Makale

ALÇALIRSA KADIN, ALÇALIR BEŞER

RÖPORTAJ:

Abdulbaki İŞCAN

“ALÇALIRSA KADIN, ALÇALIR BEŞER.”

İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili isleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek" amacıyla Başbakanlığa bağlı olarak 3 Mart 7 924 tarihinde kurulan Diyanet İsleri Başkanlığı, merkez, taşra ve yurtdışı kuruluşlarıyla 77 yıldır bu hizmeti yürütmektedir.
İslam dininin birlik, beraberlik, yardımlaşma gibi yüce prensiplerini halkımıza benimsetmek, İslam’ın güzel ahlak sistemi içinde vatandaşlarımızın mutlu olmalarını, insani, manevi ve milli değerlere bağlılıklarını sağlamak için başarı ile çalışan Diyanet İsleri Başkanlığı bu manada, imkanlar doğrultusunda etkin ve yaygın bir hizmet sunmaktadır.
Günden güne gelişen teknik ve medeniyetin, insanlara birçok sahada kolaylık ve rahatlık sağladığı gibi, bir takım problemleri de beraberinde getirdiği muhakkak. Bu problemlerin asılmasında tebliğ ve irsad hizmetlerinin bugüne kadar sağladığı ve bundan sonra sağlayacağı katkı da inkar edilemez bir gerçektir.
Başkanlığımız tarafından yürütülmekte olan bu tebliğ ve irsad hizmetlerinin beikide en önemli vasıtası vaizlik müessesesidir. Vaiz ve vaizelerimiz de bu müessesenin en önemli elemanlarıdır.
Diyanet Aylık Dergi olarak halkımıza, özellikle kadınlarımıza değerli hizmetlerde bulunan vaizelerimizle bir söyleşi yapmak istedik. Kendilerine meslekleri ile, toplumla ve ihtiyaçları ile ilgili çeşitli sorular yönelttik. İlgi ile okuyacağınızı ümit ediyoruz.

• Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
İsmim Hülya KOÇ. 1971/1972 Ankara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi mezunuyum. 24 senedir Başkanlığımızın bir personeli olarak vaizelik görevimi sürdürmekteyim. Bununla beraber üç yıl da Kur’an Kursu öğreticisi olarak görev yaptım. Memuriyet hayatım boyunca, hizmetlerimden dolayı birkaç kez Başkanlıkça ödüllendirildim.
• Meslek olarak neden vaizeliği seçtiniz?
Ben lisede, fen bölümünde okudum, idealim doktor olmaktı. Lâkin kendimi İlahiyat Fakültesinde buldum ve de okulu bitirmeye, dinime sahip çıkmaya, hem kendim, hem ailem, hem de memleketim, milletim için hizmet etmeye karar verdim. Rabbim de nasip etti. İlahiyat Fakültesi mezunu olduğum için vaizelikten başka seçebileceğim bir iki meslek daha vardı. Fakat vaizelik daha ağır bastı ve Diyanet isleri Başkanlığına müracaat ederek, hanımlarımızın dini yönden eğitimi için vaizeliğe talip oldum.
• Günümüzde vaize sayısının az olmasından dolayı olsa gerek halkımız arasında, özellikle bayanlar arasında vaizelik pek bilinmiyor. Bize mesleğiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bildiğiniz gibi vâz öğüt, nasihat demektir. Vaiz öğüt ve nasihat veren kişi, vaize de öğüt ve nasihat veren bayan demektir. Yani dini konularda eğitme, insanlara Allah-ü Teala’nın emir ve yasaklarını anlatma mesleği. Daha açıkça söylersek; iyiliği emretmek, kötülüklerden men etmek.
Bizi yaratan Allah [c.c.], bizim için dünyada ve ahirette kurtuluşumuza vesile olacak emir ve yasakları da mukaddes kitapları vasıtasıyla bildirmiştir. Kendi hür irademizle, isteğimizle seçtiğimiz dinin emir ve yasaklarını öğrenip hayatımıza geçirebilmeliyiz ki, dünyada da ahirette de mutlu olalım. Bizim görevimiz, mensubu olduğumuz yüce İslam dininin esaslarını gücümüz nisbetinde anlatabilmektir.

• Hizmetlerinizi ne şekilde yürütüyorsunuz? Yani nasıl bir sistemle çalışıyorsunuz?
Çalışmalarımızı bize verilen programa göre yürütüyoruz. Günün, haftanın ehemmiyeti ile ilgili konularda; bilhassa hanımları ilgilendiren konularda, hanımları aydınlatmak için gerekli bilgi birikimini kullanarak hizmet veriyoruz. Araştırılması gereken konuları kitaplardan araştırıyoruz. Gerektiğinde müftümüze, gerektiğinde Din işleri Yüksek Kurulu’na meseleleri sorarak aydınlanıyor ve aydınlatmaya çalışıyoruz.
Dini konularda insanları eğitirken çağımızın sorunlarını göz önünde tutmak zorundayız. Bu yüzden çok araştırıyoruz. Zaman zaman vaize arkadaşlarla istişare toplantıları yapıyoruz. Zaman zaman da müftümüzle meseleleri topluca görüşüyoruz. Özellikle temel kaynağımız Kur’an-ı Kerim’i anlamaya çalışıyor; tefsirle meşgul oluyoruz. Sevgili Peygamberimizin hayatını, hadis-i şeriflerini, sünnet-i seniyyesini araştırıyoruz. Kur’an ve sünnetin istikametinde bilgi verebilmek için çalışıyoruz.
Vaaz edeceğimiz caminin görevlilerine, vâz gün ve saatimiz müftülük aracılığı ile bildiriliyor. Onlar da cemaate duyuruyorlar. İlk gelen cemaatle bizler tanıştıktan sonra haber kendiliğinden yayılıyor. Öğretmenlikte talebeniz hazır olur. Biz ise cemaatimizi iğne ile kuyu kazar gibi toplarız. Ama bir de toplanınca artık dersleri, sohbetleri pek bırakmak istemezler. Onlarla bazen bir sosyolog, bazen bir psikolog, bazen bir anne, bazen de bir kardeş oluyoruz. Zaman içerisinde biz derslerimizi camilerden Kur’an kurslarına kaydırdık. Hanımlar için her zaman camiye girmek mümkün olmuyor. Böylece herkes daha rahat olarak derslere devam ediyor. Bu tür sohbet toplantıları için hanımlara aslında ayrı salonların tahsis edilmesi belki de daha iyi olurdu.
• Soru sorabiliyorlar mı?
Tabii. Günün konusunu anlattıktan sonra gerek konu ile ilgili olarak, gerekse kendilerince önemli gördükleri sorulara zaman ayırıyor, onları cevaplandırıyoruz.
• Genelde ne tip sorular yöneltiyorlar size?
Bilhassa erkek hocalara sormaktan çekindikleri abdest, gusül ve doğum kontrolü hususlarında, kocaları ile olan ailevi sorunlar, çocuk terbiyesi hakkında sorular ve problemlerini bizlere aktarıyorlar.
• Müftülükte de görev yapıyor musunuz?
Evet. Haftada bir gün müftülükte nöbetimiz var. Hergün bir arkadaşımız telefonla veya bizzat müftülüğümüze gelerek soru soran kardeşlerimizin sorularını cevaplandırıyor. Bu da Sayın Müftümüzün hassasiyetle üzerinde durduğu icraatlarından biri. Kendisine bu tür hizmetlerde bizlere destek olup, yolumuzu açtığı için teşekkür ediyoruz. Zira irşad hizmeti adı altında bizim hizmetlerimizin daha geniş sahaya yayılmasında da bize çok destek oldu ve onbeş günde bir Ankara ilçelerine hizmet götürmemiz için de bir program ayarladı. Bu sayede daha çok insana ulaşma imkanımız oldu. Gittiğimiz ilçelerde 2. veya 3. kez istekler aldık. Demek ki çok ihtiyaç var bu hizmetlere.
• Sayınız yeterli mi?
Önemli bir konuya temas ettiniz. Maalesef bu konu bizi çok üzüyor. Ankara’da altı vaize kaldık. Bunun beş tanesi yirmi yılın üstünde, hemen emekli olabilecek durumda. Türkiye çapında yirmi yedi kadar olduğumuzu duyunca biraz yüreğimize su serpildi. Yine de çok az. Altmış milyonun yarısı kadın... Belki daha da çok.
• Sayıca yetersiz olmanız da bir anlamda öncelikle kadınların dini konularda yetersiz bilgi sahibi olmaları demek. Toplumumuzda maalesef var olan, özellikle son zamanlarda iyice su yüzüne çıkan hurafeler hususunda neler söylemek istersiniz?
Bu olaylar bizi çok üzüyor. Bunlar toplumsal gerçekler. Biz gençlerimize, insanımıza sahip çıkamazsak sahip çıkan birileri bulunur. Bütün bu çirkinlikler cehaletin bir örneğidir. Çocuklarımız üniversiteye bile gitse onlara Allah, peygamber, din. ahiret, hesap, mizan, iman, ibadet ve güzel ahlakla ilgili "İslami Mesajlar" vermeden huzuru sağlamamız mümkün değildir.
Çocuklarımıza küçük yastan itibaren İslamî bilgiler verilmeli. Annelerimiz yetiştirilmeli. Dünyaya özenen, meyleden anneler yerine dünya ve ahiret dengesini kuran anneler olalım. Tarihe imzasını atmış ecdadımızın anneleri imanlı, abdestli, namazlı güzel ahlaklı idiler.
• Din İşleri Yüksek Kurulu’nda kadın üye olması fikrine nasıl bakıyorsunuz?
Olmaması için bir sebep yoktur. Buraya talip bir hanım olmamıştır kanaatimce. Bu kurula üye seçimle yapılıyor. İsteyen hanım talip olabilir. Buraya talip hanımların yetişmesi en büyük arzumuzdur. Hz. Aişe’ler, Hz. Fatıma’lar bu evsafta hanımlardı. Cenab-ı Allah (c.c.) bizleri de onlara layık eylesin.
• Yurtdışı hizmetiniz oldu mu?
Evet oldu. Malum yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız var. Müslüman Türkler. Onların dini inanç ve ibadetleri hakkında çok sıkıntı çekip; çocuklarına bu konuda eğitim verecek imkanlara sahip olmadıklarını biliyoruz. Bu konuya hassasiyeti nedeniyle Diyanet İsleri Başkanlığımız bilindiği gibi her sene yılbaşında ve ramazanda dış ülkelerde yaşayan vatandaşlarımıza hizmet için erkek ve bayan görevliler gönderiyor. Ben de geçen sene Danimarka’ya (yılbaşı), bu sene Hollanda’ya ramazanda görevli olarak (üç hafta) gittim. Gerçekten bu yönden çok büyük bir açlık var oralarda. Maddi sıkıntıları yok. Fakat manen bunalımdalar. Çocuklarımıza Yüce İslam dinini öğretemiyoruz diye üzülüyorlar. Çocukların batıl yönlere kaymasından ya da ateist olmasından endişe ediyorlar. Oralara daimi din görevlilerinin gönderilmesini, sayılarının da artırılmasını arzu ediyorlar.
Hem yurt içinde hem yurt dışında çok büyük bir ihtiyaç var bu konuda. Eğer devlet olarak ciddi boyutlarda bu konulara el atılmazsa işte insanlarımız din diye birtakım sapıkların, sapıklıkların ardına düşer.
• Sene basında yapılan vaizler seminerinde hacca bayan görevli gönderilmesi ile ilgili istekleriniz olmuştu herhalde.
Evet, bir çok konuda olduğu gibi hac konusunda da isteklerimizi bu seminerde dile getirmiştik. Sayın Başkanımız Mehmet Nuri YILMAZ, bayan görevli göndermek üzere vaadde bulundu, müjdeyi verdi. Verilen sözde durulacağını ümid etmekteyiz. Ben üç kez (kendi özel imkanlarımızla) hacca, iki kez de umreye gittim. Orada hanımların bu tür irşada çok ihtiyacı olduğunu bizzat tesbit ettim. Hanımlar bu hizmeti istiyor. Gidenlerin % 50’si kadın. Ve her şeyi erkek görevliye soramıyor. Bu yüzden hanım görevliye ihtiyaç vardır ve bunu artık hemen herkes takdir etmektedir.
• Son olarak eklemek istediğiniz birşey var mı?
Din," yaşam biçimidir, hayat tarzıdır. Prof. Ali Fuat Başgil: "Günlük hayata tesir etmeyen İslam, İslam değildir" dediği gibi İslam günlük hayatla içiçedir. Tuvalet adabından alışverişe kadar her şeye ait hüküm var içinde. Bir müslüman davranışlarını Kur’an-ı Kerim’e ve hadis-i şeriflere, Sevgili Peygamberimizin sünnet-i seniyyesine uydurursa onun saç taraması, tırnak kesmesi gibi dünyevi işleri de ibadet hükmüne geçer.
İslam kadına çok büyük değer vermiştir. Dünyadaki hiçbir nizam İslam’ın kadına verdiği değeri verememiştir. Haklarını koruyamamıştır. İslam dini 1400 küsur sene evvel kadınların haklarını tesbit etmiştir. Buna göre kadınların da kendilerini yaratan ve değer veren Rabbini bilmesi, ona itaat etmesi gerekir. Zira şairin dediği gibi:
"Bir milletin nisvanı (kadınları) o milletin derece-i terakkisinin mizanıdır.
Alçalırsa kadın, alçalır beşer