Makale

HUZUR MEKANLARI

HUZUR MEKANLARI

Şükrü ÖZBUĞDAY

İSLAM nazarında din, kişinin Cenab-ı Hak’la ve diğer insanlarla irtibat ve münasebetlerini tanzim ve organize eden prensiplerin mecmûudur. Bu sebeple İslâm Dininde iktisat, hukuk, ahlâk, eğitim ve öğretim gibi konular üzerinde durulmuş, Cenab-ı Hakk’ın, Resûlüllah’a inzal buyurduğu ayetlerde insan hayatının bütün bu yönlerini ilgilendiren ve şekillendiren esaslar getirilmiştir.
İslâm’da dinî merkez denilince ilk akla gelecek müessese, mescid-cami olacaktır. Nasıl ki, Hristiyanlığın dinî merkezi, dinî işlerm icra edildiği yer kilise, Yahudiliğin dinî merkezi, havra
ise...
İslâm Dini’nin beşer hayatının her yönüyle ilgilenmesi münasebetiyle, dinî merkez durumunda olan ve Hazreti Peygamber ile ilk halifeler döneminde tama-miyle bir "hükümet konağı" mahiyetini arz eden camiler, her türlü dünyevî ve uhrevî problemin çözüme ka-vuşturulacağı yerler olarak önemli fonksiyon icra etmiş ve cemiyet hayatında önemli bir rol oynamıştır. Şöyle ki: Müslümanlar için yeryüzü temizdir ve ibadete elverişlidir. Ama Allah’ın zikredildiği semtler, ruhî hayata sahiptirler. Müminler huzuûr ve huşu içinde "Allah’ın evi"nde kendilerini Rablerine verme, O’na kavuşma imkanını bulurlar.
İslâm birlik ve beraberlik, muhabbet ve kardeşlik dinidir. İtibar, mal ve mevki farkı gözetilmeksizin camide bir araya gelen, aynı safta omuz omuza duran İslâm cemiyetinin fertleri ancak burada kaynaşır, İslâm’ın arzuladığı ruha sahip olurlar.
Cami, İslâm’ın insanlara tebliğ edildiği vaaz ve nasihatin yapıldığı, kişiye hayatta takip edeceği hatt-ı hareketi gösteren pusulanın verildiği bir tercih mekanizmasıdır.
Cami bir ilim meclisi, bir eğitim ve öğretim müessesesidir. İslâm’ın ilk yıllarından itibaren orada ders halkaları teşekkül etmiş, yüksek seviyede öğretim veren bir kuruluş mahiyetini al-mıştır. Kur’an, tefsir, hadis gibi pek çok ilimler burada tahsil edilmiştir.
Cami, bir İslâm kültür sarayıdır. Orada edebî konuşma ve yarışmalar yapılmıştır.©
Cami, siyasî meselelerin müzakere edildiği bir istişare meclisi, diplomatik görüşmelerin yapıldığı bir resmî toplantı salonu olarak kullanılmıştır. Hz. Peygamber, devlet meselelerini ora-da Ashabı ile görüşmüş, kabilelerin delegelerini orada kabul etmiştir. Rasülül-lah’tan sonra halifelere, orada biat edilmiş, devleti ilgilendiren konularda halifeler, orada minberden tebaya hitab etmişler, çalışmalar ve kararlar hakkında vatandaşlarına bilgi vermişler, isteklerde bulunmuşlardır. (2)
Hz. Peygamber pek çok hukukî meseleyi camide halleder, kaza organı olarak kendisine iletilen davalarda davalı ve davacıyı dinlemede camiyi mahkeme salonu olarak kullanırdı.
Hz. Peygamber camide içtimaî meselelerle ilgilenir ve duruma göre getirdiği hükümleri buradan ilân ederek, halkın sosyal yaşantısını da idare ederdi.
Cami, İslâm iktisadiyatı ile ilgili uygulama ve müzakerelere de sahne oluyordu. Resûl-ü Ekrem’in camide teberruları kabul ettiği ve ihtiyaç sahiplerine dağıttığı olur, zaman zaman bu-rada ticarî müzakereler yapılırdı. 0)
Cami, Hz. Peygamber devrinde bir nevi ordu karargâhı idi. Askerî plânların ve müzakerelerin orada yapıldığı olurdu. Uhud Gazvesinden hemen sonra, İslâm ordusunun komutanları geceyi mescidde geçirmişlerdi. Daha sonraki devrelerde de cami bu askerî ehemmiyetini korumuştur. Düşmana karşı cephe teşekkülünde camilerin gerçekten büyük rolü olmuş, komutanlar buradan medet istemişlerdi. Meselâ Hz. Ömer, Medine minberinden Irak’ta İslâm ordularının gerileyişini ilân etmiş ve müslümanlardan bu beldelere yürümeleri talebinde bulunmuştur. W
Daha yakın tarihimizde de camilerin aynı fonksiyonu icra ettiklerini görürüz; 1. Cihan Harbi esnasında, savaşa meydan olan bütün İslâm ülkelerinde camiler, asker kayıt büroları, asker sevk merkezleri ve mühimmat depoları vazifesini görmüş, İstiklâl Savaşında camilerimiz inkar edilmez görevler ifa etmişlerdir.
Caminin tıbbî bir bakım müdahale ve tedavilerin yapıldığı bir hastane vazifesi gördüğüne de şahit oluyoruz. Harpte yara alanlar orada tedavi ediliyor, bir nevi kan aldırma ameliyyesi olan hacamatın orada yapıldığı oluyordu. (5)
Resûlullah gününde cami, merasim ve spor salonluğu da yapmıştı. Onun izni ile bir bayram günü Habeşliler, mızrak ve kalkan oyunları gösterisi yapmışlar, hatta Hz. Peygamberin arkasından Hz. Aişe de bu gösterileri izlemişti. (6)
Çok kalabalıklaşan İslâm toplumunda, buna paralel olarak ihtiyaca göre bir takım müesseseler tesis edilmiş ve caminin gördüğü fonksiyonlar buralarda icra edilmiştir.
Ancak cami, bir beldenin İslâm vatanı oluşunu simgeleyen ebedî damgadır. Bunun için Peygamber, gönderdiği birliklerin gittikleri yerlerde şayet bir cami görürlerse, cami oranın İslâm beldesi olduğuna delalet ettiği için, halkına dokunmamalarını emrederlerdi. (7)
Hz. Peygamber camilerin toplum hayatındaki önemi sebebiyle, Medine’ye hicretinde kısa bir müddet kaldığı Küba’da hemen bir cami inşaa ettirmiş, şehre intikal ederek ilk yerleştiği andan itibaren de ilk faaliyeti; Medine Camiini bina etmek olmuştur. Hz. Peygamber (S.A.S.) ve Ashabı omuzlarında tuğla ve taş taşımak suretiyle caminin yapılmasına bizzat iştirak etmişlerdi. Şu beyitleri söyleyerek Müslümanlar yorgunluklarını gidermeye çalışıyorlardı.
Allah ’m ahiret hayatından başka hayat yok.
Muhacir ve Ensar’ı sen bağışla çok.
Peygamber (S.A.S.)’i bizzat çalışır gören Sahabiler, Onun kendisini ayrı tutmadığını görünce gayretleri artıyor, hatta birisi şu beyti okuyordu:
Peygamber çalışırken biz oturursak,
işte bu bir felakettir bizim için.(8)
Daha sonra Emevîler, Abbasîler, Selçuklular ve Osmanlılar devrinde, caminin yukarıda zikrettiğimiz,
önemli sosyal ihtiyaçları karşıladığını görürüz.
Günümüzde cami, İslâm toplumunun maddî ve manevî eğitim kaynağıdır. Çünkü orası ibadet sahası olduğu gibi, ilim merkezidir de. Terbiye ve edep dairesidir. Namaz farizası ile irtibatlı bir eğitim bürosudur. Namaz safları ahlâk ve gelenektir. İşte İslâm’ın özü budur.
Caminin toplum hayatındaki rolü sebebiyle Hz. Peygamber (S.A.S.) camilerin sayılarının artırılması hususunda teşviklerde bulunuyor, "İçerisinde Allah’ın zik-redildiği bir cami bina edene, Cenab-ı Hak Cennet’de bir köşk hazırlar’^1O buyurarak, her mahallede bir caminin açılmasını ve temiz tutulmasını emrediyordu. (12)
İslâm’ın intişarında ve İslâm toplumunda önemli fonksiyonu olan camilerin, zamanla toplum hayatından çekilerek, sadece ibadete münhasır yerler haline gelmeleri ve cemaatlerinin azalması düşündürücüdür. Caminin Resûlüllah devrindeki sosyal aksiyon ve aktivitesine kavuşturulabilmesi için şu hususları yerine getirme durumundayız:
a) Bilgili, kabiliyetli, İslâm’ı anlatmak için çırpınan fedakâr imam-hatipler yetiş-tirilmelidir.
b) İlim ve teknik çağının yorduğu, bunalttığı insanın dinlenip rahat ve huzura ka-vuşabileceği yerlerden birinin, belki en güzelinin camiler olduğunu hatırdan çıkarmayarak, camilerimiz tertemiz, pırıl pırıl ve cazibeli olmalıdır.
c) Toplumu cami çevresinde toplayabilmek ve manevî bir hava içerisinde tutabilmek için, cami civarında Müslümanların sosyal ihtiyaçlarını karşılayan kurumlar yapılmalı ve bakımlı olmalıdır.
d) Camiler, ibadetin dışında Müslüman halkın genel toplantı yeri olma vasıtası, her zaman koruyarak halkla bütünleşen kurumlar olmalıdır.

(1). Canan a.g.e. s. 375
(2) M. Hamidullah İslâm Peygamberi Çev. M. Said MUTLU İst. 1964 C-.S.264; (3) İslâm Ansiklopedisi "Mescid’ maddesi C.8 s. 34
(4) Hasan İbrahim Tarih-ul-lslâm 1. 523-524
(5) I. Canan Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye s. 373
(6) a.g.e.
(7)EbuDavut, Cihat 91
(8) Gazali sh. 195
(9) Baz. Dr. Mustafa KILIÇ Cami ve sosyal hayattaki yeri Diyanet Dergisi 27, 4 39
(10) Gazali a.g.e. sh. 195
(11) Müslim Mescid 24 (12)EbuDavudSalat 13