Makale

İslam Dininde Eğitimin Önemi

İslam Dininde Eğitimin Önemi

Mitat BUĞUŞ

Her milletin hedefi geleceğe iyi nesiller yetiştirmek, her ana babanın arzusu yararlı çocuklara sahip olmaktır. Bütün mukaddes dinler iyi nesil yetiştirmeyi, yani eğitimi tavsiye etmişler ve bütün peygamberler de eğitimle uğraşmışlardır.
Kur’an-ı Kerim, bir yandan “Sakın ha cahillerden olma”(l) “Cahillerden yüz çevir”(2) ayetleriyle cahillerden veya cahil olmaktan kaçınmamızı emretmiş, diğer yandan “OKU” (3) fermaniyle eğitimin yolunu göstermiştir.
Hem Allah katında ve hem de kulları yanında bilenlerle bilmeyenler aynı değildir (4). Allah, kendisine iman edenlerle ilme nail olanların derecelerini yükseltti (5). Çünkü “Kulları içinde ancak bilginler Allah’tan (gereğince) korkarlar” (6).
İslamiyet, ilim ve eğitimi bir nevi nafile ibadet kabul etmiş, Peygamber Efendimiz de “Allah katında ilim tahsil etmek, nafile olarak eda olunan namaz, oruç ve hacdan daha hayırlıdır” buyurarak bunu tescil etmiştir (7). Diğer taraftan vahyin ilk günlerinden itibaren ashabını eğitmeye başlamış, sahabeden Erkam’ın evini eğitim merkezi yapmıştır. Bu faaliyete Medine’de de devam etti. Yetiştirdiği öğretmenleri ihtiyaç duyulan yerlere göndererek, eğitim çalışmalarını gün be gün geliştirdi. Ama O, bununla yetinmeyip bir okuma yazma seferberliğinin de yapılmasını istemişti. Bu sebeple Bedir Savaşında esir edilen müşriklerin bir kısmından bu iş için yararlanmıştır. Hadisi şerifleriyle ilim tahsil etmenin kadın erkek her müslümana farz olduğunu (8), Çin’de de olsa öğrenmenin gerektiğini (9) anlatmakla, “Ya öğreten ol, ya öğrenen veya dinleyen, yahutta ilmi öğrenen ve öğretenleri sevenlerden ol, sakın beşinci guruptan olma, helak olursun” (10) ifadesiyle de nasıl hareket edeceğimizi göstermektedir.
“Bir kimsenin iki günü birbirine müsavi olursa o kimse aldanmıştır” sözü,(l1) Resülü Ekrem’in hem ilme verdiği değerin hem de gerilemek şöyle dursun yerinde saymayı bile reddetmenin en güzel ifadesidir.
Peygamber Efendimizin “En faziletli sadaka, mü’minin bir bilgiyi öğrenip başka bir müslüman kardeşine öğretmesidir” (12). sözünü kendilerine örnek alan müslüman- lar, daha Abbasiler devrinde ilmin her nev’inde ileri gitmişlerdir.
Saygı duyulan bir millet olmak istiyorsak Resulüllah (S.A.S.)’ın bu konudaki öğütlerine kulak vermemiz gerekir. Cahillik sürekli ve çaresiz bir kusur değildir. İlmin ne yaşı ne de ülkesi vardır. Eğitim beşikten mezara kadar devam etmeli, müslüman ilmi her bulduğu yerden almalıdır. Aksi halde gayrimüslim devletler uzayı parselleme yarışı yaparken ilk emri “OKU” olan bir dinin mensuplarının, hala eğitim meselesini halletmemiş olmaları çok acıdır. Hak dinin temsilcileri böyle mi olmalıydı? Elbetteki hayır. O halde tüm müslümanlar olarak Cenab-ı Hakk’ın kutsi emrini başkalarına havale etmemeliyiz. Beden, mal ve servetimizle, evladımızla eğitim yuvalarına yardımcı olmalıyız. Bu en kısa zamanda meyvesini verecek, milletimizin alnından cahillik ve az gelişmişlik lekesini silecektir.
Özellikle genç neslin eğitilmesi için öğretmenlerimiz büyük bir gayret sarfetmektedir. Bir insanın her bakımdan iyi yetiştirilmesi milli ve dini bir vazifedir. Bunu temin eden öğretmendir.

1- En’am : 35
2- Araf: 199
3- Alak : 1
4- Zümer: 9
5- Mücadele : 11
6- Fatır: 29
7- Camius-Sağir: 2/45
8- Keşfül-Hafa C.l S. 138
9- Fethul Kebir: 1/193
10- Fethul Kebir: 1/204
11- Keşfül-Hafa C.2 S.233
12- Et-Tac: 1/59