Makale

SATANİZM

SATANİZM

Mustafa BAKIRCI

Türkiye’nin bu günkü toplumsal yapısı ve değişimi üzerine yapılacak bir analiz, hiç şüphesiz bu ülkenin en az son yüz elli yıllık modernleşme sürecini ve bu süreç içerisinde model alınan batı modernizmini iyi tahlil etmeyi gerektirir. Kanaatimizce bugün için bu ülke gençliğinin içinde bulunduğu bunalım ve kimlik krizinin de bu süreç ve bütünlük içerisinde tahlil edilmesi gerekir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki modernizm; Aydınlanma çağı ile gelen zihinsel dönüşümün ortaya çıkardığı ideoloji ve yaşam biçiminin adıdır. Hümanizm, sekülarizm ve demokrasi sacayağı üzerine kurulu; egemenliği insana özgüleştiren, kurtuluşu dinde değil bilimde arayan, insan biçimci ve insan merkezci bir dünya görüşüdür.1 Kısaca modernizm; rönesans, reform ve aydınlanmacı düşüncenin sanayi devrimiyle birlikte ulaşmış olduğu bir sonuçlar sistemi olarak algılanmıştır.
Çağdaşlaşma, modernleşme veya modernizasyon ise sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda başta ABD olmak üzere sanayileşmiş batı toplumlarının sahip olduğu yapı, kurum, değer ve sistemlere sahip olmak amacı ile yapılan tüm düzenlemeleri kapsamaktadır.2
Modernizmle beraber sosyal organizasyonlarda önemli değişiklikler olmuştur. En başta aile, akrabalık, yaş grupları eski fonksiyonlarını yitirmiş, bunun yerine kazanılan statüler ön palana çıkmış ve akrabalığın yerini uzmanlaşmış teşekküller almıştır. Toplumda yatay ve dikey hareketlilikler artmış, kentleşme ve bürokrasi olguları ortaya çıkmıştır. Yine modern toplumda yabancılaşma ve yalnızlaşma ferdiyetçiliğin aşırı gelişmesi ile kök salmış ve sosyal normlarda köklü değişmeler meydana gelmiştir.
Modern anlayışa göre ilerleme maddi ilerlemedir; maddî şeylerin üretimindeki büyümedir. Metafizik, din ve mitoloji ise doğayı kontrol altına almaya, üretimi arttırmaya yaramadı, bu nedenle ideolojik biçimler olarak bunlara yani metafiziğe sal- dırılmalıdır.31 Bu durum tabiatıyla toplumsal sisteme yansımış ve özellikle Batıda ve batılılaşma temayülünde olan toplumlar- da birtakım sosyal patlamalara, davranış bozukluklarına yol açmıştır. Nitekim, 1950’lerden itibaren Batı dünyasında rastlanılan; Bobbysoxer, Teddboy, Mod ve Rocker, ToNup-boy, Punk ve Dazlaklar (Skin-heads) türünden karşıt-kültür sapmaları veya “Yeni Dini Hareketler" dikkatlerimizi çekmektedir.
Aslında, batıda "yabancı şu- i l ur yükselişinin" birer görüntüleri olarak kabul edilen bu yeni dini hareketlerin belli başlıları arasında: zen, Yoga, Tantra, Ching, Swami, Hare Krshina, TM Allah’ın Çocukları (COG), Hıristiyan Dünya Liberal Cephesi, Kampus Haçlıları, İlahi Işık Misyonu, İsa Hareketleri, Ananda Marga Müritleri ve bizim bu çalışmada incelemeye çalışacağımız Satanizm gibi hareketleri zikredebiliriz.4
Dolayısıyla modernleşme sürecindeki bütün toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de bu sürecin ortaya koyduğu birtakım sıkıntılar yaşanmaktadır. Özellikle yukarıda da temas edildiği üzere sanayileşme ve kentleşmeyle beraber geleneksel aile yapısında meydana gelen köklü değişim, toplumsal yapımızda ve özellikle de çocuklar ve gençler üzerinde önemli tesirler oluşturmuştur. Bunun yanında medyanın, gençler üzerinde yanlış tesir yapan yazılı ve görsel yayınları, eğitimdeki olumsuzluklar ve özellikle de dini eğitimin verilmesi noktasında yaşanan zaaflar ve yetersizlik ve daha bir çok neden ülkemiz gençliğinin ruhen sıkıntı içerisine girmesine sebep olmuştur. Son yıllarda henüz lise çağında olan gençler arasında sıkça rastlanan uyuşturucu, intihar, çete oluşturma ve cinayet gibi olaylar ve bunların bir kısmının şeytana tapınmayla irtibatlı oluşu, satanizm denilen bir akımı da gündeme getirmiştir.
Satanizmi Türkiye Gündemine Getiren Hadiseler
Batı dünyasında ve özellikle Amerika’da son otuzlu yıllarda "alternatif bir din" haline getirilmiş olan ve tarihçesi ortaçağ büyü uygulamasına ve büyücü kadınlara kadar dayandırılan ve kısaca, “Şeytana tanrı diye tapınmak” anlamına gelen satanizmin ve Satanistler’in varlığı ülkemiz gündemine, 23 Haziran I998’de İstanbul Ataköy’de 9. Kısım B-8 blok’ta, Alman Lisesi öğrencisi 14 yaşındaki Alp Cenan Yuğaç ve 17 yaşındaki kız arkadaşı Aslı Yardımcı’nın 14. Kattan el ele tutuşarak kendilerini aşağıya atmak suretiyle intihar etmeleri üzerine girdi.5
Basına yansıyan haberlerden anlaşıldığı kadarıyla intihar eden Aslı Yardımcı ve Alp Cenan Yuğaç maddî açıdan herhangi bir sıkıntı içinde olmayan ve derslerinde de oldukça başarılı iki öğrenciydi. Benzer bir intihar haberi de, 9 Mayıs 1999 tarihinde gazete manşetlerinde yer aldı. Habere göre; Elif Erkin isminde 15 yaşındaki bir genç kız Anneler Günü’nün sabahında kendisini pencereden atarak intihar etmişti. Gazetelerde intihar eden genç kızın, son zamanlarda internette satanist siteleri çok sık ziyaret ettiği, satanistlerle chat yaptığı (İnternette sohbet) ve satan mesajlardan etkilendiği şeklinde haberler de yer aldı.6’ Aynı şekilde, intihar eden bu genç kızın da maddî açıdan hiçbir sıkıntısı yoktu. Doçent olan babası bir ilaç şirketinin genel müdürü ve annesi de bir bankadan emekli idi.
Satanizm bağlantılı bir diğer haber de, 21 Eylül 1999 günü basın ve yayın aracılığıyla tekrar Türkiye gündemine geldi. Olay yine İstanbul’da olmuştu. Haberde, satanistlerce uğursuz sayıldığı söylenen 13 Eylül 1999 günü, “Şeytandan mesaj geldiği ve şeytana kurban verilmesi gerektiği" bahanesiyle, biri bayan, üç satanistin, Şehriban Coşkunfırat’ı bıçak, çekiç ve yumruk darbeleriyle öldürdükleri ve sonra da cesedine tecavüz ettikleri bilgisi yer alıyordu.71 Eski bir satanistle yapılan röportaj da, olayın vahametini anlamak açısından oldukça dikkat çekici.
Eski bir satanist anlatıyor:
Daha önce satanist olan K.Ş. ile konuyla ilgili görüştük ve anlattıkları oldukça ilginçti:
Nasıl satanist oldum?
Ailemden kopmuş, sevgi bağım kalmamıştı. Maddî açıdan durumum ailem sayesinde oldukça iyiydi, zengin aile çocuğuydum kısacası. Değişik arayışlar içindeydim, macera arıyordum. Beyoğlu’nda takılıyorduk. Satanist bir grupla tanıştım ve Ataköy’de oturduğumu öğrenince benimle yakından ilgilendiler. Bana okumam için satanizmle ilgili kitaplar verdiler. Okuduğum zaman oldukça ilgimi çekti. İşte aradığım şey dedim hemen. Mistik şeyler vardı kitapta, kıyamet gününden bahsediyordu, ölümsüzlükten falan bahsediyordu. Daha sonra beni Ataköy’de oturan gruptan olan diğer kişilerle tanıştırdılar. İlk başta benim oyun olarak baktığım ayinler yapıyorduk. Kendimi tutamayıp gülüyordum ama onlar çok ciddiydiler, sanki uçuyorlardı. İlk başlarda korktum gerçekten, ama sonra ben de onlardan biri oldum. Heavy Metal türü müzikler dinlerdik. Bu müzikleri yapanlara tapardık. Aklıma hep Müslüm Gürses gelirdi. Acaba derdim onlar da bir tarikattan mı diye? Kedi kanına bayılırdık.
Neler yapardınız?
Kedi öldürmeye, kanlarını akıtıp kurban etmeye bayılırdık. Hepimiz tam bir kedi düş- 1 maniydik. Akla hayale gelmeyen sapık zevklere sahiptik, Aklıma geldikçe kendimden utanıyorum. Kedi kanını içip (Bunu söylerken silkiniyor) ölümsüzlüğe ulaşmaya çalışanlar bile vardı içimizde. Ben de buna inanmıştım. Kanı içmek için içimden büyük bir istek geliyordu. Fakat midemin bulanması bunu engelliyordu. Kandırdıkları gençlere ölümsüzlüğü, dünyayı ele geçirmeyi vadediyorlardı. Bir oyun oynuyorduk sanki. Şeytana tapar gözükecektik fakat asıl amacımız şeytanı yok edip dünyayı ele geçirmekti. Şimdi tüm bunlara gülüyorum. Hava, su, toprak, ateş diye 4 kuleden bahsediyorlardı. Dünyayı bu dört kuleden yöneteceklermiş falan. Türkiye’ye bundan 3-4 sene önce Mısır’dan bir adam gelmişti. Sol ayağı topal, kısa boylu, kumral saçlı zayıf bu adam
Türkiye’deki satanistlerin liderlerinden bir tanesiydi. Etiler’de bürosu vardı.
İntihar eden kişileri tanıyor musun?
Aynı çocuk mu bilmiyorum ama büyük bir ihtimalle değildir -çünkü o en az 18 yaşındaydı- içimizde Serdar isimli satanist arkadaşımız vardı ve Alp isminde bir çocuktan bahseder ona yaptığı işkenceleri anlatır, kasete kaydettiği çığlıklarını bize dinlettirirdi. Satanist olmadan öte psikolojik olarak oldukça çok sorunları vardı. Bilgisayardan çok iyi anlardı. Sürekli Pentegram’ı dinlerdi. Gizli güçlerle bağlantısı olduğunu iddia ederdi, evine gittiğimizde bazen aklını kaçırmış gibi delilikten öte hareketlerde bulunurdu. Kur’an yapraklarının üstüne oldukça sapık eylemlerde bulunduğuna bizzat şahit oldum. Hepimiz tam bir din düşmanıydık, özellikle İslamiyet’in. Kur’an-ı Kerim yapraklarına, cami duvarlarına ve cami bahçesindeki musalla taşlarına akla gelmedik sapıkça eylemlerde bulunur ve kendimizi tatmin ederdik. Böyle yaparak şeytana hizmet edeceğimiz şeklinde beynimiz yıkanmıştı. "Eminim şeytan bizi seyrederken kıskanıyordur" diye onunla alay ederdik. İnternetten şeytanla sohbet ederdik. En çok onu yaparken heyecanlanırdık.
Ataköy’de çok satanist var mı?
Benim zamanımda o kadar yoktu, sadece biz vardık. Ama Ataköy ve çevresi benim görüşüme göre satanist tarikatının ruh çalması için (ruh çalmak diyorum çünkü insanın benliğini elinden alıyorlar) oldukça ideal, çünkü gençlik yapısına bakıldığında maddî durumu oldukça iyi olan ailelerin para kazanma hırsından çocuklarının ne yaptığından haberleri olmuyor. Onlar da ailelerinden doğan boşluğu başka şeylerle dolduruyor. En azından benim düştüğüm boşluk böyleydi. Bu hepsi için geçerli değil tabii ki, çok iyi gençler de var. Ama bizim arkadaş çevremiz içe kapanık bir toplum gibiydi, arkadaşlarımız hep kendi aramızda olurdu.
Nasıl kurtuldun?
Artık iyice bunalıma girmiştim. Derdimi anlatabileceğim insanlar yoktu etrafımda. Hayatla olan bütün bağlarım tek tek kopuyordu. Yaşama bilincimi yitirmiştim, içimi inanılmaz bir ölüm korkusu sarmıştı ve bazen aşırı bir cesaret gelir, intihar etmek isterdim. Hatta bir defasında ilaçları ağzıma doldurmuş ve hemen tükürmem bir olmuştu. Bulunduğum sapık çevreden artık kurtulma vakti geldiği kararına vardım. Aklıma Hollanda’daki amcam geldi ve kurtuluşumu orada gördüm. Yaklaşık 1,5 yıl sonra döndüm. Gerçekten de döndüğümde her türlü sapıklıktan arınmıştım ve kendimi sosyal olgulara yöneltip yaşadıklarımı hiç düşünmemeye çalıştım. Kısa bir süre sonra oturduğumuz yerden taşındık. Bu tabii en çok benim baskımla oldu.
Şimdi ailenle aran nasıl?
Annem babam ayrı yaşıyorlar. Ben annemle kalıyorum ve ona artık sevgiyle bakıyorum ve yaşadığım her şeyi biliyor. Bazen büyük bir suçluluk duygusu içinde birbirimize sarılıp ağlıyoruz ve oldukça rahatlıyoruz. Babama karşı az da olsa bir kırgınlığım var. Ama yine de görüşüyoruz. Beni hayata bağlayan güzel ve zevkli bir işim var. Çok sevdiğim ve evlenmeyi düşündüğüm bir de kız arkadaşım.’"8

1- Demir, Ömer, Acar, Mustafa, Sosyal Bilimler Sözlüğü, Ank. 1997, S.159.
2- a.g.e, 47.
3- Larraın, Jorge, İdeoloji ve Kültürel Kimlik, Çev: Neşe Nur Domaniç, İst., 1995, s. 251.
4- Türkdoğan, Orhan, "Batı ve Türk Top- lumlarında Ye ni Dini Hareketler", Türk Yurdu, sayı 34, sayfa 116- 117.
5- Bkz. Hürriyet, 24 Haziran 1998; Aksiyon, 27 Haziran-3 Temmuz 1998, sayı 186; Aktüel, 2 Temmuz 1998.
6- Star, 11 Mayıs 1999.
7- Star, 21 Eylül 1999; Aksiyon, 1-7 Ekim 1999, sayı 252.
8- Aras, Yasin, "Şeytana Tapanlar", Aksiyon, 27 Hazi ran- 3 Temmuz I998, sayı 186.