Makale

Hastahanelerde Yeni Bir Uygulama: Din ve Moral Hizmeti

Hastahanelerde Yeni Bir Uygulama:
Din ve Moral Hizmeti

Nurullah ALTAŞ
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Din Eğit. Anabilim Dalı Araş. Görevlisi

Hastahanelerde yatarak tedavi gören hastaların dini ihtiyaçlarını karşılamak, onlara moral vermek , ibadetlerini eksiksiz yapmalarına yardımcı olmak ve yaşama dirençlerini desteklemek maksadıyla din ve moral hizmetleri verilmesi uygulaması batıda xx. Yüzyılın başından beri geliştirilerek devam ettirilen bir uygulamadır. Bu ülkelerde hastalara din ve moral hizmetlerinin sunulması, hastahanelerin en başta gelen görevi, hastaların ise en tabii hakkı kabul edilmiştir. Bu gelişme süreci içinde "chaplaincy services’ profesyonelleşme sürecini tamamlayarak tıp hizmeti içinde yarı bağımsız kurumlar oluşturmuşlardır. Bu kurumlaşma, hasta- haneler içindeki yapılanma ile » birlikte kendi elemanlarını da yetiştiren eğitim sistemini de kapsamaktadır.
Her ne kadar tarihimizde , hastahanelerde din görevlisi bulundurma geleneğine rastlamak mümkünse de bu görevlilerin moral ve psikolojik hizmet vermekten çok, vefat etme durumunda olan hastalara ke- lime-i tevhit telkini, vefat edenlerin yıkanması, defin ve telkin . hizmetleri ile uğraştığını görmekteyiz. Bu şekilde geleneğimizde sadece ölümün yaklaşma anı ve ölüm sonrası verilen hizmetler anlamında varolan uygulamanın; yakın zamanda başlatılmış bulunan "hastahanelerdeki din ve moral hizmetlerinin de komuoyunda hastahane imamlığı” şeklinde algılanmasına sebep olmuştur. Bu şekildeki hastahane din görevlisi uygulamasının moral hizmet sunulması anlamında batıdaki uygulama ile bir benzerliği yok- tur(1). Zaten hizmetin, sadece hastalara kur’an okuma şeklinde algılanıp® dar çerçeveye sıkıştırılmasının da sebebi tarihten gelen bu anlayıştır.
Yurdumuzda Hizmetin Uygulanışı
Kanunla kendisine İslam dininin inanç, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili tüm işleri yürütme görevi verilen bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı da uygulamanın değerlendirmesine yönelik bir çalışma yapmıştır. Hizmeti yürüten görevliler tarafından doldurularak başkanlığa ulaştırılan formlar ve yurtdışı teşkilatlarından gelen bilgilerin değerlendirilmesi sonucu bir rapor hazırlanmıştır. Hazırlanan rapor hizmetin Türkiye uygulamasına yönelik geniş çaplı çalışmalara rehberlik edecek temel bir çalışma niteliğindedir.® Zira son günlerde yine gündemde sergilendiği gibi bugüne kadar konunun üzerinde yapılan tartışmalar, genellikle ideolojik endişelerle ve Türkiye’deki uygulama ile batıdaki uygulamalardan adeta habersiz olarak sürdürülmektedir. Şu ana kadar konuyu bilimsel zeminde ve objektif olarak tartışan bir çalışmaya rastlamak mümkün olmamıştır.
Hizmetin başlatıldığı 1995 yılı nisan ayından itibaren ilk üç aylık dönemin değerlendirmesini ihtiva eden araştırmaya göre Türkiye’de Sağlık Bakanlı- ğı’na bağlı 507 hastahaneden 337’sine bu hizmet ulaştırılmıştır (% 66.5). 54 hastahane ile ilgili başkanlığa bir bilgi ulaştırılmamış, 52’sinde hastahane yönetimleri hizmeti reddetmiş, 56’sında ise yatarak tedavi gören hastaların bulunmadığı tespit edilmiştir. Hizmette görev alanlarının önemli bir bölümünü imam hatip lisesi mezunu (%49) imam-hatip kodrolarındaki görevliler (%51) oluşturma-sına ragmen %26 oranında dini yüksek öğrenim ve %11 oranında da diğer yüksek öğrenim kurumlarından mezun olan görevlilerde görev almışlardırC4>. Formların öneriler bölümünde görevliler tarafından üzerinde ısrarla durulan hususlar, hasta- hane yönetimleri ile sürtüşmeleri önleyecek kesin bir düzenlemeye gidilmesi, yürütülen hizmetin içeriğinin tüm kamuoyu ile birlikte hastahane yönetimlerine de anlatılması ve hizmetteki verimliliğin artırılması amacıyla muhtevanın belirginleştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması noktalarıdır.

Batı’dan Örnekler

Amerika Birleşik Devletlerinde hastahanelerde yürütülen din ve moral hizmetlerinin genel adı "chaplaincy services" (Din ve tıp ortaklığı hizmetleri) dir. Hizmetleri yürüten uzman görevlilerin adı ise "chaplain’ (din adamı)e’dır. Profesyonel sağlık bakım çep- kinligi bu yüzyılın ilk yarısında boston’da geliştirilmiştir. Massachussets Genel ve Massachussets Akıl Hastahanesi’ndeki ruhbanlar ve psikologlar tarafından ruhi bakım, beden bakımı kadar önemli olduğu fikri, hizmetin doğuşunu hazırlayan ana faktör olmuştur.® Bugün artık A.B.D.’de bu iş çok gelişmiş, profesyonel bir hizmet alanıdır. Çeplinler sadece hastaların değil, aynı zamanda onların aileleri, arkadaş ve diğer sosyal çevreleri ile de ilgilenmektedir. Ölen hastaların yakınlarına başsağlığı dilemek ve onlarla ilgilenmek de çeplinlerin görevleri arasında kabul edilmektedir(6).
Belçika genelinde hastaha- nelerdeki hastaların dini ihtiyaçlarını karşılamak, onlara moral vermek, ibadetlerini yerine getirmelerine yardımcı olmak ve yaşama dirençlerini desteklemek maksadıyla sunulan din hizmetlerinin yasal dayanağı; 12.7.1970 tarihli Kraliyet Kararnamesi ve bu kararname çerçevesinde o günün Sağlık ve Çevre Bakanlığınca hazırlanan genelgedir™. Söz konusu genelgeye göre Belçika’daki hastahanelerde hastanın isteği üzerine, ailesince belirlenen din görevlisi, hastalarını serbestçe ziyaret edebilecek, bu konuda hastahane sorumlulu- ları gerekli bütün önlemleri alacaktır. Resmi görevlisi bulunmayan hastahanelerdeki din hizmetlerini fahri görevliler yürütecek; tüm görevlilerin hizmet yürütmesi ancak bağlı bulundukları dini temsil eden resmi makamların görevlendirmesiyle mümkün olacaktır.
Belçika’daki uygulamaya göre hasta hastahaneye alınırken hangi dine mensup olduğu, din görevlisi isteyip istemediği şeklinde sorular sorulmakta ve bu konuyla ilgili bir form kendisine doldurtulmaktadır. Hatta farklı dinlere mensup hastalar göz önünde bulundurularak, çeşitli dinleri ana hatlarıyla tanıtan bir de küçük kitapçık farklı dinden olan hastalara sunulmaktadır.
Belçika hastahanelerinde yürütülen din hizmetleri üzerine “Din Hizmeti Veren Kişilerin Dini Hukuk Açısından Yerleri” isimli bir makalesi olan Alphonse Borras, din görevlilerinin bilmesi ve yerine getirmesi gerekli şartları şöyle sıralar;
a. Yaptıkları görevin bilincinde olmak,
b. Kilise başkanına bağlı olarak hizmet verdiklerini bilmek,
c. Hastalara refakat etmek ve ibadetlerini vaktinde severek yerine getirmelerine yardımcı olmak,
D. Onlara dua ve tövbe ettirmek, dini günleri gereğince yaşamalarına imkan sağlamak,
e. Hastanın ailesi ile koordinen çalışmak,
f. Hasbi, ketum, liyakatli, fiziki ve insani açıdan yeterli, dinlemesini iyi bilen, dindar ve dürüst olmak(8).
Fransa’da ise bu servislerin çalışanları gönüllü hizmetlilerdir. Çünkü bu servisler, hastahane içinde bir veya bir kaç odada çalışmakla beraber dernek statüsündedir. Hastahane ve huzurevi idaresiyle ve hastahane personeli olan bir papazla işbirliği yaparak çalışmaktadır. Hastahane veya huzurevinin büyüklüğüne göre bu yerlerin çoğunda bir veya bir kaç papaz, hastahane veya huzurevi personeli olarak çalışmakta, maaşını da buradan almaktadır. Ayrıca hastahane- lerden maaş almayan kiliseye bağlı papazlar da zaman zaman va genellikle program veya istek üzerine hastahaneye gelerek hizmet verebilmektedir(9).
Papazların yaptıkları hizmetler, hastahanenin kilisesi diyebileceğimiz alanlarda veya hastahane bahçesindeki kiliselerde haftanın belirli günlerinde, belli konularda va’zlar vermek şeklindedir. Bu va’azlara genellikle psikolojik hastalıkları bulunanlar, yaşlılar veya papazı dinlemek isteyenler katılmaktadır. Ayrıca hastaların görüşmek istemeleri sonucu, papazın odasında veya papaz hastanın yanına giderek hastanın odasında görüşmek ve hastanın sorularına cevap vermek şeklinde, sohbet tarzında da din hizmeti verilmektedir, ölüm durumunda dini gereklerin yerine getirilmesinin yanında hastaların okuması için broşür, dergi ve kitap temini de hastaha- nede görev yapan papazların görevleri arasındadır(10).
Hollanda hastahaneler birliği, “Dini ve Ruhi Bakım Organizasyonu” oluşturarak, 1987 yılında yayınladığı bir genelge ile hastahanelerde arzu eden hastalara din hizmeti sunulmasını zorunlu hale getirilmiştir. Bu genelgede özetle şu hususlara yer verilmektedir. Dini ve ruhi bakım, tıbbi bakım gibi gerekli ve kaçınılmazdır. Hastahane bünyelerinde kurulan dini ve ruhi bakım bölümü, hastahanenin diğer bölümlerinden ayrı düşünülemez, diğer bölümler gibi önemli ve kaçınılmazdır(11). Her hastahanede bu hizmetin ifa edilmesinin zorunluluğuna işaret edilen genelgede, hastahanede görev yapacak din görevlisinin görevleri ise şu şekilde belirleniyor:
1. Hastanın ihtiyacı olduğu anda dini ve ruhi yardım sunmak,
2. Gerektiğinde hasta ve onun cemaatı arasında ilişkiyi sağlamak,
3. Gerektiğinde hasta ve onun ailesi-yakınları ili ilişki kurmak, gerekirse ölüm anında ve yas anında yardımcı olmak,
4. Dini törenlerin, toplantıların yapılmasında ve organize edilmesinde çalışmak,
5. Hastanın isteği sonucunda hastahanede ki görevlilerle hasta arasında köprü kurmak ve hastalığı hakkında bilgi alış verişi sağlamak,
6. Hastahane içerisinde ibadet yerleri oluşturmak ve bu mekânların hizmete açık tutulmalarını sağlamak,
7. Hastane içerisindeki ibadethane ve toplantı yerlerinin hizmete açık tutulmasında, hastahane yetkili ve görevlileriyle bilgi alış verişinde bulunmak,
8. Bu hizmetlerin gerektiğinde diğer personel tarafından da yürütebilmesi için hastahane personeline kurs ve seminerler düzenlemek
Türkiye’de uygulanan din ve moral hizmetleri, batı örnekleriyle karşılaştırıldığında, kamuoyunda yapılan değerlendirmelerde bir çok yanlışlığın bulunduğu görülecektir. Her şeyden önce batı örneğinde hastaya din hizmeti verilmesi onun vazgeçilmez bir hakkı olarak değerlendirilmekte, tüm düzenlemeler hastanın bu hakkını en iyi şekilde kullanmasına yönelik olarak yapılmaktadır. Bu düzenlemelerde hastaların din ve mezhep farkları bile göz önünde bulundurulmakta, çeşitli din ve mezhep mensubu hastaların hizmetten aynı oranda yararlanmasına özen gösterilmektedir.
Yurdumuzda ilk defa başlatılmış bir hizmet olmasından dolayı bir takım aksaklıklar bulunsa bile tamamen hizmetin karşısında yer almak ve hastaların ölüm korkusu nedeni ile hizmete soğuk baktıklarını söylemek, gerçekle ilgisi olmayan iddialardır. Nitekim görevliler tarafından doldurulan formlardaki bilgilerden, hizmeti reddeden hiçbir hastanın bulunmadığı anlaşılmış, hatta hastaların önemli bir bölümünün hizmeti geç kalmış bir uygulama olarak değerlendirdikleri vurgulanmıştır03. Benzer değerlendirmeler, hastahane yönetimleri tarafından da yapılmıştır.
Ancak, gerek hizmeti yürüten görevliler ve gerekse müftülüklerimiz tarafından üzerinde durulan yeni bir düzenleme yapılması ihtiyacı henüz giderilebilmiş değildir. Bu düzenlemenin bir an önce yapılarak hastahanelerde yetenekli ve becerikli din görevlileriyle vasıflı bir din hizmeti sunulmasının sağlanması, hem irşat hizmetinin sahasını genişletecek ve hem de batı ülkeleri tarafından çok önceden kabul edilmiş ve belli bir standarda kavuşturulmuş en tabii haklarından birini insanlarımıza kavuşturacaktır.