Makale

İrfani Şiirimizde Kaf ve Anka Mazmunu

İrfani Şiirimizde Kaf ve Anka Mazmunu

Yrd. Doç. Dr. Hasan Aktaş
Recep Tayyip Erdoğan Üniv. İlahiyat Fak.

İrfani şiir, her şeyden önce Kur’an ve hadis merkezlidir. Bu şiir, kültür ve edebiyatımızda “divan şiiri” olarak isimlendirilir. Başta “divan” kelimesinin epistemolojisini Kur’an’dan aldığının altını çizelim. Divan, sosyal hayatta bir ulu meclistir, onun ledünni şiirde karşılığı mazmunsal olarak Allah’ın huzuruna çıkmaktır.
Divan kelimesinde önemli metafizik mazmunlar olduğu gibi divan şiirinin mitolojiden yararlanarak ürettiği estetiğin arka planında da önemli mazmunlar gizlidir. Bu bağlamda divan şiirinin malzeme olarak kullandığı her bir kelimenin ve her bir kavramın arka planında öte/aşkın okumalar yapılması gereken mazmunlar gizlidir. Bunlardan ikisi, divan şiirinin sürekli gündemde tuttuğu Anka ve Kaf kelimeleridir.
Sözlük anlamı olarak Anka, bir kuş; Kaf da bir dağdır. Yalnız dikkat edilecek olursa, her ikisi de yeryüzü coğrafyasında herhangi bir karşılığı olmayan muhayyel birer varlık ve mekândır. Anka, adı var kendi yok muhayyel bir kuştur. Kafdağı da adı var kendi yok muhayyel bir mekândır. Divan şiiri, tarifi şimdiye kadar net olarak yapılmayan ruhu Anka kuşunun muhteviyatına sığdırmış ve mazmunsal olarak arka planına gizlemiştir. Aynı şekilde ahiret de Kafdağı kelimesinin içeriğine ve zımniyetine sığdırılmıştır.
Evet, divan şiirindeki Anka’nın mazmunsal olarak karşılığı ruhtur. Anka nasıl ki yükseklerden uçup yere konmazsa, ruh da yükseklerden uçar ve asla yere konmaz. Anka, nasıl ki her kuştan birer işaret taşırsa, her ruh da bütün insanların ve özellikle de bir süreliğine konuk oldukları bedenlerin karakteristik özelliklerinden birer işaret taşır. Anka’nın çocukları alıp birer birer götürmesi gibi ruhlar da bedenleri alıp götürür. Anka kuşunun çocukları yemesi aslında ölümün bir mazmunudur. En nihayet dünya da bütün insanları ölümle yer.
Bütün Anka kuşlarının yeryüzünden yok olması kıyamet mazmunuyla alakalıdır. Kıyamette de bütün insanlar yeryüzünde yok olacaklardır. Divan şiirinde bu mazmun ekseninde pek çok imgeler üretilmiştir. Anka havalandığında bilgi ağacının dalları sarsılırmış. Bu, kişinin ölümüne âlemin ağlamasıyla ilgili bir mazmundur. Yani “İnsanın ölümü âlemin ölümü gibidir.” sözünün mazmun olarak rafine edilmiş hâlidir. Anka kuşunun havalanırken bilgi ağacının dallarını sarsması ve meyvelerini dökmesi, insanın ölürken dünyada kalanları sarsması ve peşinden soyunu devam ettirecek döller (oğullar ve kızlar) bırakmasıyla ilgilidir.
Anka’nın Rüstem’in babası Zal’ı beslemesi ise ruhun bedeni beslemesiyle ilgili irfani bir durumdur. Ruh ile beslenmeyen beden ölüdür. Eğer Zal da Anka tarafından beslenmeseydi ölecekti. Divan şiirinde ruh ile beden ilişkisi böylesine güçlü bir epistemolojiyle anlatılır.
Anka, âşığın sevgilisidir. Âşık bir anlamda vücut olarak telakki edildiği zaman ruhunu/Ankasını sever. Bu bakımdan âşık, ruh/sevgili ile hayat bulur. Ruh da bedenin sevgilisidir. Bedenin Mecnun olduğu yerde Leyla Anka, yani ruh olur.
İrfani şiir geleneğimizde Anka ile Kafdağı sürekli birlikte anılır. Kafdağı, bilindiği gibi dünyayı kuşatan aşılması güç efsanevi bir dağın adıdır ve divan şiirinde ahiretin mazmunudur. Anka kuşu, nasıl dünyayı aşıp Kafdağı’na ulaşırsa, ruh da dünyayı aşıp ahirete ulaşır.
Kısaca beden ile ruh ilişkisi Anka ve Kafdağı ile mazmunlaştırılmıştır ve her ikisi birlikte ruh ile ahireti temsil ederler. Yani irfani şiir geleneğimizde Anka ile ruhu, Kafdağı ile ahireti okumalıyız. Divan şiirinde ahiret ile ruh açılımını estetik bağlamda Anka ve Kafdağı ile yapmak zorundayız. Küçücük bir kuşun muhteviyatına mazmunsal olarak tarifsiz ruhu ve muhayyel bir dağın içeriğine de ahireti sığdıran divan şiiri irfani olduğu kadar aynı zamanda bir tefekkür şiiridir.
Divan şiirinde ruh Anka ile tarif edilmeye ve somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Ahiretin ulaşılamazlığı da Kafdağı ile zihinlerde tecessüm ettirilmeye çalışılmıştır. Akaid ilminin tarifte zorlandığı ruh ve ahiret konusunu şuurdan hareket eden divan şiiri, mazmun ekseninde imgelerle rahatça zihinlere resmetmiştir.
Şiirle estetik birer kimlik edinen ruh ile ahiret artık hayal dünyasında açımlanır. Ruh, Allah’ın hikmeti; ahiret de himmetidir. Himmeti, hikmet anlarız ve tefsir ederiz. İnsanlar hikmeti ruhtan tahsil ederler. Bu durumda Anka da ahiretin mazmunu ve müşerrihidir. Anka kuşunun ölümsüzlüğü de ruhun ölümsüzlüğüyle alakalıdır.
Anka kuşunun yanması ise dünya hayatının çilesini anlatan İbrahimî bir mazmundur. İbrahim, bir anlamda Nemrut’un ateşinde yanarak var olmuştur. Kuşun yanması, cehenneme inişin; nurundan tekrar doğması ise cennete uçuşun birer sembolüdür. Yeniden doğuş, dirilişin ve saf şuur hâlinin tebarüz etmesini simgeler.
Kafdağı, ismini Kur’an-ı Kerim’in ellinci suresi olan Kaf suresinden alır. Kaf, Allah’ın kudret sıfatının ilk harfidir. Kafdağı’ndan Allah’ın kudretinin azametinin büyüklüğünü çıkartmamız gerekir. Ahiretle ilgili bütün hususiyetleri Kafdağı mazmununun içeriğinde bulmak mümkündür. Kafdağı’nın sekiz tepeli yedi tepe üzerine kurulmuş olması cehennemin yedi kat ve cennetin de sekiz dereceli oluşuyla ilgili bir mazmundur. Kafdağı, insanın metafizik muhayyilesini de remzeder. Kafdağı’nda bulunan ejderhalar cehennemin ifritleridir.
Hülasa, divan şiiri kâinattaki her bir nesneye irfani bir perspektiften hikmet ile bakmış ve böylece mazmunlarla himmeti elde etmiştir. Divan şiirinin kullandığı her bir kelimenin arka planında muhtelif mazmunlar ve hatta mazmunlar içinde âlemler/mazmunlar gizlidir. Bu bağlamda divan şiiri bütünüyle bir hikmet ve irfan şiiridir. Bu şiiri muhtelif teorilerle okuduğumuzda arka plandaki bilmeceyi çözeriz. Böylece kâinatı ve insanı daha iyi anlamış oluruz.