Makale

Camiler Haftası

Mustafa BAŞ
Başkanlık Müfettişi

Camiler haftası

Bütün dini inanç sistemlerinde mabedler, inanılan varlığa karşı dini görevlerin, toplu veya ferdi olarak ibadetlerin icra edildiği, kişinin kendisini inandığı varlığa yakın hissettiği mekanlardır. Bu yerler, ilahi alemle dünyevî alemin kesiştiği, başka bir an- lam’da Tanrı ile insanın bir nevi buluştuğu ve kişinin kendisini ilahı huzurda hissettiği yerlerdir. Bu sebeple, İslâm, manastırların, havraların, kiliselerin ve mescitlerin Allah’ın isminin bolca anıldığı mekanlar olduğunu belirtmiş, buraların Allah’ın koruması altında olduğuna işaret etmiştir. (Bkz. Hac, 40).
Her inanca göre ibadetlerin yapıldığı yerlere rilen hususî isimler bulunmaktadır. İbadet ed mekanı ifade etmekte kullanılan farklı isimlerin, tak manaları bulunmaktadır ki, bu da ma’bed k ramının karşılığıdır. Müslümanlar tarafından ma’bed teriminin karşılığı olarak “mescit" ve ‘ mi” isimleri kullanılmıştır.
Camiler, İslâm şehirleşmesinin en önemli ve belirgin özelliğidir. Müslümanlar ikamet ettikleri yere büyük olsun küçük olsun bir cami veya mescit inşa etmişlerdir. Camiler, insanların rahat bir kilde gelip ibadetlerini icra edebilmeleri için en merkezi yerlerde inşa edilmişler bu sebeple şehirleşmenin de çekirdeğini oluşturmuşlardır.
İslam’ın ilk günlerinden itibaren Müslümanlar cami yapımına önem vermişler ve yaptıkları hayrın ebedi olması için yarışmışlardır. Kur’an, Allah’a ortak koşan kafirlerin Allah’ın mescitlerini imar etmeyeceklerini, Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılıp zekatı veren ve Allah’dan başkasından korkmayan kimselerin imar edeceğini bildirmiştir. (Bkz. Tevbe, 17-18) Hz. Peygamberde (sas), bu manada cami yapımını teşvik etmiş ve dünyada Allah için bir beyt yapana Allah’ın cennette bir köşk ihsan edeceğini beyan etmiştir. Ancak şurası unutulmamalıdır ki Allah’ın mescitlerinin imarı ve bakımı en mükemmel olarak oraya devam etmek ve cemaatinin sayısını çoğaltmak suretiyle mümkün olacaktır. İçerisi ne kadar temiz olursa olsun, büyüklüğü ve ihtişamı ne kadar çok olursa olsun cemaatı bulunmayan cami, mamur edilmiş bir mabed özelliğini taşımayacaktır.
Camiler, ilk dönemlerden itibaren İslâm toplumunun eğitilmesinde önemli rol üstlenmişlerdir. Bu açıdan camiler, birer eğitim ve öğretim merkezleridir. İlk dönemlerde Mescid-i Nebevi’nin avlusunda başlayan eğitim ve öğretim camilerdeki eğitim ve öğretime temel teşkil etmiştir. Hz. Muhammed (s.a.s.), ümmetini öncelikle burada eğitmiştir. Günümüze intikal etmiş bulunan büyük İlmî mirasın ve eserlerin verildiği mekanlar yine camiler olagelmiştir. İmamı Âzam, Ahmet B. Hanbel, İmam-ı Malık ve İmam Şafiî elde ettikleri bütün bilgileri camilerdeki ilim halkalarından almışlar yine camilerde aynı şekilde öğrencilerine nakletmişlerdir. Camiler, bir eğitim merkezi olma özelliğini asırlar boyunca koruyarak muhafaza etmiştir. Halen İslâm toplumu, temel dini bilgilerini ve ahlâkî kaideleri camilerdeki va’z ve irşad hizmetleri vasıtası ile elde etmektedirler. İlk Kur’an eğitimi camide verilmekte, namaz, abdest, hac gibi ibadetlerimizi nasıl yapacağımız, orucu nasıl tutacağımız, insanlarla olan ilişkilerimizde nasıl davranacağımız konusundaki bilgiler orada öğretilmektedir.
Camiler toplumsal kararların alınmasında tarih boyunca etkin rol oynayan mekanlardır. Hz. Muhammed (s.a.s.) döneminden itibaren camiler toplumsal olaylarda önemli kararların alındığı mekanlar olmuştur. Yakın tarihimizde Kahramanmaraş’taki Fransız İşgaline karşı ayaklanma camiden başlamış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hacıbayram Cami- i’nde kılınan namazdan sonra dualarla açılmış, Kurtuluş Savaşı’nda halk camilerde yapılan va’z ve okunan hutbelerle bilinçlendirilmiştir.
İstanbul Camilerini, İstanbul (Costantinople) isimli eserinde değerlendiren De Amıcıs söyle demektedir; “son derece sade göz kamaştıracak kadar beyaz ve her tarafa aynı derecede ve tatlılıkla ışık veren sayısız pencerelerle aydınlatılan bu kubbeler altında göz, her yanı ve her şeyi bir anda görebilmekte ve kendini derin bir düşünce ile birlikte bayılırcasına tatlı bir sükunete, kış şeması altında uzanan karla kaplı bir vadinin verebileceğine eş bir sükunete kaptırır gider... Zihin mekan ve kubbeden dosdoğru Allah’a ulaşır. Korku veya hüzün uyandırabilecek bir şeye de rastlanmaz. Burada ne esrar, ne hayal, ne de loşluğunda insanın ruhunu karartan, karışık semavi mertebelerine göre sıralanmış aziz resimlerinin yerleştirildiği karanlık köşeler de mevcut değildir. Burada yalnızca apaçık, pırıl pırıl ve ürpertici, saf fikir halinde tek olan, müteal olan Allah vardır...” (A. Djevad, Yabancılara Göre Eski Türkler,1974, İstanbul, 74)
Başkanlığımızca "Camiler Haftası" olarak ilan edilen Ekim ayının ilk haftası 1986 yılından beri il ve ilçe müftülüklerimizin katılımı ile çeşitli etkinliklerle kutlamaktadır. Bu haftada adeta yurdumuzun tapu senetleri olan camilerimizin bakım onarımı yapılmakta, camilerimizin tarih içindeki ve günümüzdeki fonksiyonları ve diğer hususiyetleri konferans, panel ve sempozyumlarla göz önüne serilmektedir. Bu hafta, yapılacak etkinliklerle camilerin toplumu- muz üzerindeki önemi ortaya konulurken, camilerimizin daha temiz, daha bakımlı olması için gerekli çalışmalar yapılacaktır.