Makale

başyazı - Eğitim ve Öğretim

başyazı

Mehmet Nuri YILMAZ
Diyanet işleri Başkanı

EĞİTİM VE ÖĞRETİM

Eylül Ayı, bir çok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de eğitim - öğretim yılının başlangıcıdır. Sıcak yaz mevsiminin ardından, ılık yaz günleriyle birlikte çocuklarımız ve gençlerimiz yeniden hızlı ve yoğun bir tempoyla adeta bir yarışın içine girmektedirler.
Eğitimin asıl öneminin insan yetiştirme sistemi olduğu gerçeğinin gözardı edilmesi sonucunu doğuran bu değişimin, çocukların ve gençlerin ruh sağlığı ve kişilikleri açısından olumsuz etki yaptığı, inkar olunamaz bir realitedir. Eğitimin, kültürün ve irfan hayatının ikinci, üçüncü plana itilmesini doğuran mevcut durumun yetersizliklerinin giderilmesinde ailelere, özellikle ana - babalara önemli görevler düşmektedir. Yoğun bir "puan" ve “not" yarışı halinde cereyan eden eğitim - öğretim hayatının boşlukları, gerekli dünyevi ilimlerin yanında üstün değerlerle donanmış karakter terbiyesi ile doldurulabilir, istikbalini temin endişesiyle zihni ve sinirleri gerginleşmiş öğrencilerin ruh ve gönülleri, sağlam bir moral eğitimin dinamik tesiriyle zinde kılınabilir.
Toplumlarda eğitim - öğretim toplumsal meselelerin başında geldiği gibi, insana ve insanın yetişmesine verilen önem de; eğitim - öğretime verilen önemle birlikte İncelenmektedir. Ekonomik faaliyetlerin ve teknolojinin öne çıkarılması, insanın ve insanın eğitilmesi konusunun önemini azaltamamıştır. Tam tersine bütün toplumlarda yetişmiş ve verimli personel ihtiyacı, eğitim - öğretimin gerekliliğini daha kuvvetli olarak ortaya koymuştur. Böyle- ce, toplumlarda ekonomik faaliyetleri altyapı, diğer müesseseleri ve faaliyetleri ise üstyapı olarak gören düşüncenin yanlışlığı bir kere daha ortaya çıkmıştır.
İslam dünyasının gerilemeye başlamasıyla birlikte müslüman aydınların bu konu üzerinde kafa yorduklarını, imal-i fikirde bulunduklarını biliyoruz, Pek çok müslüman münevver, bu konudaki araştırmalarında eğitim - öğretimin önemini vurgulamışlar, müslüman milletlerin topyekün bir eğitim ve kültür seferberliği sayesinde son üç asırdan beri müslüman ülkelere arız olan geri kalmışlık ve cehalet zilletinden kurtulacaklarını, inanç ve samimiyetle ifade etmişlerdir.
Toplumların son çeyrek yüzyıl içinde büyük bir hızla değiştiği ve bilgi çağının enformatik değişimi de etkilediği inkar olunamaz bir vakıadır. Özünde okumaya, öğrenmeye ve ilme en büyük önemi veren İslam Dini mensuplarının, böyle bir kültürel ve teknolojik gelişmeye herkesten daha çok taraftar ve hazırlıklı olması gereklidir.
Bunun, sadece bina yapmak anlamında "okullaşma" teriminden ibaret zannedilmesi fevkalade yanlış olur. Eğitim - öğretimi toplumun bütün fertlerini kapsayan ve onların zihni, ruhi, bedeni ve kültürel kabiliyetlerini yükseltmeyi hedefleyen bir gayret olarak idrak etmenin gereğine inanıyoruz. Bu konuda toplumun sivil kuruluşlarını ve gönüllü müesseselerini de fedakar olmaya çağırıyoruz. Yirmibirinci asrın; Din’in öne çıktığı, nitelikli fert ve şahsiyet unsurunun en çok gözetildiği, mutluluk özlemlerinin pragmatik çıkarcı anlayışların yerine geçeceği bir dönem olacağı; sadece spekülatif yazarların değil, "yönelim araştırmaları" hazırlayan toplumbilimcilerin bile görüşleri arasında yer almaktadır. Hal böyle iken, ondokuzuncu asrın pozitivist-doktriner yorumlarıyla; İslam, toplum, kainat ve bilimler konusunda alışılagelmiş iddiaların ortaya atılmasını, son ilmi ve içtimai gelişmelerin gözardı edilmesini ve de bunların ilmilik ve eğitimcilik adına yapılmasını kabul edemeyiz.
Yirmibirinci asrın İslam Kültür ve Medeniyetinin yeni bir diriliş ve uyanış dönemi olacağından hiç bir endişe ve şüphemiz yoktur. Bütün dünyanın huzura ve bütün insanların kendi fıtri yaratılışlarının gereğine dönmeleri demek olan böyle bir gelişmenin başlangıcı müslüman fertlerin, çağın gerektirdiği teknik ilimler yanında, kendi dinlerini ve görüşlerini yeniden ve doğru bir şekilde öğrenmekten geçer. Yaş farkı gözetilmeksizin her müslüman kendi kendini yetiştirmek üzere, böyle yüce ve onurlu bir gayretin içine girmelidir.
Öğretmenlerin ve eğitimcilerin tarihimizde ne kadar saygın bir yeri olduğu malumdur. Bu ortam yeniden sağlanmalı ve öğretmenlerimiz, yeniden toplumu- muzdaki saygın yerine yükseltilmelidir.
Yeni eğitim- öğretim döneminde bütün öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi tebrik ederken, Başkanlığımıza bağlı Kur’an kurslarında görev yapan bütün yöneticilerimizi ve öğreticilerimizi huzur ve güven içerisinde olmaya, görevlerinin önemini ve kudsiyetini her zaman hatırlamaya davet ediyor, başarılar diliyorum. ♦