Makale

EVLİLİKTE DİN AYRILIĞI

EVLİLİKTE
DİN AYRILIĞI

Dr. İbrahim PAÇACI
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

Toplumun çekirdeği ve en temel birimi olan aile, en eski sosyal müesseselerden biridir. İlk insan Hz. Adem ile eşi Hz Havva’nın yaratılışı ile oluşmuş ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Dini değer ve yaşayışın korunması, milli varlık ve benliğin muhafazasında, geliştirilip devam ettirilmesinde ve gelecek nesillere aktarılmasında aile müessesesi önemli rol üstlenmektedir. Aile, fertler için hem dış çevrenin olumsuz şartlarından koruyucu, hem de eğitici ve yönlendirici ilk ocak hüviyetini taşımaktadır. Bu nedenle dinimiz aileye büyük önem vermiş, aile fertlerinin karşılıklı münasebetlerinin tanziminde hassasiyet göstermiştir. Bundan dolayıdır ki, Kur’an-ı Kerim’de evlilik ve aile hayatı konusunda diğer alanlara nispetle daha detaylı hükümler bulunmaktadır.
Bu konuda Kur’an-ı Kerim ve hadislerde yer alan emir ve tavsiyelerden hareketle alimler, evlenme ve boşanmayı, aile fertlerinin karşılıklı hak ve görevlerini, konumun toplumu ve hukuk düzeninin ilgilendiren yönlerini en ince ayrıntısına kadar belirlemeye çalışmışlardır. Fıkıhta yer alan evlenme akdinin yapılışı, unsur ve şartları, sağladığı haklar ve getirdiği yükümlülükler, kadın ve erkeğin insanlık onuruna, dinin emir ve tavsiyelerine, toplumsal sağduyunun ölçü ve beklentilerine uygun biçimde birlikteliğini hedefleyen, ailenin sağlam temeller üzerine kurulmasını gaye edinen, muhtemel sakıncaları ve hak ihlallerini önlemeye çalışan düzenlemelerdir.
Millî varlık ve benliğin, dînî değer ve yaşayışın muhafazası, geliştirilip devam ettirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması gibi önemli sosyal fonksiyonlar icra eden ailenin kurulmasının sınır ve şartları Kur’an’da tafsilatlı bir şekilde ele alınmış, kimlerle evlenilip kimlerle evlenilemeyeceği detaylı olarak anlatılmıştır. Din ayrılığı da Kur’an-ı Ke- rim’de evlilik engellerinden sayılmış, bir Müslüman’ın gayrimüslimle evlenmesi sınırlandırılmıştır. Gayrimüslim tabiri içerisine müşrik, ehl-i kitap ve münafıklar girmektedir. Kur’an-ı Kerim’de ister erkek, isterse kadın olsun. Müslümanların müşriklerle evlenmeleri yasaklanmıştır. Yüce Allah Bakara suresinin 221. ayetinde; “Müşrik kadınlarla iman edinceye kadar evlenmeyin; Mümin bir cariye, hoşunuza gitse de putperest bir kadından daha iyidir. İman edinceye kadar, Mümin kadınları müşrik erkeklerle evlendirmeyin; Mü’min bir köle, hoşunuza gitmiş olsa da puta tapan bir erkekten daha iyidir. İşte onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle Cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar" buyurmaktadır.
Münafıklar, görünüşte Müslüman olduklarından dünyevî hükümlerde Müslüman kabul edilirler. Bu sebeple münafıklık, evlenmeye mani bir durum değildir.
Bunların dışında kalan ehl-i kitap ile evlilik konusunda ise erkek ile kadın ayrı mütalaa edilmiştir. Müslüman bir erkeğin ehl-i kitap yani Yahudi ve Hıristiyan kadınla evlenmesi helâldir. Yüce Allah Maide suresinin 5. ayetinde: “Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ile sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir" buyurmaktadır.
Buna karşılık Müslüman bir kadının, ister müşrik olsun, isterse ehl-i kitaptan olsun gayrimüslim bir erkekle evlenmesi caiz değildir. Allah Teâlâ, Müslüman bir kadının müşrik erkeklerle evlenmesini Bakara suresinin 221. ayetinde yasaklamaktadır. İslâm alimleri Mümtehine suresinin 10. ayeti ile Maide suresinin 5. ayetinden hareketle Müs
lüman bir kadının ehl-i kitap erkekle evlenmesinin de yasaklandığını söylemişlerdir. Şöyle ki, Yüce Allah Mümtehine suresinde, Mekke’den hicret edip de gelen kadınlar hakkında, "Onların Mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, kâfirlere geri çevirmeyiniz. Bu kadınlar o inkarcılara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar" buyurmuştur. Kâfir ifadesi hem ehl-i kitabı, hem de müşrikleri içine aldığı için, bu ayetin Müslüman kadının ehl-i kitapla evlenmesinin yasak olduğuna işaret ettiği kabul edilmiştir.
Maide suresinin 5. ayetinde, Müslümanların yemeklerinin ehl-i kitap için, onların yemeklerinin de Müslümanlar için helal olduğu belirtilmekle birlikte evlilik konusunda sadece ehl-i kitap kadınların Müslüman erkeklerle evlenmelerinin helal olduğunun açıklanması, Müslüman kadının gayrimüslimlerle evlenmelerinin yasak olduğuna işaret etmektedir.
Bunun yanında içerisinde Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin de bulunduğu sahabeden pek çok kimse, Müslüman kadınların ehl-i kitap erkeklerle evlenmelerinin caiz olmadığını söylemişlerdir.
İslâm dini, hükümlerinde sosyal yapıyı, çevreyi, fertlerin psikolojik durumlarını göz önünde bulundurmuştur. İnsanın, dünya ve ahiret saadetinin temelinde aile hayatının önemli bir yeri vardır. Gayrimüslimle evlenen kadın ve doğacak çocukları, din bakımından olumsuz yönde etkilenecektir. Diğer taraftan toplumun kendini koruması ve hayatiyetini devam ettirmesi için aile yapısının ve neslin korunması önemli bir yer tutmaktadır. Zira toplumun temelini teşkil eden ve insanın en yakın ilişki içerisinde bulunduğu çevre ailedir. Bundan hareketle, günümüze kadar İslam fıkıh bilginleri arasında Müslüman kadınların gayri müslim erkeklerle evle- nemeyecekleri konusunda herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Bu konuda bir nevi icma hasıl olmuştur.