikrime gibi bu kız da müslüman olmuştu. Peygamberimiz (s.a.s.): “Duydum ki, Ali Fatıma’nın üzerine evlenmek istiyormuş. Eğer Ali bu düşüncesinde kararlı ise Fatımayı boşamalıdır. Zira bu durum Fatımayı üzmektedir. Fatıma ise, benden bir parçadır. Onu üzen, beni üzmüş olur.” buyurmuştur. Bunun üzerine Hz. Ali bu evlilikten vazgeçmiştir.(28)
Hz. Aişe (r.a.)’nin sözleri eşler arası hayat anlayışına ışık tutmaktadır:
“Rasulullah (s.a.s.) benimle koşu yarışı yaptı. Ben onu geçtim. Bir süre sonra, ben biraz kilo almıştım ki yine yarıştık. Bu defa da 0 beni geçti ve şöyle buyurdu. “Bu, ötekine karşılıktır.”(29)
(1) Kalem, 4.
(2) Münavi, Feyz. hadis no; 310.
(3) Muvatta, Husnu’l-Huluk, 8.
(4) Müslim, Müsafirun, 139.
(5) Ahzab, 21.
(6) Müsned, V, 248 ,257, 264.
(7) Enbiya, 107.
(8) Al-i Imran, 159.
(9) Müslim, Bir, 87.
(10) Ebu Davud, Edeb, 124; Müslim, Eyman, 34-35.
(11) Muttaki, Kenzu’l-Ummal, XIII; 664. [37687 ve 37689 no’lu hadisler.)
(12) Bakınız Müsned, 1, 214.
(13) Müsned, 1.84.
(14) Buhari, Ezan, 65; Müslim, Salat, 192.
(15) Muttaki, Kenzu’l-Ummal, XVI, 457 (45413 no’lu hadis.)
(16) Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, Beyrut, 1967, VIII-156.
(17) Buhari, Hibe, II; Müslim, Hibat, 13.
(18) Kenzu’l- Ummal, XVI, 445 (45350 no’lu hadis). Ayrıca bakınız Tirmizi, Ahkam, 30 (1367no’lu hadis).
(19) Muttaki, Kenzu’l-Ummal, XVI, 444 (453467 no’lu hadis.)
(20) Müsned II, 263, 387; V, 250.
(21) Tirmizi, İstizan, 8; Nesei, Fedail, 1, 224.
(22) ibn Hisam, Sire, 1.209.
(23) Buhari, Tefsir (III), 1, (26), 2; Müslim, İman, 355.
(24) Bakınız, Ebu Davud Edeb, 8.
(25) Müsned, VI, 256.
(26) Müslim, fedail, 63; Müsned 3, 112.
(27) Buhari, Cenaiz 44; Müslim, fedail, 62 53; Cenaiz 12; İbn Mace, Cenaiz 53.
(28) Müslim, fedail, 93-96.
(29) Ebu Davud, Cihad, 61.