Makale

Konu: Kurban ibadetlerimiz ve Kurban Bayramı

Konu: Kurban ibadetimiz ve Kurban Bayramı

Dr. Hamdi Tekeli
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

I. Plan
a) Kurbanın kelime ve ıstılah anlamı
b) Kur’an-ı Kerim ayetlerinde ve hadislerde kurban ibadeti
c) Kurban ibadeti ve kurban bayramının ferdî ve toplumsal boyutu
d) Kurban bayramındaki salih amellerin korunması ve devamlılığı.
e) Kurban ibadeti ve Kurban Bayramı bilincinin gelecek nesillerimize intikali
II. İşleniş
Allah’a hamd ve peygamberimize salavattan sonra kurban ve bayram kelimelerinin terim ve ıstılah anlamları verilerek konuya başlanır. Kurbanın tarihçesi ve öneminden bahseden ayet ve hadisler ışığında konu anlatılır. Kurban ibadetinin ve Kurban Bayramı’nın kendimiz, ailemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olması ümidiyle dua ve niyazda bulunulur. Kurban ibadeti ve bayramlaşma vesilesiyle muhtaç ve kimsesizleri düşünmenin, işlediğimiz günahlara tövbe etme, kendimiz, ailemiz, ülkemiz, bütün Müslümanlar ve insanlık için Allah’a dua ve niyazda bulunmanın öneminden bahsedilerek genel bir değerlendirme ve dua yapılır. Kurban Bayramı’nın manevi ortamından yararlanılmaya çalışılır.
III. Özet sunum
Kurban kelimesi lügat bakımından yakınlaşmak, yakın olmak anlamına mastar olmakla birlikte zamanla isim olarak kullanılmış ve “insanı Allah’a yaklaştıran” şeylere kurban denilmiştir. Kurban kelimesi Türkçe’de çeşitli anlamlara gelmektedir.
Kurban kelimesinin karşılığı olarak aslı Arapça olan “udhiyye” kelimesi zaman zaman dilimizde de kullanılmaktadır. Udhiyye, kurban günlerinde (eyyam-ı nahr) kurban maksadıyla usulüne uygun olarak kesilen hayvanlara verilen isimdir.
Bayramlar, iman, ibadet ve tarih bilinciyle sevinç atmosferinde bizleri buluşturan ve bu sevinci geleceğe taşıyan zaman dilimleridir.
Bayramlar, yalnızlaşan günümüz insanının kendisini ve çevresini fark etmesini sağlar, dinî ve millî hislerimizi hareketlendirir, akrabalık ve komşuluk bağlarını kuvvetlendirir, toplum hayatını canlandırır.
Kitap ve sünnetin etkisiyle şekillenen örf ve âdetlerimizi yaşatmak ve sürdürmek için yaşantımıza dikkat etmeliyiz. O günlerde yaşadığımız çevreden uzaklaşmamalı, bir mazeret sebebiyle uzaklaşmış isek dönünce çevremizdeki insanlarla bayramlaşmalıyız.
Bu cümleden olarak kurban keseceklerin bayram gününde ilk lokmasını kurban etinden yemek maksadıyla namazdan önce bir şey yenilmemesi, sabah namazına erken gidilerek mahalle mescidinde kılınması, bayram namazı için mümkünse büyük camiye gidilmesi; namaza giderken Kurban Bayramı’nda açıktan tekbir getirilmesi, dönüşte mümkün ise başka yoldan gelinmesi, yolda insanlara güler yüzlü ve tatlı sözlü davranılması, gücü yettiğince muhtaçlara bolca sadaka verilmesi sayılabilir.
Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra Medine sakinlerinin İran’dan alınma Nevruz ve Mihrican bayramlarını kutladıklarını gören Hz. Peygamber, “Allah sizin için o iki günü, daha hayırlı iki günle, Kurban ve Ramazan Bayramlarıyla değiştirmiştir.” (Nesai, Salatü’l-İdeyn, 1.) buyurmuştur.
İslam dininde ramazan ve kurban olmak üzere iki bayramımız vardır. Her iki bayram da Müslümanlar arasında hicretin 2. yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır.
Kurban Bayramı’ndan birkaç gün önce yapılan konuşmalarda kurban konusunun fıkhi, psikolojik ve sosyal boyutları işlenmelidir. Kurban Bayramı arifesinden önce teşrik tekbirlerinin uygulanma durumu, hac ibadetinin zamanı ve uygulanması konuları anlatılmalıdır.
Bu bağlamda kurban ibadetinin tarihçesinin Hz. Âdem (a.s.) döneminde Habil ve Kabil’in kestiği kurbanlar, Kur’an ayetleri ışığında özetle anlatılmalı, Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in uygulamalarından bahsedilmelidir.
Kurbanın hükmü, kurban kesme vakti, kurban kesmekle mükellef olanlar ve büyükbaş kurbanın kaç kişi tarafından kesilebileceği, kurbanlık hayvanların vasıfları, kurban keserken nelere dikkat edileceği anlatılır. Ayrıca, taksitle kurban alınması, kurban kesim yöntemleri ile kurban etinin ve derisinin nasıl değerlendirileceğinden bahsedilebilir.
IV. Konu ile ilgili ayetler
“Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.” “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.” Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. İbrahim’e selam olsun. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o mümin kullarımızdandı. (Saffat, 37/100-111.)
Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik. O hâlde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. (Kevser, 108/1-2.)
V- Konu ile ilgili bazı hadisler
a) Kurban kesmenin vakti ve önemi hakkında bazı hadisler;
Cundub b. Sufyan (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
Kurban Bayramı günü Hz. Peygamber (s.a.s.) ile beraber hazır bulundum. Namazı kıldı, namazı bitirip de selam verince, namaz bitmeden önce kesilmiş olan bazı kurban etleri ile karşılaştı. Bunun üzerine: "Kim namazdan önce kurbanını kestiyse onun yerine bir kurban daha kessin. Kim kesmemiş ise besmele ile kessin." buyurdu. (Müslim, Kitabu’l-Edahi 1, (II/1551) Hadis No:1960.)
Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kimin hâli vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgâhımıza yaklaşmasın." (İbn Mace, Edahi, 2; Bu konuda mezhep imamlarının görüşleri için bk. es-Serahsi, Kitabu’l-Mebsut, XII/ 8; Şevkani, Neylü’l-Evtar, V/126.)
“Âdemoğlu Kurban Bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin.” (Tirmizi, Edahi, 1.)
b) Akraba ziyaretleri hakkında hadisler;
Bayramlarda yakın akraba ve komşuları ziyaret konusunda Peygamberimizin tavsiyesi şudur:
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulüllah (s.a.s.) buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.’’ (Buhari, Edeb, 12 (VII/ 72.)
c) Bayram günlerinin değerlendirilmesi hakkında bazı hadisler;
“Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geriye çevrilmez. Bunlar Receb’in ilk (cuma) gecesi, Şaban’ın ortasında bulunan gece, cuma gecesi, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı geceleridir.” (Beyhaki, Sünen, Şuabü’l-İman, III, 342.)
Nübeyşe el-Hüzeli (r.a.) anlatıyor: "Rasulüllah (s.a.s.) buyurdular ki: "Teşrik günleri, yeme-içme ve Allah’ı zikretme günleridir." (Müslim, Kitabu’s-Sıyam Babu tahrimi savmi eyyami’t-teşrik, 23.) Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber iki günde oruç tutmaktan bizi nehyetti. Bunlar, Ramazan ve Kurban bayramlarıdır. (Buhari, Savm, 67.)
VI. Konuyla ilgili bazı hikmetli sözler
Kurban ibadetinin “Allah’a yakın olmak anlamındaki ‘Kurb’da ilk derece (Allah’ın) taatına yakın olmak ve bütün zaman boyunca ona ibadet vasfı ile muttasıf olmaktır. Bu’d ise, Allah’ın emirlerine muhalefet etmekle kirlenmek ve ona karşı itaatli hâlinden uzaklaşmaktır. (Kuşeyri, s. 213, Terc. Süleyman Uludağ, İst.1981.)
İbn Hafif’e Kurb (yakınlık) nedir? diye sorulmuş. O da, “Senin O’na yakın olman, devamlı (emirlerine) uyma hâli üzre olman ile; O’nun sana yakınlığı, seni sürekli olarak muvaffak kılması ile olur,” demiştir. (Kuşeyri, s. 170.)
Adamın biri meşhur sufilerden Cüneyd (r.a.)’e geldi. Cüneyd ona dedi ki:
- Nereden geliyorsun?
- Hacda idim, oradan gelmekteyim.
- Hac yaptın mı?
- Evet,
- Evinden çıkıp sahralarda yol almaya ve memleketinden sefer yapmaya başladığın vakitten beri bütün günahlardan göç edip ayrıldın mı?
- Hayır.
- O halde rıhlet yapmadın, yola çıkmadın. Cüneyd sözüne devam eder:
- Kurban kesme mahallinde kurban kesince, nefsinin arzularını da kurban ettin mi?
- Hayır.
- O hâlde kurban kesmemişsin der. (Aralarındaki konuşma devam eder. Daha geniş bilgi için bk. Hucviri, Keşfu’l-Mahcûb, s. 471-472 (Terc. Süleyman Uludağ, İst.1982.)
Naklettiğimiz bu cümleler de sufilerin kurban ibadetine bakışını yansıtmaktadır.
VII. Verilebilecek mesajlar
Kurban mali bir ibadettir. Dolayısıyla mali açıdan gücü yeten Müslümanların yapması esastır. Mali bakımdan kurban kesmesi gerektiği hâlde kurbanını kendisi kesemeyenler vekâlet yoluyla da kestirebilir. Çünkü mali ibadetlerde vekâlet caizdir. Kurban ibadetinin gerçekleştirilmesinde kurbanlık hayvanların usulüne göre kesilmesi önemlidir. Bu bakımdan kurbanlık hayvanlara iyi davranılmalıdır. Ayrıca kurban ibadetinin temsili yönleri de hatırlatılarak yüce yaratıcıya şükür, sabır ve teslimiyetin önemi vurgulanır. Kurban etlerinin veya kanlarının değil Yüce Allah’a takva duygusunun ulaşacağı hakikati hatırlatılır.
VIII. Yararlanılabilecek diğer kaynaklar
*Hak Dini Kur’an Dili-Elmalılı Hamdi Yazır
*Kur’an Yolu Tefsiri-Diyanet İşleri Başkanlığı Yay.
*Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi “Kurban” maddesi, XXVI/433-440
*Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi “Bayram” maddesi, V/257-265