Makale

SİVAS’TA TÜRK ESERLERİ

SİVAS’TA TÜRK ESERLERİ

—VI —

Dr. Fili. İlhan AKÇAY

HANLAR

Taşhan: Kurşunlu Hamamın doğusunda bulunur. (Paşabey mah). Taştan çok itinalı yapılmış muhteşem, âbidevî tesir uyandıran yapı 16. asırda Sivas’ın Selçuklular devrinden sonra bile önemini muhafaza ettiğini göstermektedir. Dikdörtgen plânlı, iki katlı, ortası avlulu, klâsik tipte ya­pılmış Osmanlı hanıdır. Kemerlerde tuğla, yapı malzemesi olarak kullanıl­mıştır. Güneyde giriş kısmı bulunur, burası devrin hanları gibi çıkıntı yap­mış, fevkalâde tezyin edilmiş ve ayrıca dizdarları tarafından kullanılan üst kat odaları yapılmıştır. Devrin hanlarına nazaran daha gösterişli olan cephesinde arslan kabartması bulunur ki, Osmanlılar devrinde böyle süsler artık terkedilmişti. Anlaşılıyor ki, taşçı ustaları gayet serbest çalışmış, devrin Sivas eserlerinden ilham alarak bunu cepheye işlemiş olacakları akla yakın gelmektedir. Kapının yonca yaprağı şeklindeki bordür süsüne, Sivas Meydan Hamamı kapısında da rastlamaktayız. Fakat bu han, ha­mamdan 9 yıl evvel yapılmıştır. Hanın iki katı da cazip revaklarla çevril­miştir. Üst katta odaların dışarıya pencereleri bulunur. Damı düzdür. Han 983 H. yılında yapılmış olduğu üzerindeki kitabeden anlaşılmakta­dır. Behrampaşa vakfından olan hanın yanında yine ayni vakfa âit ve handakilerin de yıkanması için muhteşem bir çifte hamam (Kurşunlu Hamam) yaptırılmıştır. Han, Mimar Sinan’ın mimarbaşılığı devrinde ya­pılmıştır. Bu eser yapılırken ayni tarihte Sinan, muhteşem Payas Sokullu Kervansarayı ve manzumesini yaptırıyordu. Sivas’taki eserinin kendi ya­pısı olup olmadığı hakkında şimdiye kadar hiçbir bilgi toplayamadık. Yalnız Payas eserinde Ceneviz Kulesi (Cin Kulesi) denilen yapısının ka­pısı üzerinde de karşılıklı iki küçük arslan kabartması âdeta Sivas’taki Taşhan’ın kabartmalarının kötü kopyalarım teşkil etmekte olmaları dikkatimizi çekmiştir. Biz hiç olmazsa Taş Hanın Sinan talebelerinden birisi tarafından, Sivas’lı taşçılar da kullanmak üzere yapıldığını sanıyoruz. Ya­nındaki Kurşunlu Hamam da, plânı İstanbul’dan getirilerek mahallî iklim şartları dikkate alınmadan yaptırıldığım, muhteşem, çok yüksek hacmine bakarak anlamaktayız. Öyleyse Han’ın da Sinan atölyesi ile bir ilgisinin olması akla yakın gelmektedir. Neticede 16. asrın değerli bir hanı ile karşılaştığımız anlaşılmaktadır.

HAMAMLAR

Sivas, hamamlar bakımından zamanımızda en talihsiz beldelerden sayılır. Sayısız denecek kadar çok genel ve hususî hamamları varken şim­di yarım düzineye inmiş ve bunların birçoğu da ya yıkılmak üzere yahut da yıktırılmağa teşebbüs edilmektedir.

Şehirlerimizde, Anadolu’daki sayısız misâllere bakarak yol açmak ba­hanesiyle tarihî eserlerimizden hamam, çeşme ve mescidler acımadan yok edilmiştir. İşte tıpkı bunun gibi Sivas’ta yaptığımız tetkiklerde XVI. yüz­yıl Sinan devrine ait nadir güzellikteki Meydan Hamamı (bu addaki ba­histe ayrıca bilgiler verdik) sırf gerisinde, devrinin Belediye Reisinin ar­sasının kıymetlenip ev yapılması için yıktırılma cihetine gidilmek ve bu husus için bu etüdün yazarından bir rapor almağa teşebbüs ettiklerini söylersem; Türkiye’mizin diğer kısımlarının da nasıl olduğunu biraz açık­lamış oluruz.

SELÇUKLU HAMAMI: Birkaç yıl evvel Bürûciye Medresesi önün­deki molozlar kaldırılırken Selçuklu devrine kadar inen (XIII. yüzyıl) ha­mam kalıntısına rastlanmıştır. Buna göre mevcut en eski hamam Sivas’­ta budur. Temelleri dondurulmuştur. Haç plânlı yıkanma yerinin orta ve köşeleri kubbelidir. Dört eyvanı ve halvetleri bulunur. Buna rağmen bu kısmında da Selçuklu devri geleneğine uygun olarak ölçüleri büyük Ölçüden simetriden uzaklaşmıştır, iki müstatil plânlı, tonoz tavanlı ılıklık da ortaya çıkmıştır. Soyunma yeri, devrinde, çoklukla ahşap olduğundan, mevcut değildir. Tekli hamamın plân bakımından da değeri olup; Dârüşşifâ, Medresesi, Burûciye ve Çifte Minareli’dekilerin yıkanmaları için yapıldığı anlaşılıyordu. Daha XVII-XVIII. yüzyıllarda harap olduğu, veya­hut kifayet etmediğinden, Bürûeiye Medresesinin doğu bitişiğine Yeni Ha­mam (Porit Hamamı) nı yaptıran Osmanlıların bu medenî, dînî ihtiyaç­larım göstermekteki titizlikleri de hayranlıkla yerlerinde görülebilir.

SİVAS MEYDAN HAMAMI: Meydan Camisi karşısında bulunur. Klâsik tiptedir. Kare plânlı soyunma mahalli bulunur. Buraya eyvanlı gi­riş kısmı vardır. Kapının batısındaki penceresi stalakütli ve profilli olup diğer hamamlardan esaslı bir şekilde ayrılır. Soyunma mahallinin kubbe­si sekizgen tambura dayanır ve ortada yine sekizgen bir şadırvanı bulu­nur. Bu kısımdan ön cepheye çıkıntı yapan müstatil plânlı ve tonozlu kı­sım bulunur. Ilıklık kısmı 1 kubbe ve 1 tonozlu kısımdan ibarettir. Helâlar burada bulunur. Tonozlu kısımdan müstakil, bir kubbeli helâ kısmına geçilir. Burada assimetrik bir düzenin hâkim olduğu görülmektedir. Yı­kanma klâsik tiptedir. 1 büyük merkezî kubbeli, 4 eyvan ve 4 halvetlidir. Halvetleri kubbelidir. Herbirinde üçer kurna bulunur. Doğudaki halvetin tonozlu kısmı olup diğer halvetlerden ayrılırsa da, hamamın orijinal plâ­nına dâhildir. Burada ise 8 kurna vardır. Devrine ait kurnalarda lâle tez­yinatı bulunur. Yıkanma mahalline bitişik su haznesi ve altında külhanı vardır. Duvarları kısmen kesme, kısmen moloz taştandır. İtinalı işçilikle yapılmıştır. 992 H. (1584 M.) tarihinde Sultan Murad III. vezirlerinden Sivas Valisi Mahmut Paşa tarafından yaptırılmıştır. Hamamın zeminin­de, helalarda değişiklikler yapılmış, soyunma mahalli kubbesinde iki adet tepe penceresi açılmıştır. Etrafı da kısmen toprak dolmuştur.

Birkaç yıl evvel Belediyece gerisindeki bir özel arsanın kıymetlendi­rilmesi için, cehennemliği yıktırılmış ve hamam ortadan kaldırılmağa te­şebbüs edilmiştir. Sinan devrinin Sivas’taki tek hamamının bu derece hoyrat ellerde görülen muamelesi üzüntü ile karşılanmıştır.