Makale

İMAM-I BUHARİ (Ebu Abdullah, Muhammed İsmail, M. 810-871)

portre

İMAM-I BUHARİ (Ebu Abdullah,
Muhammed İsmail, M. 810-871)

Mehmet KARDEŞ

“Buhari-i Şerif” adı ile meşhur hadis kitabını yazan, hadis alimlerinin en büyüğü.
İmam Buhari hazretleri, Türkistan’ın Buhara şehrinde, miladi 19.7.810 tarihinde Cuma saatinde doğdu. Buhara şehrine izafeten * Buhari’ denilmektedir.
Buhari, ölüm döşeğinde “Şu kadar malım mülküm var. Ancak içinde ne haram olan, ne de haram şüphesi bulunan bir dirhemlik bir şey olduğunu zannetmiyorum," diyen alim bir baba ile, soylu bir aileden, üstün yetenek ve hasletlere sahip, her bakımdan övülmeğe lâyık bir anneden dünyaya gelmiştir.
Daha 16 yaşındayken, Ibnü’l - Mübarek ve İmam-ı Veki’ nin kitapları ile 70 000 hadis-i şerifi, ravîlerinin doğum ve ölüm tarihleriyle birlikte ezberlemiştir. Hadis - i şerif tahsili için ; “ikişer kere Mısır’a ve Şam’a, 4 defa Basra’ya gittim. Bağdat ve Küfe şehirlerine, kaç defa gittiğimi sayamam” diyor.
İmam-ı Buhari, hadis yazabilmek için sadece sekiz defa Bağdat’a gidip gelmiş, Horasan, Irak, Şam, Mısır, Mekke, Medine gibi ilim ve irfan merkezlerini gezip dolaşmış ,1.000’ den fazla meşâyih ile görüşerek hadis yazmıştır.
Ömer b. Hafs el- Eskâr diyor ki : Hadis yazarken Buhari’yi birkaç gün kaybettik. Nihayet aradık, onu bir evde bulduk. Her şeyi bitmiş, yanında hiç bir- şey kalmamıştı. Bir araya geldik, bir miktar para toplayarak ona bir elbise satın alıp giydirdik. Sonra o da bizimle beraber hadis yazmaya çıktı.’(1)
Hafs Ibn Kesir diyor ki Buhari gece uykudan uyanır, lambasını yakar, hatırına gelen faydalı bir şeyi yazardı. Sonra lambasını söndürür yatardı. Tekrar kalkar, tekrar yakardı. Hatta bir gecede hemen hemen yirmi defa kalktığı olurdu...(2)
Hicaz’da 6 yıl, Basra’da 5 yıl kaldığını, orada yazmadık hadis bırakmadığını söyler.
Bağdat ve Semerkand’da, muhaddisler tarafından hadislerin senet ve metinleri değiştirilip karıştırılarak imtihan edilmiş, insanı hayretlere düşüren hafızası yine şaşırmamış, doğru cevaplarıyla huzurdakilerin takdir ve hayranlıklarını kazanmıştı.
Az yer, az konuşur, az uyurdu. Yemeklerinde baharat kullanmazdı. Az yiyip az uyumakla israftan kaçarak, vaktini değerlendirirdi. Böylece hem kendi yediklerinden başkalarına da ikram etmek fırsatı bulur hem de ilme ve Allah (c.c)’a kulluk vazifelerine daha fazla zaman ayırabilirdi.
Muhammed Bin Ishâk diyor ki: ‘Yer yüzünde Muhammed bin İsmail Buhari’den daha çok hadîs bilen bir kimse görmedim.’
’Bütün Islâm milletleri ikinci bir Buhari vücuda getirmek için
bir araya gelseler, yine de bir başka Buhari meydana getiremezler...’
Mûsa b. Hârun el-Hammûl Hadîs alanında büyük bir âlim olan İmam Müslim. Imâm-ı Bu- hâri’nin hayranı idi. Kaynaklarda, Buhâri’nin alnından öperek, ona bırak da ayaklarından öpeyim ey üstâdların üstadı, mühaddislerin efendisi, hadîs illetinin tabibi. Şahadet ederim ki, dünyada senin bir eşin yoktur®* diyerek ona olan hayranlığını dile getirmiştir.
Sahih-i Buhâri

İmâm-i Buhâri diyor ki:
"100.000 sahih, 100.000 de gayri sahîh hadis ezberledim. "Câmi’us- sahîh’ (Sahîh-i Buhari) adlı kitabımı, 600.000 ha- dîs-i şerif arasından seçtim. Her hadis-i şerifi kitaba koymadan önce gusledip, iki rek’at namaz kılarak, istihâreye yattım. Ondan sonra hadîs-i şerifi kitaba koydum. Bunları yapmadan hiçbir hadisi yazmadım. "Sahih’e, sahîh olduğuna kesinlikle kanaat getirdiğim hadislerden başkasını koymadım. 7.275 (mükerrerlerle birlikte 9.082) hadîs-i şerif bulunan ve 97 kitap ile 3533 bâb’a ayrı- lan’Sahih’imi 16 yılda tamamladım. Sonra bu kitabı kendimle Allah (c.c) arasında bir hüccet yaptım...’
Bu kitabı, Mekke-i Mükerre- me’de Mescid-i Hâram’da yazdı. Kitabı müsveddeden temize çekme işini de, Medine-i Mü- nevvere’de Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in mübârek kabri şerî- fi ile minberi arasında (Ravza-i Mutahhara’da) yaptı.
Sahih-i Buhâri, yirminci asır ilminin henüz erişemediği bir ilim disiplini ve mânevi mes’uliyet şuuru ile, en sağlam delillere dayanmak şartı ile kaleme alınmıştır.
"Nice sahîh hadisleri, sırf ri- vâyet edenin ufak bir kusuru yüzünden sahih’e almadım.’diyor.
Sahih-i Buhâri, Islâm kültürünün kilometre taşlarından biridir.
İslam âlimleri ittifakla buyurmuşlardır ki:
Kur’ân-ı Kerim’den sonra en sahih kitap Sahih-i Buhâri’dir...
Sahih-i Buhâri’ Kütüb-i Sit- te... denilen altı büyük hadis kitabının şâhı olup, sahasının ilk ve en mükemmel eseridir...
Sahih üzerinde Batılı ilim adamları da durmuşlardır. Bilhassa Fransız, Ingiliz, Alman ve Italyan müsteşriklerinin Sahih’in çeşitli yönleriyle ilgili hayli araştırmaları vardır. Bu önemli eser ayrıca İngilizce ve Fransızca’ya da tercüme edilerek basılmıştır.
Buhâri hazretleri, sağlığında
90.000 öğrenciye hadis okuttu. Bagdad’daki ilim meclislerinde
20.000 civarında dinleyicisi bulunurdu.
Buhâri’nin ismini ebediyete kadar ölümsüzleştiren birçok kıymetli eseri daha vardır.
Diyor ki: "Sevgili Peygamber’ imizin kabri şerifi başında ve geceleri ay ışıgında’Tarih-i Kebir’adlı kitabımı yazdım.’(4)

Buhâri’nin Vefatı
Buhâra Vâlisinin kendisinden, gelip çocuklarına el-Câmi’i özel olarak okutmasını isteyince; "Ben ilmi, sultan kapısına götürüp zelil etmem. Eger ilmi istiyorsan, mescidde, yahud evimdeki ilim meclisinde hazır bulun. Ben, birçok kimseleri hadis-i şerif dersinden men edip, bir-iki kişiye ders veremem. Bu sözümü kabul etmezsen, beni kürsüde ders vermekten men et. Böylece Allah (c.c.) katında mâzur olayım’ diyerek reddetmesi üzerine.
memleketini terketmek zorunda bırakılır.
Aradan bir ay geçmeden vâli görevinden alındı ve bir merkebe bindirilip;"Kötü işler yapanın sonu işte budur" diye bağrılarak şehirde dolaştırıldı. Vâlinin sözlerine uyarak, Imâm-i Buhâri’ye çeşitli ezâ ve cefalarda bulunan kimselerin de her birine insanların ders ve ibret alacakları çeşitli belalar isabet etti.(5)
Buhâri hazretleri, Semer- kand’daki akrabalarının yanına gider. Orada artık hayata karşı arzusu ve bağlılığı kalmayan Buhâri; "Yüce Rabb’im, yeryüzü bütün genişliğine ragmen bana dar gelmeye başladı, al beni yanına." Şeklindeki niyazlarının üzerinden bir ay geçmeden ruhunu teslim etti.(6)
Buhâri hazretlerinin vefatında, cenazesine yetişmek için uzak şehirlerde çırpınanlar, atlar kiralamış, bu sırada binek yetişmemesi üzerine bir atın sadece kirası satış fiatından birkaç misli fazlasına yükseldiği görülmüştür.
Yahya b. Cafer el-Bikendi diyor ki: "Eger kendi ömrümden Buhâri’nin ömrüne ilâve edip onun hayatını uzatmaya gücüm yetseydi, bunu mutlaka yapardım. Çünkü, benim ölümüm, bir adamın ölümü, o’nun ölümü ise ilmin yok olmasıdır..’♦

(1) Hatip Bağdadi, Tarihi Bagdad. c.2.13.
(2) Ibn Kesir. el-Bidaye, c.XI, 25.
(3) Sahih-i Buhâri Muhtasarn Tecrid-i Sarih Tercemesi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yaynlan. 4. Basla, 1976. Ankara cilt; I, s. III- VII.
(4) Buhâri. Doç.Dr. Mücteba Uğur, Kültür Bakanlığı Yayını, 1989. Ankara.
(5) Islâm Tarihi Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi, c.3.122.
(6) İlk üç asırda Islâm Coğrafyasında hadis. Dr. S. Kemal Sandıkçı. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayını. 1991, Ankara. 453.