Makale

Tezhip Güzelliğin Sanatı

Evlerimizin, Mabetlerimizin süsü, zenginliği TEZHİP

TEZHİP, geçmişi Uygur Türklerine kadar uzanan milli sanatlanmızdandır. Büyük Göçten sonra Türkler bu sanatı Anadolu’ya taşıdılar. SeJçukJu ve Osmanlılarla daha da gelişen tezhip, arapça "zeheb" kelimesinden türetilmiş. Yaldız sürme, yaldızlama anlamına geliyor. Eskiden ilmî kitapların serlevhalarında, kenarlannda kullanılırken, günümüzde evlerimizi, ibadethanelerimizi süslemektedir.
Altın, gümüş ve suluboya ile yapılan tezhip, endüstriyel alanda da kullanılmakta, pek çok eşyaya güzellik katmaktadır. Zamanla kaybolmaya yüztutan bu sanat dalı, son yıllarda konuya ilgi duyan kişilerin şahsî gayretleri ve Kültür Bakanlığının yakın ve sıcak ilgisiyle yeniden hayat buldu. Bu güzel çabalara bimz olsun katkıda bulunmak amacıyla, günümüzün tezhip ustalarından, Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Türk Süsleme sanatlan Şube müdürü Yılmaz ÖZCAN’la arkadaşımız Dilâver AYDIN görüştü:

Sayın özcan, sizde süsleme sanatlarına ilgi nasıl ve nerede başladı, anlatır mısınız?

Anlatayım efendim. 1961 yılında İstanbul Yüksek. İslâm Enstitüsüne tahsil için gittiğimde, sınıfımızın karatahtasına tebeşirlerle Türk süslemelerine benzer şekiller yapıyordum. Tabiî bu motifler tebeşirle çizildiği için silinip yok oluyordu. Çizdiklerim, Türk motiflerinin bulunduğu sanat kitaplarından edindiğim ilk bilgilerle kendi kafama göre düzenlediğim çizimlerdi. Tahtadaki çizimler, musikî üstadımız merhum Halil CAN Be/in dikkatini çekmiş olmalı ki, "Bu motifleri kim çiziyor?" diye sordu. Benim çizdiğimi anlayınca da benimle ilgilendi. Bunları ebedîleştirelim.’dedi.
Demek sizi ilk keşfeden musiki hocanız oldu?
Bu güzellikler, insanımızın ruh güzelliğinin remzidir..
Musiki hocam vesile oldu. Beni, Ord. Prof. Dr.Ahmet Süheyl Onver Beye götürdü, tanıştırdı. Üstadım benimle ilgilendi, 1962 yılında Türk Süsleme Sanatlarını şuurlu olarak tahsile başlamış oldum.
Vakit buldukça ve tatillerde üstadımın yanında kaldım. Onun sanat tarihi araştırmalarına katıldım. Bir yandan da tezhibe, minyatüre devam ettim, Diyanet İşleri Başkanlığına memur olarak atandıktan sonra fırsat buldukça İstanbul’a gittim ve Süheyl Ünver hocamın tahlillerini, tenkitlerini aldım. Zamanla ondan icazette aldım. Bu çalışmalarım yalnız Türk süsleme sanat-lannın desenleri ile uğraşmak olarak kalmadı. Türk süsleme sanatlarının bir arşivini oluşturma, yoluna da gittim. Daha sonra Ankara’da Türk Kadınları Kültür Merkezinde Türk süsleme sa-natlan kursu vermeye başladım. Zaman zaman da rahmetli üstadım gelip kontrofetti, yol göstericilik yaptı.
Kültür Bakanlığı’na ne zaman geçtiniz?
Kültür Bakanlığına 1975 yılında geçtim. 1975’de Güzel sanatlar Genel Müdürlüğü’ne geldiğimde. Türk süsleme sanatlarını, buradaki ilgililerimiz, Genel müdürümüz, Daire Başkanlarımız da görmüş oldular. Bu sanat dallarımızın Genel Müdürlük faaliyetleri olarak de-vam etmesi arzu edildi."
Grup sergileri açtık. Bakanlık ilgililerini davet ediyorduk Bu sergiler yöneticilerimizi etkiledi. Karma sergiler halinde çeşitli illerde, Millî Kütüphanede , Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galeri-si’nde çok sayıda sergiler açtık. Bu sergilere ilgi fazla idi.
Bu arada Ankara’da Birinci Milli Kültür Şurası toplandı. Bu şuraya ben de bir bildiriyle katıldım. Bildirinin konusu, Türk Süsleme Sanatlarının Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü şemsiyesi altında bir müdürlük olarak kurulması ve Devlet eliyle Türk süsleme sanatianna hizmet eden sanatçlann bir araya getirilmesi, bu sanatın yurt içinde ve dışında tanıtılması ve diğer sanatlar arasında bu sanatlarımızı da bir faaliyet olarak devam ettirme arzusu, dileği idi. 1981 yılında Güzel Sanatlar Müdürlüğünde Türk Süsleme Sanatlannı yaşatmak amacıyla bir Şube Müdürlüğü kuruldu. Bu şubeye Müdür olarak atandım.
Türk Süsleme Sanattan Müdürlüğü olarak sadece tezhip üzerinde mi çalışıyorsunuz, ilgilendiğiniz başka dallar da var mı?
Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, beş yıldır Türk süsleme sanatlarının beş dalında Devlet sergileri açıyor. Bu sanat dallan, hüsn-i hat, minyatür, ebru, çini deseni ve tezhiptir. Bu sergiler, zaman zaman yun içinde çeşitli galerilerimizde ve yurtdışında çeşitli kültürel faaliyetlerimiz olan ülkelerde açılmaktadır.
Bu ülkelerde ağlan serginin yanı sıra, konferanslar da verdim. "Türk Süsleme Sanatları Sergileri" yalnız bir kültürel sergi olmaktan ibaret değildi. Türk süsleme sanatlarına Türkiye’de değer verildiğini göstermesi bakımından çok yararlı oldu.
Yurtdışında açtığınız sergilere ilgi nasıldı?
Batı ülkeleri, çok okuyan, sanatla günlük hayatlarında içice olan ülkeler. Sergilerimizi bir kültür etkinliği olarak ele alacak olursak fevkalâde ilgi gördü. Salonlar tıklım tıklım doluyordu.
Şimdiye kadar kaç sergi açanız?
Öğrencilerimle beraber çok sayıda karma sergiler açtım. Bunlar otuzu aşmıştır. Bunların bazıları yurtdışında oldu. Bir sergi dışında şahsî sergiler açmayı istemedim, düşünmedim.
Bu güzel soman gelecek nesillere aktarılması, yeni elemanların yetiştirilmesine bağlı şüphesiz. Bu hususta noter yapıyorsunuz?
Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünün 1981-1985 yıllan arasında Milli Kütüphane bünyesinde düzenlediği kurslara 250 ye yakın müracaat oldu. Fakat bunlardan 18 kişi basan belgesi aldı. Bu 18 kişinin üçü öğretmen seviyesine yükseldiler. Kurslar düzenlediler, sergiler açtılar...Bu kurslardan yetişenler şahsî ve grup sergileri açmaktadırlar.
Türk süsleme sanattan ile ilgili çalışmalarda yayınlar, kaynak kitaplar var mı?
Türk süsleme sanatları kaynak kitaplar bakımından maalesef arzu ettiğimiz seviyede değil. Çünkü usta-çırak usulü ile yürütülen. bu sanat dallarımız bugün de birkaç üniversitenin dı-şında, aynı şekilde yürütülmekte. Türk süsleme sanatlarının gelişmesine paralel olarak geleneksel sanatlarımızı içeren kitaplar az da olsa zaman zaman neşrediliyor. Bazı kişilerin, bankaların ve Kültür Bakanlığı’nın yayınla-n piyasaya çıkmakta. Bu sanatlarımıza gönül verenlere tavsiyem, iyi bir araştırma olmalarıdır. Bu bakımdan teori ve pratiği beraber yürütmek mecburiyet vardır. Kütüphaneler, kitapçılar araştırılmak taranmak sureti ile gele-neğimize bağlı bu sanat dallarımızda yazılmış makaleleri, ilmî toplantılann raporlarını toplayabilirler.
Günümüzde Hüsn-i hat konusunda da güzel gelişmeler olduğunu biliyoruz. Bu hususta görüşlerinizi öğrenebilir miyim?
Hüsn-i hat konusunda da yurdumuzda yüzümüzü ak edecek hatırı sayılır çalışmalar mevcut Eski üstatların öğrencileri yetişti ve bunlar kendi çaplarında kurslar düzenlemekte kabiliyetli gençlere bilgilerini aktarmaktalar. Böylece çok güzel hat örnekleri elde ediliyor. Bu sevindirici bir gelişmedir.
Türk süsleme Sanatlarıyla uğraşmak isteyen gençlere neler söylemek istersiniz?
Türk süsleme Sanatları, eğitimin yanında, çok büyük bir gayret, sebat, sabır, ciddiyet devamlılık isteyen sanat dallandır. Aralıklarla olabilecek bir şey değil. Kısa süreli kurs ve derslerle elde edilecek bir meziyet de değil. Bu bakımdan Türk süsleme sanatlarına ilgi duyan yetenekli kişilere tavsiyemiz, İstanbul ve Ankara’da Türk süsleme sanatları kursları veren bir yere üye olmaları, kursiyer olarak katılmaları, konuya ciddiyetle gönül bağlayıp sürekli çalışmalarıdır. Bu çalışmalar süsleme sanatlarımızın en güzel örneklerini kendisinde bulunduran Topkapı Sarayı, İslâm Eserleri Müzesi ve Millî Kütüphane gibi kuruluşlarda yerinde görülmeli, orada devam ettirilmelidir. Bu çalışmaları diyalarla, fotoğraflarla alacakları kopyalarla ebedileştirmelidir. Sahalarında yapakları araştırmaları arşiv olarak ellerinin altında bulun-durmaları gerekli. Yoksa kurs öğretmeninin vereceği üç-beş örnekle kalmak yeterli değildir. Bu sahalarda gelişme devam, kararlı ve geniş arşiv, müze çalışmaları neticesinde olabilir. Türk Süsleme sanatlarının hemen hemen bütün dallan, kuralları, alfabesi olan köklü bir sanat Kesin ve kırıksız çizgiler içerisinde kalıp, o alanları değerlendirmek söz konusu. Bir alfabesi var. Uzun yüz yıllara dayanan tarihî tekâmülü var. Asırlarına göre çalışmalar yapmak gerekli, öncelikle, evvelki sanat eserlerini ve örnekleri kitaplardan; mimarî manzumelerden, çeşitli taşınabilir objelerden inceleyerek derleyip toplamak ve esasları bozulmadan bunların kopyalarını almak bir tasnife tabi tutmak arşiv oluşturmak gerekiyor. Bunları güzelce özümledik-ten sonra, anlayışla ince bir zekayla tedkik edip notlar çıkardıktan sonra öncelikle aynılarını yapmaya gayret etmek gerekir. Sonra sanatın gerekliliği olan yapısıyla, ritmiyle kompozisyonlar yapmaya çalışmak gerekir. Evvelki sanatçıların eserlerini enine boyuna irdeledikten sonra, neyin, nasıl yapıldığı görülecek ona göre sanatçı kendisinin kompozisyonunu hazırlamış olacaktır.