Makale

Edidörten

Editörden

Dergimizin şekil ve muhteva olarak yenilenmiş ve zenginleştirilmiş yeni bir sayısıyla daha karşınızda olmaktan gerçekten heyecanlıyız. Geçen sayımıza gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ediyoruz. Bütün çabamız, sizden gelecek eleştiri ve katkılarla en iyiyi ve güzeli yakalamaya çalışmaktır.
Etrafımızda çok kötü şeyler oluyor. Buna hiç kimse duyarsız kalamaz tabiî. Sıcak bir savaşı birlikte yaşadık ve hâlâ da yaşamaya devam ediyoruz. Masum insanlar ölüyor; korumasız çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ölüyor. Şehirler düşerken akıl almaz yağmalama olayları yaşanıyor. Kim bu yağmacılar; medeniyetlere merkez olmuş şehirleri, tarih ve kültür miraslarını kimler yağmalıyor, neden bu yağmalama olaylarına seyirci kalınıyor; anlamak gerçekten mümkün değil.
Çağımızın insanı koruyucu kalkanlarını yitirmiş durumdadır. Allah korkusu, ahlâk kaygısı, insanlık saygısı kalmamış toplumlar geleceklerini kendi elleriyle yok ediyorlar. Bugün, yüce dinimizin insanlığa sunduğu evrensel değerlere bütün bir insanlık olarak her zamankinden daha çok muhtacız. Burada tarihî görev yine bize, bizim milletimize düşüyor. Bu sebeple İslam’ın değerlerini, dünya görüşünü, kültür ve medeniyet anlayışını, insana bakışını tarihte olduğu gibi doğru temsil etmeli ve bölgemize, hatta bütün insanlığa yeniden kazandırmalıyız.
Bize göre barış ve uzlaşma kavramları bir söylem olarak kalmamalı; bir dünya görüşü, bir hayat tarzı olarak ortaya konulmalıdır. Eğer kendinizle barışık ve uzlaşma halinde değilseniz başkalarına söyleyecek bir şeyiniz olamaz, işte batı dünyası bugün, böyle bir çıkmazı yaşıyor. Etrafımızda olup bitenleri, kendimizi tanımadan anlamlandırmamız çok zordur. Dünyaya yeni bir şekil verme sevdasında olanlara karşı kendi yerimizi ve konumumuzu güçlendirebilmemiz için, başkalarının bize bakışından çok bizim kendimize bakışımız- dır önemli olan. Ben buyum diyebilen, kendi yerini kendi edinir, işte millet olmak demek budur.
Böyle bir anlayışla Nisan sayımızda haber kavramını kapak konusu yapmıştık. Öngörümüzde yanılmadık; günümüzde asıl savaş medyatik olan savaştır. Bu konuda kendi tavrımızı ortaya koymaya çalıştık. Bilgi kaynağı olarak sadık haberi inceledik. Haberin sıhhatini, haber araçlarını hangi ilkelerden yola çıkarak tartışmamız gerektiğini araştırdık. Gördük ki İslâm dini ve kültürü bu konuda da evrensel ilkeleri belirlemiş. Öyleyse bize düşen, bunları hayata geçirmek ve doğru temsil etmektir.
Bu sayımızda sevgili peygamberimizi kapak konusu olarak ele alıyoruz. Okuyucularımız, yeni dönem sayılarımızı birbiriyle ilişkilendirerek değerlendirmelidirler. Sadık haber, sadık haberin yol göstericisi yüce peygamberimiz; gelecek sayımızda ise sınav ve hayat... Dergimizin her sayısı, bir bütünün çerçevelenmiş bir parçasıdır. Bütün ise ait olduğumuz bütündür!

Yaşar Çolak